082. Ölümdeki Eşitlik

082. Ölümdeki Eşitlik

004. İblis Lordunun Doğuşu

.

.

.

Clayman içinde bulunduğu durumu anlamakta zorluk çekiyordu, gözleri kıpkırmızıydı.
Bakışları Milim ve bizim aramızda hızlı bir şekilde gidip geliyordu.
Ve gözlerini diğer İblis Lordlarına çevirdiğinde donakaldı.
Görünüşe göre en sonunda dediği şeyleri anlamıştı; Milim’ i kontrol etmekte olduğunu itiraf etmişti.
Bu Milim için bir rol olsa bile durumun çehresi değişmişti, aslında kontrol edilen Clayman idi.
Clayman kızgın bir şekilde yavaşça geriye doğru çekilmeye başladı.

[Olmaz, bunu anlayamıyorum (akıl almaz)… İblis Kukla (yeteneğim) başarılı olmuş olmalıydı!
Neden büyümün etkisi altında değilsin? Bu gerçek olamaz!]

Şaşkın bir şekilde ağzından bunları kaçırdı.
İçinde bulunduğu durumu düzeltemezdi.
Her şey ortadaydı, artık bir bahane üretemezdi. Onun için artık geriye sadece yapması gereken tek bir şey kalmıştı.
İblis Lordları Clayman’ ın Milim’ i kontrol etmeye çalıştığını çoktan anlamıştı ancak İblis Lordlarının bunun nasıl yorumladığı aralarında değişim gösteren bir şeydi.
Ancak, bunun gibi alçak davranışlarda bulunan birisi için bahşedilecek cezaya çoktan karar verilmişti.
İblis Lordlarının arasında saldırmazlık anlaşması olsa bile bu anlaşma bir kavga başlatmayı içermiyordu.
En sonunda Clayman güvenilirliğini kaybetmişti.
Sonu kesindi, ne kadar da acınası bir durumdaydı.
Ama diğer İblis Lordları Clayman’ a cehennemin derinliklerine tek yönlü bir bilet verme şansını elde edemedi.

[Aynen, Rol yapması baya zordu!
Yani kullandığın büyünün üzerimde hiç etkisi yoktu.
Büyünün etkisi altına girebilmem için bedenimi çevreleyen birkaç bariyeri etkisiz kılmak zorunda kaldım.
Daha sonra kendimi zorlayarak dayanıklılıklarımı düşürdüm.
Ve büyünün kontrolünün altında olduğuma inanman için mükemmel bir şekilde rol yapmam gerekti.
Dikkatli birisin, bu yüzden sanki benim üzerimde tamamen kontrol sahibi olduğunu sana hissettirmem (inandırmam) gerekti.
İşte böyle! Seni kandırmak için elimden gelenin en iyisini yaptım, biliyor musun?] (Milim)

[N…Ne…? Bütün bunlar bir rol müydü? Hep… Hepsi bir kandırmaca mıydı?
İblis Kukla herkesi domine edebilmeliydi, bir İblis Lordunu bile!
Bu Nihai bir Büyü!!!] (Clayman)

[Öyle mi? Ama beni tamamen ele geçirebilmen imkânsızdı bilmiyor musun?
Yani, bunun gibi şeyleri etkisiz hale getirmek benim ustalık alanım] (Milim)

Milim gururlu bir şekilde açıkladı, göğsünü ileri doğru çıkarırken.
Odadaki diğer kadınlar bu hareketine sadece iç çekebildi.

[Ancak, Clayman Milim’ e daha önce vurduğunda endişelenmeye başladım.
Milim’ in planının başarılı olacağından şüphem yoktu ancak evimin yerle bir olmasından korkuyordum.
Cidden, buna dayanabilmene çok memnunum.]

Harpy, İblis Lordu Frey kanatlarını tamamen açarken konuştu.
Ona daha önce de mi vurmuştu?
Akıl almaz birisi, ölmek mi istiyordu?

[Umm… Bende bir yetişkinim. Yetişkinler bunun gibi şeylere dayanabilir.] (Milim)

Yetişkin kısmını her ne kadar vurgulamış olsa da bir çocuğun aura’ sına sahipti.

