076. Konferans – Esas Bölüm

076. Konferans – Esas Bölüm

004. İblis Lordunun Doğuşu
.

.

.

Konferansın yapıldığı yer tamamen kaos içerisindeydi ama bir şekilde ortam normale döndü.
Bayılanlara gerekli müdahaleler yapıldı ve can havliyle Veldora hakkında soru soranların da icabından bir şekilde gelmeyi başardım.
Herkes düşündüğümden fazla panik içerisindeydi, tam bir curcuna kopmuştu.
Veldora denen benlikten de beklenildiği gibi.
“Fırtına Ejderhasından” herkes korkuyordu.
Yani sonuçta eğer “Afet Sınıfı” bir canavar birden bire gözleriniz önünde belirseydi siz de aynı tepkiyi veririndiniz, insanların paniklemesi doğal bir şey.
Yine de her ne yaparsam yapayım bu kargaşa devam edecek bu yüzden onu en önce tanıtarak bu işi sonlandıralım.
Şu andan itibaren bir plan yapacağımda Veldora’ nın da hareketlerini göz önünde bulundurmam gerekecek ha.
İnsanların (Fuze ve Ellen, Youmu) ve Cücelerin bembeyaz yüzlerini görmeye alıştım artık.
(Veldora’ nın büyü enerjisini) bastırmış olsam da herhalde onun iblis (canavar) aurasından (ruh enerjisinden) etkilendiler.
Bölüm başlarının hepsi kendi auralarını bastırmaları için tembihlenmişlerdi ve bu konuda da baya tecrübelilerdi.
(Veldora’ nın büyü enerjisini bastırmak için) bir bariyer analiz edildi ve odanın içerisine kuruldu.
Mühürlü halinde bile sıradan bir B sınıfı canavar Veldora’ nın iblis aura’ sı karşısında aşırı sönük kalıyordu.
Yine de Veldora’ nın aura’ sını bastırabileceğime güveniyorum.
Evrim geçirdikten sonra Veldora’ yı serbest bıraksam da bir sıkıntı olmayacağını düşünmüştüm, sonuçta yeteneklerim bunun gibi bir şeyi mümkün kılabilmeliydi…

[Herkes iyi mi? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?]

Duyduklarım ise,

[… Bu konu hakkında hiç ama hiç bir şey duymamıştım.]

[Bir dakika… Veldora-san bir arkadaş mı? Bu konu hakkında daha detaylı bilgi verebilir misiniz?]

[… Eğer bunu Lonca Liderine haber veririsem…bir dakika, Lonca Lideri zaten benim!]

Vesaire vesaire.
Birden bire şikâyetler ve nefret dolu bakışlar ile çevrelendim.
Bunun gibi şeyler söyleseniz de elden ne gelir, (desu yo) nee?

Bütün söylenenleri göğüs gerdim ve düşündüğüm gibi cevap versem de bana inanmayacaklardır zaten.
Ayrıca bu konu hakkında konuşmamam lazımdı.
Ancak (ilginç olan şu ki) Veldora’ nın iblis aura’ sından etkilenmeleri doğal ama onlar baştan aşağı korku ile dona kalmışlardı.
Eğer Fuze’ ye tuvalete gitmesini tembihlememiş olsaydım cidden bir şey sızmış olabilirdi.
Harikulade! Öyle değil mi?
Omzuna teselli edici bir şekilde dokunduktan sonra bana pis pis baktı.
Sonuçta ona bu öneriyi sunmuş olduğumdan bana teşekkür eder diye düşünmüştüm ama herhalde bu yapmayacağı bir şey.
Aman her neyse,

[Hm? Sizlere söylememiş miydim? Söylediğimi hatırlıyorum ya da söylememiş miydim ki acaba?…
Aman, bunlar hep geçmişte kalan şeyler, bu yüzden sıkıntı olmayacaktır, öyle değil mi?
Bu konuyu bir kenara koyalım da artık konferansa başlayalım!]

Dedim ferah bir gülümseme ile ama bunu iyi bir şekilde karşılamadılar.

[[[BU KONUYU O KADAR DA KOLAYCA GEÇİŞTİRME!!!]

