079. Dino ve Dagruel

079. Dino ve Dagruel

004. İblis Lordunun Doğuşu

.

.

.

Ramiris tarafından rehberlik edilirken ormandan çıktık ve İblis Lordlarının Walpurgis Şölenine doğru ilerlemeye başladık.
Veldora’ nın sırtında seyahat ediyorduk yani uzun sürecek bir yolculuk olsa bile o kadar da zaman almamalıydı.
Bataklıkları görebilmemiz hızımızın kanıtıydı.
Demek istediğim, bataklıklara ulaşmamız normalde 2~3 gün alırdı ama şimdi sadece bir saatimizi aldı.
Veldora devasa formuna dönüşmeyi can sıkıcı buldu ama yanımızda uçamayan Shion, Baretta ve Grucius olduğundan ondan sabretmesini istedim.
Bundan bahsetmişken,

[Ramiris, taa Şölen salonuna kadar yürüyerek mi gitmeyi planlıyordun?]

Diye sordum.
Nasıl düşünürsem düşüneyim oraya zamanında ulaşabileceğini akıl edemiyordum.
Cevap olarak,

[Hmm? Ah, oraya kadar yürümek sıkıntı bile olmazdı.
Yürüseydim yolun ortasında birisinin beni almasını sağlardım!]

Tamamen anlamayı başaramadığım bir cevap verdi.
Ramiris… Her zaman geç kaldığından diğerlerinin onu alması alışkanlık olmuş.
Herhalde uzay-zaman arasında seyahat edebilen birisi olmalı.
Eğer durum bu ise şimdi nereye gidiyoruz?
Korku ve endişe ile dolarken, sormaya cesaret ettim,

[Eh? Bunu bilebilmem mümkün değil!]

“Ne dedin! İsteğin üzerine, istediğin yere doğru uçuyoruz!” bunu söylemekten kendimi alı koyabildim.
Ramiris böyle biri işte ne yaparsın.
Yani, o zaman uçmaya devam etmeye gerek yok. Bu yüzden yere inmeye ve çevremizdeki manzaradan zevk alarak ilerlemeye karar verdik.
Bu şekilde sakince ilerliyorduk.
Jura Ormanı’ndan ayrıldığınız an İblis Lordlarının arazisindeydiniz – manzarada o kadar da bir fark yokta.
İnsan şehirleri ve köyleri ile karşılaştırıldığında büyü enerjisinin yoğunluğu fazlaydı ama insanların yaşayamayacağı kadar da değil.
Ama, tabi ki, yolun kenarındaki taş kütleleri öyle birden bire İblis Çeliğine dönüşmezdi.
Burada doğal olarak daha mı az canavar ortaya çıkıyor?
Sormaya karar verdim,

[Ah, İblis Lordlarının arazisi desek bile, kendi şahsi bölgeleri ve ya oturdukları yerler haricinde normal insanlar da buralarda yaşayabilir. İblis Lorduna gerekli vergiyi ödedikten sonra güvenlikleri garanti edilir.]

Veldora açıkladı.
“Ah yani öyleymiş ha. Her şeyi bilen Üstat’ dan da beklenildiği gibi!” diye eklemede bulundu Ramiris.
“Sen neden bilmiyorsun bunu ha! Diye karşı çıkmak istedim ama pes ettim.

[Ancak yerleşim yerleri bilinmeyen İblis Lordları da var.
Savaştıklarımın arasında, Dev, Vampir ve İblis var.
Aralarından şahsen sadece Dev Dagruel ve Vampir Ruminas savaştım.
Dagruel ile sadece bir kere kapışmış olsam bile – ah gerçekten zevkliydi…
Ruminas’ a gelirsek, Vampir Ülkesini küller içinde bıraktım, bu yüzden bana cidden bütün gücüyle geldi ve geri çekilmeye karar verdim!
Şaka nedir anlamıyor. Onun bölgesi neresi bilemiyorum.
(Tanışma fırsatı yakaladığım) bir diğeri ise İblislerin Kralı.
Altında hizmetkârları ile baya kapıştım ama Kralın kendisi ile hiç savaşmadım.
Kalesi Buz Kıtasında bir yerlerde ve acayip soğuk. Orada hiçbir insan hayatta kalamaz.
Oraya gitmek sıkıcı olacağından hiç gitmedim. Dahası…]

Veldora’ nın cümlesinin devamı biraz anlaşılmaz oldu ve

[Her neyse, bir hiçliğin ortasına gitmeye de gerek yok! Kuhahahaha!]