[Neresi acaba? Aman neyse.
Her halükarda, neden Clayman’ ı kandırmaya çalıştın?] (Rimuru)

[Mmm…? Yani, Clayman’ ın baya şüpheli açıklamalarda bulunduğunu hatırladım;
Tempest Şehrine bir insan ordusu ile saldırarak insanlar ve canavarlar arasında bir savaş başlatmak gibi.
Eğer bu olsaydı ilginç şeyler gerçekleşmeyecekti, bu yüzden bu komployu durdurmaya karar verdim!] (Milim)

[Cidden? Sen… tek başına…]

[Fuwahahahaha! Dediğim gibi, ben bir yetişkinim!]

[Evet, evet kesinilkle öylesin.
Ama Clayman, sen kibirli salağın tekisin!
Kendine İblis Lordu demek için gerekli niteliklere sahip olduğunu düşünmüyorum.
Milim senin altında çalışmak zorunda olduğundan planlarına engel olmamış olsam bile… bende biraz sinirliyim.]

Dedi Frey, kendine hâkim bir öfke içerisinde.

[Yani durum bu… Benimde söyleyeceklerim var, şehrim yerle bir edildi.
Yani, Clayman, senin sonunu getireceğim!]

İblis Lordu Karion haykırdı, Milim’ in davranışlarının sorumluluklarını tamamen Clayman’ ın üstüne atarken.
Görünüşe göre Clayman diğer İblis Lordlarını da sinirlendirmişti.
Ancak aralarında en öfkeli şahıs bendim.
Milim’ in benim ve diğerlerinin iyiliği için elinden geleni yapmasına mutluydum.
Şerefsizin birisi tarafından ona vurulmuştu…
Karar verildi, huzur içerisinde ölmek için şansını kaybettin. Yok olmaya ve ölmek için yalvarmaya hazırlan.

[Affınızı diliyorum, ama bu benim düşmanım. Kendime bir İblis Lordu dediğim için, masada kendi koltuğumu kendim kazanacağım.
Ve bu şahsı beni bir İblis Lordu olarak tanımanız için kullanacağım.]

Diye açıkladım, sanki Clayman hedeflerimi gerçekleştirmek için bir araçmış gibi, elimden bir şey gelmezdi.
Yani… Esas amacım ne kadar güçlü olduğumu görebilmekti.
Sadece Milim gülümsedi.
Kelimeler ile açıklamamış olsam bile öfkem diğerlerine de aktarılmıştı.

Clayman, konuşmalarımızı dinlerken sakinliğini geri mi kazanmıştı?

[Kukuku. Öyle mi? Bu kadar ha? Gözlerimin yaşardı, bir arkadaşının iyiliği için casusluk yaptın ha.
Wahahahahahahaha, bu gerçekten harikulade bir fırsat.
O dehşet duyulan Milim, şimdi bir başkasına hizmet ediyor ha?
Neden bu şahıstan korkayım ki? Ne kadar komik.
Olsun, sıkıntı yok, biraz erken olsa da (son) kozumu kullanmama izin verin!]

Dedi, cebinden farklı renklere bürünmüş bir mücevher çıkarırken.
Bu mücevherden ruh enerjisi hissediyorum… bu enerji neredeyse 10.000 insan ruhu ile aynı seviyede…

✦✧✦✧✦ (Parıltı) ✦✧✦✧✦

Işık azalmaya başladığında biraz önce orada durmakta olan Clayman çok daha farklı bir şahsa dönüşmüştü.
Karşımda durmakta olan benliğin saç tellerinden büyü enerjisi yayılıyordu; arkasında farklı renklere bürünmüş bir buğu bırakıyordu. Saçının uzunluğu da baya uzamıştı.
Üst vücudunda giymiş olduğu kıyafeti yırtılmıştı ve yırtıklardan devasa kasları gözüküyordu.
Gözleri gökkuşağı renklerine bürünmüştü.
Bu benlik Dev İblis Lordu Dagruel’ i yenebilecek seviyede kutsal güç yayıyordu.
Clayman bu mücevheri bir katalist (TL: Kimyasal bir reaksiyonu hızlandıran madde) olarak kullanarak yapay bir İblis Lordu evrimi gerçekleştirmişti.
Ruh mücevherinden enerjiyi emerek kendisine zorla bir İblis Lordu olarak evrim geçirtmişti.
Ancak, özümsediği enerji kendisininkinden farklı olduğu için tam olarak tamamlanmamış bir hale bürünmüştü, Değişken (Yarı) Bir İblis Lordu olmuştu.
Ama Hasat Festivali’ nin bahşettiği hediyeleri beklemek zorunda olmadığından, bütün gücünü hemen kullanabilirdi.