Hep birlikte söylediklerimi protesto ettiler.
Bir şekilde herkes sakinleşti ve bir saatlik bir gecikmeden sonra konferans devam etti.

………
……

Pekâlâ, konferansın açılış konularından bahsedelim.
(Konuşulacak) Birden fazla konu olsa bile küçük detayları es geçmek zaman kazandırdı da yine de detaylı bir şekilde açıklama talep ettiler.

Can sıkıcıydı ancak sanki bir hikâyeyi özetlermişçesine Veldora ile tanışmamdan anlatmaya başladım.
Bu arada bir “Dünya Gezgini” olduğumdan da kısaca bahsettim. Çünkü artık bu noktaya kadar gelmişken bunu saklamanın bir getirisi yoktu.
Bunun gibi önemli şeylerin ne zaman açığa çıkacağını bilemezsiniz – bu konuyu da açıklığa kavuşturulduğumdan artık bu bilgi sızsa bile canım sıkılmaz.
İblis Lordu bir “Dünya Gezgini” bu nedenle gerçekleştirdikleri imkânsız değil.
Sonuçta İblis Lordu Leon Cromwell aslen bir “Dünya Gezgini” (ve bu herkes tarafından biliniyor).
Daha sonra hızlı bir şekilde Ork Lordu ile olan savaşımdan bahsettim ve şehri neden buraya inşa ettiğimizi de anlattım,
Bilgi paylaşımı sonuçta önemli bir şey.
Anlattıklarımı dinleyenler değişik ifadeler ve tepkiler ile karşılık verdiler.
Ondan sonra insan şehrine giderken neleri umut ettiğimden bahsettim.
Kraliyet Başkentinde geçirdiğim gündelik hayatı atladım ama Hinata ile olan kapışmamı onlarla paylaştım; kendisi çok tehlikeli birisi.
Benden başka birisi onunla savaşacak olsaydı kesinlikle öldürülmüş olurlardı.
Hinata’ nın “Arındırma Bariyer, (Kutsal Bariyer,)” özellikle tehlikeli bir yetenek.
Bu bariyer haricinde yalnız hedeflerine karşı uyguladığı ve kullandığı yeteneklere de sahip olmalı.
Neler yaşadığımı (nelere maruz kaldığımı) unutmasınlar diye bilgilerimi paylaştığım kimseler ile telepatik olarak –bir video, resim gibisinden- neler olduğunu gösterdim.

[Hinata Sakaguchi ha, acımasız gözüküyor, hatta soğukkanlı bir katil havası da var.
Ancak…
Ondan yardım umanlara yardım ediyor ve dediklerini dinlemeyenleri bir kenara atıyor kendisi. Çalıştığı bir partneri yok gibi gözüküyor.
Bunlar toparladığımız bilgiler arasında.
Çocuklara karşı yaptıklarına da inanamıyorum.]

Dedi Fuze konuşmamın arasına girerek.
Harika, bu yaşlı adam baya bilgili birisi (güncel bilgiye sahip).
Ondan yardım umanlara yarım ediyor ve söylediklerini dikkate almayanlar onu bir daha asla göremiyor; işte Sakaguchi Hinata böyle birisi.
Ondan yardım istemeye giden kimselerin sayısı fazla ancak ricalarını geri çeviriyor, tam bir salak.
Eğer bir rasyonalist ise o zaman neden böyle şeyler yaptığını anlamak zor değil.

[Hmph. Bilgiyi kontrol etmekte bu kadar iyi olmanız, tam da Özgürlük Birliği Şube Liderinden de beklenildiği gibi.
Edindiğiniz bilgilerin doğruluğu kendi ülkemin istihbarat teşkilatı ile yarışıyor.
Elimizdeki bilgiler sizin sahip olduğunuz bilgiler ile eşleşmekte.]

Dedi Cüce Kralı Gazelle kafa sallarken.
Bu da ne demek ki?

[Ama Hinata anlattıklarımı hiç kulak vermedi?]