Bir şeyi saklamaya çalışırcasına güldü.
Ama, neyse, görünüşe göre bu eski toprak birden fazla İblis Lordunu sinirlendirmeyi başarmış.
Eğer benim ülkem de küller içinde kalsaydı ben bile sinirlenirdim.
Dahası, Veldora’ nın daha önce kapıştığı Dev İblis Lordu da tehlikeli gözüküyor.
Buz Kıtasına gelirsek, orada bir işim olmadıktan sonra gitmek için bir neden göremiyorum. Bu yüzden bunun hakkında düşünmeye gerek yok.
Ancak, İblis Lordları aslında baya güçlü gözüküyor. Velet Ramiris’ i karşılaştırmak için bir temel olarak kullanmak kesinlikle bir hataydı.
Milim ile karşılaştırmalıydım büyük olasılıkla.
Evrim geçirdikten sonra bile Milim’ i yenebilir miyim bilmiyorum.
Birçok defa kapışmış olsak bile bütün gücünü kullanmamış olası nedeniyle yeterli bilgiye sahip değilim.
Kapıştığımız zaman ile karşılaştıracak olursam, yenebilirim; ama gücünü ne kadar tutuyordu bilmiyorum, bu yüzden kibirliliğe gerek yok.
Ve Milim’ in benim için bir zapt emri çıkaracağını hiç ama hiç inanamıyorum da burada başkalarının oyununa getiriliyoruz; bu kadarı açık. Milim’ in kontrol edildiğini düşünmeden edemiyorum – uyku halinde olsa da uyanık olsa da.
Ancak, bütün bunların arakasında bir neden olduğuna inanabilirim.
Bunlara karşılaştıktan sonra karar verelim.
Ve bu şekilde Veldora’ nın hikâyelerini dinleyerek rahat rahat yolumuza devam ettik.
Eğer Ramiris’ in dedikleri doğru ise yakında bir İblis Lordu tarafından bize yol gösterilecek.

Bu yüzden püfür püfür esen rüzgârında tadına vararak ilerlerken bize yaklaşmakta olan iki adam ile karşılaştık.
Direk bize doğru ilerliyorlardı.
Uzun (Devasa!) kestane saçlı bir adam ve dağınık yeşil saçlara sahip olan narin bir adam.
Bizimle buluşmak için mi geldiler? Diye düşündüm ve onlara baktım,

[Yo! Ramiris, nasılsın?] (Dino)

[Ooooh! Bu Veldora değil mi! İyisindir umarım?
Ne kadar da güçsüz bir aura yayıyorsun.
Kendimi benzer aura’ ya sahip başkasıdır diye inandırmıştım oysaki.] (Dagruel)

Muhabbet böyle başladı.

[Ah, Dino, ha. Buraya kadar gelip beni almayı iyi becerdiniz!] (Ramiris)

[Ah, Dagruel! Tam da en son kapışmamızı konuşuyorduk.] (Veldora)

Bizimle buluşmak için mi geldiler orası tam bilinmiyordu ama birbirlerini tanıdıkları açıkça ortadaydı.
Bu yüzden birbirimiz tanıttık.
Kendimi tanıttığımda,

[Heh, yani bu sefer baş oyucu sensin, ha. Peki, neden avlanıyorsun?] (Dagruel)

[Ah, sizinle tanışmak bir zevk. Bir Slime’ ın bir İblis Lordu olması gibi bir şeyi daha önce hiç duymamıştım.] (Dino)

Dediler, şaşırmış bir şekilde.
Neden avlanıyorum ha? Ben de bunu bilmek istiyorum.

[Iya~, bilmem ki, cidden…] (Rimuru)

Dedim ve şimdiye kadar yaşadıklarımızı anlattım.
Bunları anlatırken, Veldora ve Ramiris ile nasıl tanıştıklarını da anlatmalarını sağladım.
Arkadaş canlısı bir grup ama güçlerinin derinliklerini analiz edemedim.
Beklenildiği gibi, tek anlayabildiğim şey İblis Lordu olduklarıydı.