(Clayman’ ın bakış açısı)

Biraz önce evrim geçirmiş bu beden yine de hala zayıftı.
Ama Özel Yeteneğim [Kukla Ustası] enerjiyi özümsedikten sonra evrimin izlerini taşıyor; gerçekten ezici bir güç.
Evet, bu gücü elde ettiğimden oradaki şahıstan (Guy) güçsüz hissetmiyorum.
Hayır, anlıyorum.
Ben gerçek bir İblis Lordu değilim, sonuçta bu sadece bir taklit.

Bu güç işte!
Bu bir uyanış!
Ve bu Gerçek bir İblis Lordunun Gücü!

Bir test olarak fırlattığım enerji topu nedeniyle İblis Lordu Karion geriye uçtu.
Frey de aynı durumda, buna karşı korunabilmek imkânsız.
Ama beklediğim gibi Milim yerinden bir santim bile oynamadı, ne kadar da can sıkıcı bir velet.
Ama daha önce evrim geçirmiş olsam bile onlara karşı kazanmak zor olur.
En azından Üç Yüce (Kutsal) Savaştan kurtulmuş İblis Lordları (var burada).
O yalaka periden başka, Guy, Milim ve Dagruel baya zor düşmanlar.
Yeni İblis Lordlarının üstesinden gelebilsem de bu üç kişi sıkıntılı.
Her zamanki gibi durumu sakin bir şekilde analiz edebiliyorum.
İki İblis Lordunun ayaklarını yerden keserek durumu hızlıca anlayabiliyorum.
Slime ve hizmetkârının iyi durumda olması can sıkıcı ama öncelikle geri çekilmeli ve tekrardan hazırlanmalıyım.
Eğer gerekirse teker teker alt edeceğim (onları).
Bana bu mücevheri veren “O şahsa” bunları rapor etmeliyim, gelecekte yapacaklarım için ona danışmalıyım.
O zaman, planım hazır.
[İblis Lordu Yıkım Işını] nı en güçlü seviyesinde kullanarak kaçışım için bir boşluk yaratmak mümkün.
Dikkatli olmam gereken kişi Guy ama o da bu duruma fazla ilgi duymuyor gibi.
Tamamdır. Kaçmak mümkün. Bu duruma bakarak verdiğim karardı.
Bunları düşünürken İblis Işınını kullandım.

Öyle bir yıkıcı güce sahipti ki bir İblis Lordunu bile yok edebilirdi. Biriken enerji parçalama ışınına dönüşüyordu, bu da düşmanın büyü sisteminin yok olmasına yol açabiliyordu.
Fiziksel savunma bir işe yaramazdı ve büyü gücü kullanan bir bariyer bile bu Nihai Büyü saldırısının gücü karşısında yok edilirdi.
Eğer bir kişiye odaklanılırsa, buna dayanabilecek bir şahıs yoktu.
Bu sefer geniş bir alanı etkilemek için kullandığımdan hayatta kalanlar olabilir ama rahat davranmak için zaman yok.
[İblis Lordu Yıkım Işını]’ nın gücüne güldüm, evrim geçirdikten sonra beklediğimden çok daha fazla güçlenmişti.

İblis Lordu Işını çevreyi ışık huzmesi ile kapladı, adeta etrafı bir gökkuşağı kapladı…

✦✧✦✧✦ (Parıltı) ✦✧✦✧✦

(Rimuru’ nun Bakış Açısı)

Işık huzmesi sakinleştiğinde Clayman’ ın yüzünde gerçekleşen şeyleri algılayamamış kızgın bir ifade vardı. En sonunda elindeki mücevheri çaldığımı mı fark etti acaba?
Görünüşe göre Raphael’ in öngördüğü kesite inanmakta doğru yapmışım.
Elimdeki mücevhere baktım ve gizlice “cebime” koydum.
Bir şey çalmıyorum.
Clayman mücevheri aktifleştirirken elini yukarı kaldırdığında, o anda elini yedim.
Kesinlikle güzel bir şeyi ele geçirdim, daha sonraki araştırmalarda baya yardımcı olacaktır.
Eğer Clayman bu mücevheri kullanabilmeyi başarsaydı gerçekleşecek şeyler Raphael’ in gelecek öngörüsü ile aynı olacaktı.