[Büyük olasılıkla bunun nedeni Kilisenin doktrini yüzündendir; canavarlarla olabilecek herhangi bir etkileşimi yasaklıyorlar.
Acımasız davranışları, bilinen soğukkanlılığı, hiç ama hiç kuralları çiğnememiş birisi Hinata Sakaguchi.
İşte bu yüzden ona “Papa’ nın Direk Emirleri Altında Çalışan Şövalye Birliğinin Lideri” adı verilmiş.
Onun gibi birisine acımasız katil demek alçaltıcı olacaktır, bu onun doğal yapısı.
Ancak elimizde olan bilgiler onu toplum içerisindeki izlenimlerinden elde edilen şeyler.]

Fuze soruma cevap verdi ve Cüce Kralı kafa salladı.
Adının bu kadar geniş coğrafyalara yayılmış olmasını duymak beklemediğim bir şeydi.
Hayır, Batı Dinin deki en güçlü Şövalye hakkında bilgi edinimi kesinlikle ülke seviyesinde yapılan bir şeydir.
Ancak, eğer durum bu ise…
Çocukları bu dünyaya kimin çağırdığını Raphael bulabilir.
Durum hakkında bilgi sahibiyim ve bunu ona iletebilecek bir makamdayım.
Bu durum ile alakası olan birisi, burada olmayan tek bir kişi var…
İnanılmaz, buna inanmak istemiyorum…
Ama Raphael’ in cevabına göre şüphesiz…
Her neyse, bu konu şimdilik rafa kaldırıldı.
Konuşmaya devam etmeye karar verdik.

.

Hinata ile savaşımdan sonra şehrin saldırıya uğramasından bahsettim.
Bundan bahsederken Ellen araya girdi ve konuyu benim bir İblis Lorduna Evrim geçirmemden saptırmaya çalıştı…
Ama gidip de konuya ışık tutmuş oldu.

[Ayrıca Papa çoktan bunun farkında öyle değil mi?]

[Ellen-chan (Ah benim salak kızım)…
Papa bunun çoktan farkında olsa bile başka ülkelerden insanların arasında bu konu hakkında konuşmanın da bir lüzumu yok değil mi……]

Bunları söylerken aynı zamanda yenilgi içerisinde de iç çekiyordu.
Yetişkinlerin adabını yok sayanlar arasında Ellen birinci sıradaydı. Ama bu nedenle artık bu konu hakkında da dikkatli olmaya gerek kalmadı.

Pekâlâ, baya bir açıklamalarda bulunuldu.
Ancak tam konuyu geleceğe dair planlara doğru yönlendirecekken,

[Evvela bunu söylemem gerek.
Bu sefer gelişmiş olan olaylar hakkında, biz Büyü Hanedanlığı Sarion, beklemeyi ve izlemeyi seçtik.
Kızımın gerçekleştirmiş olduğu şeyler hakkında da artık daha fazla ısrar etmeyeceğim.
Ancak eğer davranışlarınız ülkemiz tarafından bir dezavantaj olarak görülür ise sizi ezeceğiz.
Gelecekteki hareketlerinizi buna göre planlamanızı öneririm.]

Ahmak bir ebeveynin yüz ifadesinden arınmıştı Dük Elalude ve artık bir soylunun, bir politikacının yüz ifadesi vardı.
İtibarı olan birinden de beklenildiği gibi.
Ağzından çıkan kelimeler bölüm başları arasında bir fırtınaya neden oldu. Bu yaygara Shion ayağa kalktığında sona erdi ve herkes acele içerisinde sustu.
Cidden ne kadar da çabuk hiddetlenen birisi.
Shion ciddileşmişti, bende ciddiyetimi takındım ve cevap vermeye karar verdim.