Hikâyemi dinledikten sonra, karar verdiler…
Gardımı düşürmemeliyim, İblis Lordları zar zor bir birlik oluşturuyorlar.
Şu anda, bu ikisi benim iyi arkadaşları olan Karion’ u öldürdüğümü düşünmüyorlar.
Bunu gerçekleştirebilecek güce sahip olduğuma inandılar ama Grucius’ un şahitliği onları aksine inandırdı.
Ama, eğer bir kanıtım olmasaydı zapt edilmem çoğunluğun oyu ile gerçekleştirilirdi.
Burası biraz kafa karıştırıcı; kendimi bir İblis Lordu olarak adlandırdıktan sonra Karion’ u öldürmüş olsaydım bir sıkıntı olmazmış ama onu kandırıp önce öldürür ve sonra kendimi bir İblis Lordu olarak tanımlasaymışım sıkıntı olurmuş.
Görünen o ki bunlar güçlü İblis Lordlarının kuralları.
Yani, bu seferki Şölen ben Karion’ u kandırdıktan sonra öldürmüşüm adı altında yapıldığından, kesinlikle zapt edilmeme karar verilirmiş.
Zapt emrinin geri çekilmesi için Karion dışında beş İblis Lordunun daha reddetmesine ihtiyacım var.
Katılımcılar ile bunları tartışabilmem iyi oldu.
Diğer bir deyişle, pislik birisinin tuzağına düşmüşüm….
Ve bunu anlamam içimde sinirin kaynamasına nenden oldu.
Daha tanışmamış olsak bile, suçlu Clayman.
Sıkıntı ise onu desteklemiş olan Milim. Eğer bunun üstesinden gelirsek İblis Lordlarının öfkeleri bana karşı yönlendirilmeyecektir.
Tabi ki, bütün İblis Lordları ile aynı anda savaşmak bir intihar girişimi olacaktır.
Demek istediğim, önümdeki ikilinin güçlerini çıkaramıyorum, bu yüzden gereksiz yere kavga etmeye gerek yok.
Tabi ki bana saldırmadıkları takdirde.
Ama İblis Lordları beklenmedik bir şekilde anlayışlı.
Bu ikili dediklerime inandı.
Belki de o kadar saflardır.

Veldora, kendi aura’ sını dindirmeyi öğrenme aşamasındayken, Dagrule ile konuşuyordu.
Nedense, alışkanlıklarımın değerini Kutsal Metinlerde (Manga) görmüş ve gereksiz yere aura’ sını dışarı vermeyi bırakmış.
Düşmanlarının onu hafife almasını sağlayarak birden bire bütün gücünü açığa çıkararak onları korkutmak için çok hevesli.
Şehirdeki canavarlar bu yüzden barışçıl bir şekilde yaşayabiliyor ve bu yüzden durumdan memnunum.
Ama yine de ilginç.
Kafasını dolduran manga’ nın içinde neler olduğunu biliyorum ama yine de biraz canımı sıkıyor bu olay.
Kısacası beyni tamamen manga ile doldu…
Dagruel açıklamalarını hevesli bir şekilde dinliyordu, kafa sallıyor ve onaylıyordu.
Evvela, öfkesi ile doğru orantılı bir şekilde gücü artan bir Dev için o kadar fazla bir aura yaymıyor kendisi.
Hatta şu anda normal bir insan kadar aura’ sı.
Kesin şimdiye kadar Veldora’ nın söyleyeceği her şeyi dinlemiştir…

[Yani, demek istediğin, eğer öfkemi kontrol etmeyi öğrenebilirsem yeni güçler edineceğim!] (Dagruel)

Nedense akıl almaz bir konuşmaya tanık oldum.
Hey, heeeeey!
“Kıtanın Gazabı” lakaplı bir İblis Lordunun öfkesini kontrol ederek güce çevirebilmesinin imkânı yoktur.
Ayrıca, Veldora’ nın daha önce kapıştığı bir İblis Lordunun daha da güçlenmesini istemem.
Şu anda boyu iki metreyi aşan iri bir adam ama bütün gücünü kullandığında beş katı daha büyüyor.
Yani, yakıp yıkan on (iki) metre boyundaki bir Dev (oluyor)…gerçekten çok can sıkıcı bir İblis Lordu.
Biraz önce kendisini tanıtırken gerçekten şehrimi ziyaret etmesini istemeyeceğim bir İblis Lordu diye içimden geçirdim.
Her neyse, görünüşe göre öfkesini kontrol etmeye çalışmasına karar verdiler ama bu artık benim problemim değil.
Eğer başarısız olur ve ülkesini ayaklar altına alırsa… (Öğrendikleri şeyler nedeniyle) Sonra bana gelip bana şikâyet etmezse memnun olurum.