Onu tamamen kırmanın bir diğer yöntemi kozunu elinden almaktı.
Yani mücevhere sahip olmak istediğim için onu çalmadım ama başka bir nedenim vardı.
Evvela Clayman beni hafife alıyordu.
Düşünce Hızlandırımı algıyı 1 milyon kez hızlandırabiliyor, yani sanki zaman durmuş gibi oluyor ama aynı zamanda zihnin içinde büyü gerçekleştirmekte mümkün.
Diğer bir deyişle, bir büyü aktifleştirmek için fazla zaman istese de birden fazla büyüyü bu durumdayken gerçekleştirebiliyorum, düşmanın evrim geçirmesine izin vermek ahmakçaydı.

İblis Lordları yavaşça kendilerine geliyordu.
Ama kozlarımı çok fazla göstermek istemediğim için (ortamdan yararlanarak belli etmeden) parlak ışıklar saçarak kandırıyordum. Ancak görünüşe göre aralarında bazıları yaptığım şeyi görmüş gibi.
Yapacak bir şey yok, karşımdaki üst seviye bir düşman.
Olabildiğince kozlarımı göstermemek istiyorum ama az bir şey tahmin etmelerini engelleyemem.
Eğer Bilgelik Lordu Raphael bunu yapabiliyorsa, düşmanın da aynı şeyi yapabileceğini düşünmem gerek.
İyi bir cevap bulamıyorum; çok fazla yapacak bir şey yok bu yüzden Clayman’ a seslendim.

[Oi, Eğer kozunu kullanmak istiyorsan bunu hızlı bir şekilde yap. Seni bekleyeceğim.
Sakın bana biraz önceki ışığı kullanarak kaçmayı planladığını söyleme?]

Onu köşeye sıkıştırmaya başladım.
Kötü bir insanım biliyorum. Aman neyse ben bir insan değilim, bir Slime’ ım, bu durum canını mı sıkıyor?

[N-Ne? Ne oldu?]

Clayman titremesini saklayamıyordu.
Kozu bir anda çalınmıştı ondan, yani görünüşe göre şu anda bulunduğu durumu anlayamıyordu.
Pekâlâ, sırada ne yapacaksın? Çoktan şah-mat oldun.
Senin gücündeki birisinin geleceği bana karşı ayaklandığında çoktan belliydi.
Şimdi, bu şerefsizi diğer İblis Lordlarını kandırırken alt etmem gerek.
Zamanım sınırlı, bu yüzden hızlı bir şekilde sona erdirelim bu işi.

[Söylesene Clayman, gaza getirdiğin Farmas Kralı’ nın kaderinin ne olduğunu biliyor musun?
Senin uzmanlık alanın bilgi toplamaktı değil mi? Bir hizmetkârından bu bilgiyi edinebildin mi?]

İradesini kıracağım.
Sadece bununla galibiyetimin önü açılır.
İradesini kırmak için en iyi yöntem korkuyu kullanmak.
Düşünce yapım baya kötüleşti gibi, sanki filmlerdeki kötü adamlar gibi oldum, acaba bir canavar olduğumdan mı bu?
Ve ya bir İblis Lorduna dönüştüğümden mi ki? … Her neyse, ikisinde de benim açımdan sıkıntı yok.