Her şeyden önce yakaladığımız Farmas Kralı ve Kilise’ nin ulakları hakkında konuştuk.
Ve gelecekte Youmu’ yu kral yapmaya karar verdik; bu planın içinde Youmu’ nun hükmedeceği yeni bir krallık kurmak da vardı.
Düşüncelerimi dinlerken Fuze homurdandı.
Bir an durdum, sessizleştim ve dediklerimi tekrardan düşündüm.
Cüce Kralı sessizliğini korudu ve gözlerimi kapadım.
Cüce Kralı’ nın yanındaki bakanları ona fikirlerini söylüyorlardı ancak sesleri bulunduğumuz odaya varmıyordu.
Dük Elalude sessizdi ve ağzından hiçbir kelime çıkmıyordu.
Açıklamama devam ettim.
Öncelikle Kralı serbest bırakacaktık ve Tempest’ e olan işgal girişimi için tazminat alınacaktı.
Bu kadarı normaldi ama bu tazminat Farmas Krallığı’ nın bir iç savaşa sürüklenmesine neden olacaktı.
Kral soyluları toplayarak direnmeye çalışsa bile hayatı o noktada son bulacaktı.
Sözünde durup tahtı devreder ise geriye sadece tazminat sorunu kalacaktı ve soylularda bu tazminatı seve seve ödemeyecektir (işte bu kırılma noktası olacaktı).
Kralın varisinin soyluların bir kuklası olduğunu düşünebilirim çünkü daha bir yetişkin değil.
Sınıflar arasında bir beraberlik olmadığından ve Kralın etkisinin de yok olduğu göz önüne alınınca tahta kimin çıkacağı konusu kesinlikle çatışmalara neden olacaktır.
Bu noktada eğer tazminatı öderlerse Youmu onlara eşlik edecek ancak bunun olmasını çok olası bir şey değil.
Fikrimce tazminatı yok sayacaklardır.
İşte bu olduğunda Youmu buna karşı çıkabilir ve (coğrafi) inançları nedeniyle de bu durum bir ayaklanmaya yön verecektir.
Kral sözünde durmadığından Youmu için bir dönüm noktası olacaktır bu durum.
Plandaki tek değişiklik Youmu’ nun hangi noktada ayaklanmayı başlatacağı olacaktır.
Youmu yeni Krallığını kurduğunda, Youmu’ nun Krallığı ve Tempest resmi diplomatik ilişkiler kuracak.
Daha sonra soyluları bir araya gelip karşı koymamaları için caydırmamız gerekecektir.
(Gerçekleşecek olaylardan sonra) biraz zaman geçtikten sonra insanların güvenini kazanmasını sağlayacak bir poliçe belirleyecek. Youmu’ nun halk arasındaki popülerliği tavan yaptığında soyluları tek bir hamlede etkisiz bırakacak; işte böyle bir stratejiydi (kafamdaki).
Bir ülke kuracağında kısa zamanlı düşünmemelisin (kısa dönem plan yapmamalısın), en azından 2-3 yıl ilerisini düşünmelisin.
Aman her neyse, eğer Kral tekrar ayaklanmayı deneyecek kadar aptal ise Youmu tahta anında geçecektir.
Bunu açıklarken,

[Anladım. O zaman neden bu planı uygulamaya başlamıyoruz? Marki Muller’ in ve Kont Hermann’ ın Brumund Krallığı ile araları iyi.
Eğer planını gerçekleştirmek istiyorsan onlardan destek almayı istersin.
Youmu-dono’ nun ayaklanması süresince onlarla konuşarak kendi tarafımıza geçirmeye çalışalım.]

Dedi Fuze.
Acaba neden Özgürlük Birliğinin bir Şube Lideri bu kadar otoriteye sahip?
Düşüncelerimi sezermişçesine Fuze bir açıklamada bulundu.
Özetleyecek olursak, hem Marki Muller hem de Kont Hermann Brumund Kral’ ının himayesi altındaymış.
Marki Muller Brumund Kralı’ nın uzaktan akrabasıymış ve ikisinin aslında araları iyiymiş.
Ayrıca Kont Hermann da Marki Muller’ in kanatları altında olduğundan (yardım ettiğinden) ona ihanet etmesi düşünülemezmiş.
Büyük bir ülkenin Marki (Marquis)’ si olduğundan birbirleri ile görüştüklerinde gerçek ilişkilerini göstermiyorlarmış ama aslında gizli gizli baya sıkı arkadaşlarmış.
Bunun gibi bir sırrı bu masada paylaşmak iyi bir fikir miydi ki?