Diğer İblis Lordu, Dino…
Ramiris ile arkadaşça bir konuşma içerisindeydi.
Yakın gözüküyorlar ve konuşmaları da güzel gidiyor.
Bunun nedeni büyük olasılıkla Dino’ nun çoook uzun zaman önce Ramiris’ in bakımı altında olması olabilir, Dino onunla kibar bir şekilde konuşuyor.

[Bu arada Ramiris. Geçen görüşmemizden bu yana biraz çektin mi sen?] (Dino)

[Elden bir şey gelmez! En son yeniden doğuşumun üstünden daha elli yıl bile geçmedi!] (Ramiris)

[Bu gerçekten can sıkıcı olmalı. Hatıraları geri kazanabildin mi?] (Dino)

[Evet. Ama ruh beden ile birlikte “çektiği” için…
Yani, sonuçta ben en güçlü (İblis Lordu) olduğumdan bunun gibi bir dezavantaj doğal bir şey!] (Ramiris)

[Hadi ya. Bunu Guy’ a söyle de o kanatlarını sırtından alı versin!] (Dino)

[Bah! Beni bir ahmak mı sandın! Neden onun gibi bir ezikten bahsediyorsun!
Guy’ ı bir yumrukla yere sererim ben, sadece canım bunu yapmak istemiyor!] (Ramiris)

Bu da eğlenceli bir konuşmaya benziyor.
Görünüşe göre Ramiris Guy isimli şahıstan korkuyor. Eğer ondan o kadar korkuyor ise kesinlikle tehlikeli birisi olmalı.
Yani hafızamda bir not yaratalım; “Guy tehlikeli”.
Bu şekilde tehlikeden bir gün kaçınabilirim, bu yüzden Ramiris ile alay etmeyeceğim.
Ramiris Baretta’ yı gururlu bir şekilde gösteriyordu.

[Onunla (Baretta) ile en sonunda bana ezik ve ufaklık diyen İblis Lordlarının haddinden gelebilirim.
Sen bile onu yenemeyebilirsin!] (Ramiris)

[Eh? Onu kırabilir miyim?] (Dino)

[Haaah? Tabi ki hayır!
Eğer bunu yaparsan… Gidip Guy’ a söylerim ve o da seni ceza olarak yumruklar!] (Ramiris)

[Diyosun ama bu gerçekten harikulade bir şey değil mi? Eğer yakından bakacak olursam gerçekten tehlike arz eden bir benlik!] (Dino)

Şimdiye kadar gözleri baygın bir şekilde bakmakta olan Dino’ nun gözleri birden bire açıldı.
Ve sonuçtan memnun olmuş bir şekilde,

[Ya! Ya! Ya! Şimdi diğerlerini daha kolay ikna edebilirim!] (Ramiris)

Dedi, var olmayan göğüslerini belli ederek.
Yani, onu ben yarattım da umurumda değil.
Barettta’ nın bodyguard görevinden canı sıkıldı mı bilinmez ama sessizce görevine devam ediyor.

Durum bir süre daha bu şekilde devam etti ama sormaya karar verdim,

[Bu arada nereye doğru gidiyoruz?
Bayadır bu yoldan ilerlemeye devam ediyoruz ama Şölenin nerede yapılacağını siz ikiniz biliyorsunuzdur, değil mi?
Ah ve bu arada yanınızda birilerini getirmiyor musunuz?] (Rimuru)

Görebildiğim kadarıyla mutlu mutlu sonu belli olmayan bir yere doğru ilerliyorlardı.
Sorumu duyunca ikisi birbirlerine baktı ve güldü.
Dediklerine göre uyuyakalmak istemediklerinden erken yola çıkmışlar.
Ve bizi görünce neden birlikte yolculuk etmeyelim diye düşünmüşler.
Her halükarda ne biz yolu biliyoruz ne de onlar.
Ama

[[Birilerinin bizi almasını sağlayacağız]] (Dino-Dagruel)