Clayman dediklerimi duyduktan sonra gözlerini bana çevirdi.
Görünüşe göre bu durum hakkında daha bir bilgi edinmemiş.
Farmas Krallığının Kralı Edomalis, o halen daha hayattaydı.
Buraya gelmeden önce onu Farmas Krallığının tahtına geri yerleştirdim.
Zihni benim yeteneklerimle destekleniyordu, yani kafayı yemeyecekti.
Büyük miktarda iyileştirici iksir üretmiştim, işkence görürken ölmesin diye.
Kafayı yemeyeceği bir seviyede hissedebileceği en fazla acıyı tattırıyordum ona. Kolu ve bacakları koparılıyordu ve sonra bir daha uzuyorlardı ve bu döngü bir süre devam etti.
Koparılan bacaklar ve kollar daha sonra Shion’ un yemeğinde kullanılıyordu ve ona geri yediriliyordu.
7 gün sonra, Shion’ un yeniden doğuşundan sonra, serbest bırakıldı.
Ona karşı hissettiğim nefretim azaldığında serbest bırakılmıştı.
Kralın şimdiki durumu ise; irade denen bir şey kalmamıştı geriye, yani eğer bana karşı çıkacak olursa onu istediğim zaman öldürebilirdim.
Ama eğer yaşadığı bunca şeyden sonra halen daha bana karşı ayaklanmaya çalışırsa işte o zaman onu ayakta alkışlarım.
Her halükarda, Youmu Kral olana kadar emirlerime itaat edecek bir kukla Kraldan fazla bir şey olmasına gerek yok.
Yani, başkaları tarafından kontrol edilmiş Kral cehennemi tattı ise, onu kontrol edenin daha da kötü bir şey tatması gerekmez mi?

[Shion, onu durduracağım (bulunduğu yere sabitleyeceğim), sonra senin ellerine teslim edeceğim.]

[Deminden beri ne söylüyorsun!? İnsan Kralına da ne olmuş?
Üstelik hizmetkârını benim düşmanım olarak göndermen? Seni korkak, benim düşmanım…]

[Başım ağrıdı. Kes sesini ezik!]

Emrimle birlikte Clayman’ ın gevelemesi sona erdi.
Konuşmaya çalışsa da hareketine zıt olarak ağzından ses gelmiyordu.
Bu çok doğaldı.
Yeni yeteneğim [Kuklacı] sayesindeydi bu, Clayman’ ın bir kelime bile etmesi imkânsızdı.
Yani, kullanıp kullanamayacağımı bilmeden çalmıştım bu yeteneği ondan (elini yerken).
Beklediğim gibi, Clayman yeteneğinin çalındığını fark etti ve çıldırdı.
Ancak hiçbir ses çıkaramıyordu.
Bunu yapmamın nedeni planlarının arkasındaki şahsı öğrenmekti, ama bundan önce…

[Shion, ona vurmana izin vereceğim ama sadece üç saniye.]

Aç kalmış bir köpek gibi ona beklenmesi söylenmişti ama şimdi bütün gücüyle üç saniye boyunca Clayman’ e vurdu.
Büyük olasılıkla yüz yumruktan fazlası Clayman’ ın bedenine inmişti.
Üç saniyelik pataklama bitmişti ve Clayman’ ın kendini iyileştirme yeteneği devreye girmişti.
Ancak, Clayman’ ın tabi tutulduğu dehşeti akıl edebilmiş biri var mıydı odada?
Clayman’ e yaptığım şey konuşarak anlatılacak bir şey değildi.
Kafayı yememesi için iradesini yeteneklerimle güçlendirdim ve aynı zamanda algı yeteneğini 1 milyon kez arttırdım.
Bu yeteneğim sadece benim üzerimde kullanılmıyordu, başka bir kimseye onu vererek ondan etkilenmelerini sağlamak mümkündü.
Bilgelik Lordu Raphael’ in etkisi altında Clayman’ ın zaman algısı uzatıldı, yani on gün boyunca dehşet içerisinde hiç ara verilmeden yumruklandı. (Mangekyou Sharingan gibi).
Shion’ un neler yapabileceğini bildiğimden ve bu şerefsizi de bildiğimden, amacım [Dehşet]’ i ona direk yumruklar ile aktarmaktı.
Bu yetenek sadece bedeni değil aynı zamanda ruhu da etkiliyordu.
Clayman’ ın acıdan kafayı yemesini önleyerek, hissettiği acıya ve dehşete bir kaçış yolu bırakmadan birikmesini sağlıyordum.
Yani, bu duyguları bastıramadığından, hissettiği korku ruhuna işlenmişti.

Üç saniye geçtiğinde, Clayman’ ın saçı beyaza dönüştü, dış görünüşü bir ceset gibiydi.
Clayman bir yaşayan ölüydü, eğer amacım iradesini kırmak olmasaydı yaptıklarım hiçbir işe yaramazdı.
Şu anda bile içinde bulunduğu durumdan bana karşılık verebilmesine imkân yoktu.