[Hahaha. Buna sır desen de bu bilgiyi Cüce Krallığı’ nın istihbarat teşkilatına çoktan sızdırdım. Vatanım, Brumund Krallığı bir bilgi Krallığı (merkezi) ve bu bilgiler de satışa açık.
Küçük bir ülke olduğumuzdan bunun gibi bilgileri kontrol etmezsek anında yok oluruz.
Ancak Cüce Krallığı’ nın da istihbarat teşkilatına göre daha her şeyi öğrenmiş değiliz.
Öyle değil mi Ekselansları Gazelle?]

Cüce Kralı sadece kaşlarını kaldırdı ve daha fazla bir duygu belirtisi göstermedi.
Ancak bu durum Brumund Krallığı’ nın bunun gibi bilgilere sahip olduğunu bana kanıtladı.
Ama yine de,

[Yine de Fuze, bunun gibi bir bilgiyi bu kadar kolay bir şekilde bu masada paylaşmanda bir sıkıntı yok mu? Bu bilgi bir devlet sırrı olmasa bile yine de önemli bir sır değil mi?]

[Hm? Fikrimce bir mahzuru yok. Bu bilgileri gözden geçiren benim ve her şeyden önce paylaşmak istediğim ile paylaşabilirim.]

Dedi.
Baya şaşırtıcıydı, ara vermeden önce yaptığı bir şeydi ve kendisini hazırlamıştı.
Bu küçük Krallık adımlarını nereye attığına çok dikkat ediyor ve bu da Fuze’ ye olan güvenlerini gösteriyor.
Brumund Krallığı’ nı yok edebilecek bilgileri gözden geçirdiğini kendisi dedi zaten.
Bu herifi kaçıralım ve bildiklerini öğrenelim – anlık aklımın ucundan geçen bir düşünceydi.
Bütün konuşmamızı dinleyen Dük Elalude birden bire,

[Efenim, siz bir ahmak mısınız? Devlet sırlarını ağızınızdan çıkarmanız!
O kadar da dikkatli olduğunuzdan bahsediyorsunuz bir de… Saçmalamayın!]

Ona baya sinirlendim
Ama bana zıt Fuze,

[Gerçeği ağızıma alacaksam eğer Dük Elalude,
Eğer ülkemiz, Brumund Krallığı Rimuru-dono’ nun Tempest’ i ile savaşacak olursa eğer anında yok olacaktır. Buna karşı gelmenin amaçsız olacağına karar verdik. O zaman nasıl hareket etmeliyiz peki?
Savaştan kaçınarak. Bu amaç için tereddütlerimizi bir kenara kaldırdık ve elimizden geldiğince iş birliğinde bulunacağız.
Bu ülkemde üst makamlarda yer alanların düşüncesi.
Normalde ben hiçbir ülkeye bağlılığı olmayan bir Lonca Lideriyim, bu yüzden söylediklerinizi dinlemek gerçekten çok gülünçtü.
Yani, makamım dışında bu bilgiler ile ilgilenmemi sağlamaları benim için de şanssız bir olaydı da.]

Homurdanarak neden bunun gibi birisinin bu pozisyonda olduğunu düşündüm.
Ama dürüst olacaksam eğer, belki de, yani, yeterli iş gücüne mi sahip değiller acaba?

Ben tek başıma bir ülkenin icabından geldim yani (bu nedenle) İblis Lordunun olası tehdidini baya ciddiye alıyorlar. Birbirimiz arasında savaşmaktansa iş birliğinde bulunalım (gibisinden düşünüyorlar).

Mantıklı.

Bilgi toplamak büyük ülkelerin gölgelerinde yaşayan küçük ülkeler için bir strateji olabilir.

[Buna ek olarak, Rimuru-dono’ nun bir İblis Lorduna dönüşmüş olması üst makamlarda baya bir curcunaya neden oldu. Bunun üstüne eğer birde “Fırtına Ejderhası”’nın yeniden doğduğunu öğrenecek olurlarsa…
Bu konu hakkında soru sormasalar da gün yüzüne çıkması çok normal olacaktır.]