Dediler, kaygısız bir şekilde.
Yürümekten yorulmaya başladığımızdan biraz çay içmeye karar verdik.
Tabak çanak ve kilimi de midemden çıkardıktan sonra hazırlamaya başladım.
Eğer birisi bizi alacaksa idi şehirde de bekleyebilirdik.
Yani, iki İblis Lordu ile tanışmış olmama sevinmem lazım herhalde.
Shuna’ nın hazırladığı yemeği çıkarırken ikili kendilerine hâkim oluyorlardı.
Baya yemek hazırladığından iki kişiye daha servis edebilirdim.
Tadı, tabi ki, harikulade yorumlar aldı, Shuna dan da beklenildiği gibi.
Bu arada Shion’ un yemek yapması yasak.
[Aşçı] özel yeteneğine sahip olsa bile yemek yapmanın temellerini bilmediğinden tam bir israf oldu.
Yemekten sonra, çayın tadını çıkarırken,

[Bu arada yanınızda birilerini getirmiyor musunuz?] (Rimuru)

Diye sordum.
Dagruel’ in üç oğlunu – generallerini ve beş yüzbaşısını getirmişler.
Generaller ve yüzbaşılar daha önce Şölene katıldığından bir sıkıntı olmaz diye düşünmüşler.
Ama Dagruel’ in üç oğlu ilk defa Şölen’ e katılacakmış bu yüzden sıkıntı çıkarmaları kesin – dedi Dagruel.
Cidden sıkıntı olmaz mı? Diye sormak istedim ama soramadım.
Dino da bir oğluna eşlik ediyordu.
Görünüşe göre hiç hizmetkârı olmayan İblis Lordları da varmış. Milim de aynı, bu yüzden bunu kolaylıkla kabullenebilirim.
Bu arada, katılımcıların sayılarını sınırlamanın bir nedeni varmış.
Uzun bir zaman önce güçlerini göstermek için yanında yüze aşkın şahıs getiren İblis Lordları varmış.
Bazıları ülkeleri yok olduğundan intihar saldırısı girişiminde bile bulunabiliyormuş.
Artık zamanı geçmiş İblis Lorlarına göre yanlarında her zaman üst sınıf İblisler oluyormuş ama artık kimse bunu doğrulayamıyor ve bunun gibi şeyler göz ardı ediliyor.
Her neyse, bunun gibi salakça davranışları engelleyebilmek için katılımcıların sayılarını kısıtlamaya karar vermişler de özgüvensiz bir şekilde Şölene katılan İblis Lorları da mevcut.

Bunları tartışırken birden bire zaman-uzay arasında bir deliğin açıldığını hissettim.
Görünüşe göre misafirimiz en sonunda vardı.
Önümüzde bir “kapı” açıldı.
İçinden siyah bir “maid” kıyafeti giyen güzel bir kadın çıktı ve eğildi.

[Size rehberlik etmeye geldim, Ramiris-sama.
Eğer isterseniz, lütfen beni takip edin.]

Dedi, “kapıyı” açık tutarken.
Kendisini tamamen önemsiz gösteriyordu, disiplin denen şeyin somutlaşmış haliydi adeta.
Gerçek bir profesyonel dahası bu “maid” Baş İblis Diablo kadar kuvvetli gibi hissediyorum.
Gerçekten tehlikeli birisi.

[Ah, Mizari değil mi bu, uzun zaman oldu! Guy nasıl?] (Ramiris)

[Yüce Efendimiz hakkında endişe duyacak kadar haddini bilmez biri değilim…] (Mizari)

[Ah, öyle mi. Hiç değişmiyorsun. Her neyse.] (Ramiris)

Dedi, “kapı” dan girerken.
Biz de takip ettik. Eğer geride bırakılacak olursak Şölene hiç varamamak gibi bir endişemiz var.
Ama bu “maid” görünüşe göre Guy’ ın hizmetkarı.
Anlaşıldığı kadarıyla Guy İblis Lordlarından birisi ve eğer mümkünse onu düşmanım haline getirmek istemem.
Yani tabi bu duruma bağlı da.
İrademi test etme zamanı geldi.
“Kapı” nın ötesinde bu dünyanın yöneticileri (kralları) var.

Ama korkmuyordum.
Çünkü ben de bu güçlü şahısların arasında yer alıyordum.
Kendimi gelecekler için hazırlarken, “kapıdan” içeri girdim.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

TL Not: Metinde Dagruel’ in isimi bazı yerlerde Dagrule oluyor ilginç – hangisi doğru bilemedim.

10 thoughts on “079. Dino ve Dagruel

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s