[Pekâlâ, o zaman, Clayman. Eğer uysal bir şekilde konuşursan seni öldüreceğim. Eğer konuşmazsan Shion ile bir kez daha oynamana izin vereceğim.]

Dediklerimi anladı mı ki?

[Konuş-Konuşacağım! Bildiğim her şeyi söyleyeceğim. Lütfen beni affet. Lüt-Lütfen beni öldür!!!]

Sesi sertleşmişti.
İradesini kırmakta başarılı mı olmuştum?

[Pekâlâ, o zaman sormaya başlıyorum. Bütün bunların arkasında kim var?]

Boş gözlerle bir süre bana baktıktan sonra, biraz tereddüt etti…
Ona kanlı gözlerle keskin bir bakış atınca,

[Tamam! Konuşacağım, lütfen bekle!]

Panik içerisinde sesini yükseltmeye başladı.
Ve

[Ustam, o şahsın ismi Kazaream. “Büyü Kralı (Lanetli Lord)” Kazaream.
Şurada oturmakta olan Leon tarafından öldürülmüş olsa bile, fizksel bedenini yeniden diriltebilmek için güç toplamak şart. Ayrıca, o şahsın yüceliği sayesinde bir İblis Lordu olabildim…]

Fumu.
O da kim?
Diğer İblis Lordlarının bu duruma tepkileri neler? Az bir tepki verdiler.
Leon’ un İblis Lordu olması 200 yıl önceki bir hikâyeydi. Kazaream görünüşe göre Clayman’ ı bir İblis Lordu yapmış ve üstelik hizmetkârlarının sayısını arttırmaya çalışmıştı, öyle mi?

[Ah! Hatırladım.
Eğer benim hizmetkârım olursan seni bir İblis Lordu yapacağım! Gibi kibirli şeyler söylemişti.
Gürültülü olduğundan onu anında öldürmüştüm… Neden onun gibi birisine ihtiyacım olsun ki?] (Leon)

Leon ilgisiz bir şekilde bunları mırıldandı.
Leon… Ne kadar da korkutucu birisi. Başkalarının düşüncelerini duymak istemeyen birisi var burada.
Aman neyse, sonra her şey açığa kavuştu, kendi güçlerini arttırarak etki alanlarını geliştirmek eskiden beri gelen bir şeymiş.

[Peki, bunların amacı neydi? Tempest’ e saldırarak ne elde etmeyi planladın?] (Rimuru)

[Amacımız, beni bir İblis Lordu yapmaktı. Ruh mücevheri bir koz olduğundan süresi geçince verdiği güç yok olacak.
Yani, bütün bunlar sadece beni bir İblis Lordu yapabilmek içindi.] (Clayman)

Anladım.
Kargaşa çıkararak, ölümlerin sayısı artacaktı ve sonuç olarak bu onun evrimini tetikleyecekti ha?
Ama bu şerefsiz Kazaream, halen daha kişiliği hakkında bir bilgiye sahi değilim.
Fiziksel bedenini yeniden diriltmek istiyor, birisini ele geçirerek (içine girerek) mi yapmayı planladı bunu?
Eğer İblis Lordlarını bölgesinde olsaydı varlığı anında hissedilirdi (bulunurdu) ama benliğini hisseden hiç kimse yok, o zaman İblis Lordlarının arazisinin içerisinde değil.
Bir insana mı büründü? Yoksa bir insanı mı ele geçirdi (içine mi girdi)?

[Sen, ne zamandır onun altında çalışıyorsun?] (Rimuru)

[Bu (baya önceydi)…
İblis Lordu unvanını 400 yıl önce edindim ama ondan önce Kazaream-sama’ nın hizmetkârı idim. Bir İblis Lordu olduktan sonra bile o şahsın direktifleri altında hareket etmeye devam ettim.
Leon tarafından alt edildikten sonra ondan 100 yıl boyunca bir ses alamadım ama birkaç yıl önce birden bire benimle iletişime geçti.
O zamandan beri “o şahsın” isteği üzerine hareket ediyorum.] (Clayman)

[“O şahısın” şimdi hizmetkârları var mı?] (Rimuru)