Kısacası, kozlarını bizimle paylaşması ona zarar vermeyecektir.
Bilakis bize her şeyi söylemesinin nedeni güvenimizi kazanmasına yardım edeceğini düşündüğündendir.
İyi mi kötü mü? Doğru bir hareket mi yoksa yanlış mı?
Bunun gibi şeyler burada önemli değil gibi – Fuze ‘nin tek açık amacı benim iyi tarafıma düşmek.
Bu onlar için ters tepebilecek olsa bile bunun hayatta kalmaya devam etmek için en iyi yöntem olduğunu düşünmüşler.
Benden biraz fazla korkuyorlar ama düşündüğümde ben 15.000 elitten oluşmuş bir orduyu yok etmiş birisiyim, ellerinde ki herhangi bir stratejiyi bana karşı kullanacak olsalar bile beni yenebilme olasılıkları yok.
Bir bakıma gerçekten akıl almaz bir durum ama bu sahip oldukları tek seçenek.
En azından benim için iyi.
Ve açıklama devam etti,

[Aynı zamanda Kilise ile de ilişkilerimiz devam ediyor.
Ülke savunmaya devam edebilmek için canavar ülkesi Tempest ile resmi olarak ilişkilerde bulunmamıza imkân yok.
Bunu gerçekleştirmek Kilise’ nin öğretilerine zıt düşecektir.
Ancak küçük bir ülke bir İblis Lordunu durdurmaya yetecek askeri güce sahip olmadığı apaçık belli bir şey.
Kilise’ nin bizi eleştirmeye hakkı yok, hatta bize yardım etmek zorundalar.
Canavarlar ülkesi Tempest’ i resmi olarak kabullensek bile diplomatik ilişkilerimiz o kadar güçlü değil.
Bu nokta Kilise ile yapılacak konferansta belirtilecek ve altı çizilecek.
Ve eğer Kilise bir sefere çıkmak isteyecek olursa…
Bize ödlek dense bile yapacağımız tek şey beklemek ve izlemek olacaktır.
Kazanan taraf ile yer alırız.
Ah, bu üst makamlardakilerin düşünceleri, lütfen konuya mantıklı bir şekilde yaklaşın.]

Anladım.
O zaman bir sıkıntı yok.
Gözler önünde tarafsız gibi gözüküyor ama aslında gizli bir şekilde Youmu’ yu destekliyor.
Küçük bir ülkenin çabaları işte.

[Ancak biz, Cüce Krallığı olarak cüretkâr bir politika izlemeye karar verdik.
Ülkemiz Tempest ile resmi diplomatik ilişkilerde bulunmaya karar verdi.]

Bu kelimelerle oda adeta ayaklandı.
Eğer askeri üstünlüğe sahip Cüce Krallığı Dwargon, bir süper güç bu ülkeyi, Tempest’ i resmi olarak tanıyacak olursa bu dünyayı baya etkileyecektir.

[Ciddi misin….?!]

Fuze’ nin de nutku tutulmuştu.
Cücelerin tarafsız kalacağını düşünmüşlerdi.
Bende böyle düşünüyordum.

[Hm. Bu bizim için de faydalı olacak bir karar.
Farmas Krallığı ürünlerimiz resmi olarak satan tek ülkeydi.
Vergi gelirini edindiğimiz iyi bir müşterimiz idi ama mallarımızı kimlere sattıkları hakkında hiçbir fikrim yok.
Bu arada ülkemiz ve Tempest arasında çoktan bir otoyol inşa edildi bile.
Yürüyerek 1-2 ay, at arabası ile ise 2 hafta alıyor yolculuk.
Bu yeni ticaret yolu çoktan tamamlandı.
Kullanmamız için de bir ortada bir neden yok.
Ayrıca, eğer askeri bir bakış açısından bakacak olursanız, sahip oldukları askeri güç Doğu İmparatorluğuna göre hiç ama hiç alta kalmıyor.
Dahası canavar saldırıları nedeniyle oluşacak hasarlar da sona erdirildi.
Ve en önemlisi…
Bu bir Kral olarak benim kendi kararım,
İblis Lordu Rimuru’ ya güveniyorum, işte bu kadar.]