[Hayır… Hizmetkârlarının sayısı az, bende dâhil olmak üzere birkaç kişi daha var ama dehşet bir bilgi toplama yeteneği var.
İnsan şehirlerinde olan bitenlerin –popüler şeyler- bilgileri onun tarafından sağlanıyordu, İblis Lordları hakkındaki bilgileri ise ben sağlıyordum.
Doğudaki Güce (İmparatorluk) dair bile bilgiye sahip, bütün dünyadaki bilgiye sahip olduğu söylenebilir.] (Clayman)

[Anladım, anlıyorum.] (Rimuru)

Birkaç yıl önce ha?
Sanki bir şey bağlantılıymış gibi geliyor.
Bilgelik Lordu Raphael’ i kullanarak kabataslak bir fikir elde edebiliriz.
Sonucunu hala bilmiyorum ve tahminler de kesin değil gibi.
Ama şu anda bütün bunlar bu durum = bitti demek… Bütün bunların arkasındaki şahsın amacı sadece Clayman’ ı bir İblis Lorduna mı çevirmekti?
Her neyse.
Bilmek istediğim her şeyi duydum. Sırada yapmam gereken şey, ona son vermek…

[Bunu bir kere söyleyeceğim, bir daha doğmayacaksın bunun farkındasın değil mi?]

Dedim Clayman’ e.
Eğer yeniden doğabilirse sıkıntı olur.
Bir anlığına Clayman dediklerimi anlayamamış gibi gözüküyordu.
Ancak, anında yüzü beyazlaştı.

[Ne? Ne diyorsun?]

Sorumdan umutsuzca kaçmaya çalıştı.
Onun dürüst bir şekilde konuştuğundan şüphem yok ama bu da Clayman’ ın planının bir parçası.
Ona ölümünü bahşettikten sonra ruhani bedenini fiziksel bedeninden ayırarak kendisini bir daha diriltmeyi düşünüyordu.
Ama çok yazık, Raphael çoktan bunun olasılığını öngörmüştü.
Açıkçası, benim önümde bunun gibi hileler anında çözülüyordu.
Clayman beni yenemeyeceğine karar verdiğinden acıyı tatmamayı tercih etti.
Fazla dürüst konuştuğundan bazı şüphelerim vardı.
Ancak kendisini öldükten sonra diriltmek için hazırlamıştı kendisini.
Bu herif cidden üçkâğıtçının teki.
Ama bir yandan da efendisine olan bitenleri anlatmak için yaptıkları takdire şayan.

[Yani, duymak istediklerimizi duyduğumuzdan geriye kalan tek şey Clayman’ ın infazı.
İtirazı olan var mı? Eğer var ise o zaman düşmanım haline gelecektir.]

Feryat eden Clayman’ ı yok sayarak İblis Lordlarının tepkilerini inceledim.

[İstediğini yap.]

Kızıl saçlı İblis Lordu, Guy herkesin temsilcisi olarak cevap verdi.
Görünüşe göre itirazı olan yok.

[Dur! Oi, Dursana!]

Gürültülü Clayman.

[Söz verdiğim gibi, sana hızlı bir ölüm bahşedeceğim, dualarını et.]

Ve bunu derken elimi Clayman’ ın kafasının üzerine koydum.

[Hayır! Oi, yapma!!! Oi!! Lütfen yapmaaa!!!
Ya-Yardım et! Yardım et bana Kazaream-samaaaa!!!]

Her ne kadar ses yapmaya çalışanda bu gürültü vicdanıma ulaşmayacak.
Eğer bunun gibi birisinin yaşamasına izin verirseniz ileride yine yıkımın filizlerini oluşturacaktır.
Ayrıca, senin sayende Clayman, içimdeki naiflik artık öldü.
Asla, bir daha asla naifliğim yüzünden değer verdiklerimi kaybetmeyeceğim.

[Zıbar!]

Utanç içerisinde direnmeye çalışan Clayman’ ın sesi bulunduğu yerden bir anda silindi.
[Aç Gözlü Kral Beelzebub]’ ı kullanarak ruhunu da özümsedim.
Daha sonra bu içimde güce çevrilecekti.

Günahkar, kötü hatta iyi bir ruh,
Hepsi ölümde eşitti.

Ruhu içimde eridi ve saf büyü enerjisine çevrildi.

Bu şekilde Clayman’ e söz verdiğim gibi ona hızlı bir “ölüm” bahşettim.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

12 thoughts on “082. Ölümdeki Eşitlik

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s