O-oh.
O anda Fuze sanki direk bir hasar almış gibi gözüküyordu.
Bütün alan sessizleşmişti, sadece Veldora’ nın kitabının (mangasının) sayfalarını çevirme sesi vardı.

Ha, bir dakika! Hey moruk, ne halt yiyorsun sen!!!
Aman neyse, ayrıca, zaten bizi duyamaz.

[Bu, bu…
Bu gerçekten cüretkâr bir politika, öyle değil mi Cüce Kral?]

Fuze temkinli bir şekilde baktı.

[Hmph. Aldığım kararlar seni ilgilendirmez.]

Dedi sanki onu köşeye atarmışçasına.
Ancak ne oldu şimdi?
Ülkemiz Cüce Krallığı ile resmi ilişkiler kurdu.
Ticaretin merkezi olacağından Tempest zenginleşecektir.
Canavar şehrinin yerlilerinde biraz sıkıntı olabilir ama zamanla, birbirleriyle tanışarak duruma alışacaklardır.
Zaten insanlar ile iyi geçinebildiklerini çoktan gösterdiler, bu kanıtlandı hatta.
Esas problem ise…

[Fufufu. Batı Dini değil mi?
Önemli olan bilgileri Majesteleri ile paylaştım.
Yeni ülke ile diplomatik ilişkilerin mümkün olduğunu söyledi.
Aramızda fazla mesafe olmasa bile can sıkıcı bir orman var.
Ama tabi ki bu ağaçların ortadan kaldırılması ve yolun inşasını sana bırakabilirim, değil mi?]

Dedi Dük Elalude kafasında bir hesaplama yaparak.
Eğer bir yol inşa edilirse…
Büyü Hanedanlığı Sarion ile diplomatik ilişkiler mümkün olacaktır.
Ayrıca bu yol Cüce Krallığı’ na da bağlı olacak.
Geçecek ürünler için bu zaman kaybetmemek demek.
Ancak en önemli nokta ise değişik teknolojilerin, örneğin büyü mühendisliği ve Ruh mühendisliği Tempest’ e gelecektir.
Eğer bu gerçekleştirilebilir ise bu yolun bakımı için ödenecek miktar küçük bir şey.
Fuze kafasında birşeyler hesaplıyordu,

[Bir fikrim var!
Geri dönüp durumu göstereceğim ve bundan kar elde etmeyi sağlayacak bir politika izleyeceğim!]

Dedi ama Kral ve Dük’ ün yüzünde umursamaz bir ifade vardı.
Tam tersine,

[Hmph. Her neyse, önemsiz şeyler.]

[Aynen. Diplomasi ve izinde karar almak en önde gelen şeyler olmalı.]

İkili onu azarladı.

[Yani, ikiniz de büyük ülkelerden geliyorsunuz, gücünüzün olması ne iyidir…]

Dedi Fuze hayıflanarak.

[Anladım, anladım!
Üst makamlardakileri ikna edeceğim. Cidden, neden bu rol bana düşüyor ki…]

Dedi yine Fuze hayıflanarak.
Diğer bir deyişle, Tempest’ i tanıdılar ve aynı anda diplomatik ilişkilerde bulunacaklar.
Ancak bu duruma öncelik eden ne Fuze idi ne de Dük idi. Cüce Kralı öncelik etmişti.
Bu yüzden küçük detayları acıkmakta kullandık kalan zamanı.
Durum daha önce düşündüğümden daha da hızlı ilerliyor gibi.
Konferans tam sona erecekken ve bütün temsilciler de yerlerinden ayrılacakken,

BAAAAAAAAAAAAAM!!!

Kapı sanki menteşelerini sökecekmişçesine açıldı ve birisi içeri girdi
Bununla birlikte,

[Dinleyin! Bu ülke (Tempest) yok edilecek!]

Küçük bir kız tarafından söylendi bu sözler – İblis Lordlarından birisi “Labirentteki Peri” Ramiris idi.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

TL Not: Yorumlarınız ve desteğiniz için teşekkür ederim.

17 thoughts on “076. Konferans – Esas Bölüm

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s