060. Biraz Erken Ama Bir Deneyelim

060. Biraz Erken Ama Bir Deneyelim

003. Kraliyet Başkentinde Yaşam

.

.

.

Sınıfın içi sessizdi.
O kadar sessizdi ki öğrencilerin yutkunmaları duyulabiliyordu.
Ranga kuyruğunu sallayarak bana doğru koştu.

[Pekâlâ, sıkı bir şekilde çalışıyor muydunuz?]

Parlak bir gülümseme ile karşılamama rağmen karşılık vermediler.
Tabi ki, eğer durumu onların bakış açısından değerlendirirsem mantıklıydı bu davranışları – beni öldürmeleri gereken başka bir piç kurusu olarak değerlendiriliyorlardır.
Ancak bu dünyada güçlünün egemenliği hâkim.
Nefret edebileceğin tek şey var – zayıflığın (güçsüzlüğün).

[Tamam! Görünüşe göre söylemek isteğiniz bir şeyler var, o zaman bir test yapalım!]

Diye haykırdım.

[N-! Nereden çıktı bu!]

[T-test mi_]

[Uee!!!]

Gürültülü bir eleştiri ile cevap verdiler.
Aynen, testlerden her dünyada nefret ediliyor.

[Hey, endişelenmeyin! Ne demek istediğinizi anlamıyor değilim.
Ama dinleyin,
Şu andan itibaren olacak şey sizin için çok gerekli!]

[Neden?! Er ya da geç öleceğiz, bir ayağımız çukurda!
Ders çalışmanın bir anlamı yok, öyle değil mi?]

[A-Aynen… Şimdiye kadarki bütün öğretmenler bize okumamız için kitap ve ya oynamamız için oyuncak getirirdi…]

[Buraya geldiğimiz andan beri ders çalışmadık…]

[Ben… Okumak istiyorum… Resimli kitaplardan…]

[…]

Yaptıkları tek şey şikâyet etmek.
Ancak, geçen günün “enerjisini” kaybetmişler. Ranga ile uğraşırken yoruldular mı ki?
Yani, söylediklerime cevap vermeleri bile takdire değer bir şey.
Ama, bu onlar için gerekli bir şey. Maalesef bu konu hakkında taviz veremem.

[Pekâlâ. Demek istediklerinizi anladım.
Ama birazdan gerçekleştireceğimiz bu test (oyun) size yardım edecek… Siz bebeler öfkenizi kusma şansını elde edeceksiniz. Eğeleneli olacaktır.
Birazdan benimle öylesine kapışacaksınız.
Kurallar basit. Bütün gücünüzle, istediğiniz her şeyi kullanabilirsiniz. Eğer beni alt ederseniz, kazanırsınız.
Eğer yirmi dakika sonra ayaktaysam, ben kazanırım. Basit değil mi?]

[Sadece bu mu?]

[Evet. Testi bu oda içerisinde gerçekleştireceğiz. Kimse zarar görmesin diye bir bariyer kuracağım.
İzleyenler yardım edemez.
Kuralları anladınız mı? Eğer anladıysanız önce kim karşıma çıkacak karar verin !]

Basit, öylesine bir kapışma.
Saldırmayı hiç düşünmüyorum bile. Sadece yeteneklerini kontrol etmek istiyorum.
Eğer bir özel yetenek elde edemeyecek durumdalarsa vücutlarındaki gücü arındıracak başka bir yöntem bilmiyorum.
Analizime göre büyü enerjileri, canavarlarla karşılaştırıldığında, en az A sınıfı.
Maceracılar sadece dövüş gücüne dayalı olarak sınıflandırılsa da canavarlar sadece saf güç ile sınıflandırılıyor.
B sınıfı olan bir maceracının büyü enerjisinin zar zor C sınıfı olduğunu görmek beni şaşırtmıştı.
Bunu bir maceracı olduktan sonra öğrendim.
Normal canavarlar yetenek kullanımında iyileşme gibi şeyleri kafaya takmıyor bile, yani genellikle saf yetenekleri ile değerlendiriliyorlar. Tabi ki yeteneklerini geliştiren canavarlar da mevcut…
Yani genel olarak konuşursak, bu çocuklar A sınıfında.
Eğer yeteneklerini doğru bir şekilde kullanabilirlerse korkulacak birer düşman olacaklardır…

En sonunda sıraya karar verdiler.
Hevesli bir yüz ifadesi ile Misaki Kenya karşıma çıktı.
Sekiz yaşında yaramaz biri, bu bebelerin lideri o mu?

[Hey! Kılıcı kullanabilirim, değil mi?]

Edepsiz küçük…!

[Tabi ve kaybedince bana saygılı bir şekilde hitap edeceksin (hitap etmeni sağlayacağım)!]

[Hmph! Dandik bir yetişkine kaybetmeyeceğim. Sadece Shizu-san’ a karşı kaybettim!]

[Heeeeh. Kendini övmeyi beni alt ettikten sonrasına saklasan?]

Bu şekilde kapışmaya hazırdık.
Çocuklara zamanı tutturacağım. Geçen gün kum saatini aldım ve çocuklara nasıl kullanılacağını öğrettim.
Pekâlâ, başlayalım mı?

[B-Başla!]

Kenya Alice’ in komutu ile harekete geçti.
Bir ilkokul öğrencisine göre iyi hareket ediyor. Aslında, daha önce yetişkinleri alt etmiş…
Tabi bunun bana karşı bir etkisi olmayacaktır.

[Elinden geleni yap Ken-chan!!!]

[Kaybetme!]

Desteklerini duyunca Kenya sarf ettiği eforu daha da arttırdı.
Umutsuzca bana bir darbe indirmeye çalıştı ama hepsinden daha hareket edecek alana sahip olaraktan kaçtım – tahmin etmeye gerek olmadan.
On dakika sonra, gözlerinde yaşlarla alevler atmaya başladı.
Hmph, ne kadar acınası bir alevdi.
Benim kullandığım alev ile karşılaştırması zor olurdu, yani sadece alevin baya ezik olduğunu söyleyeceğim.
A sınıfı bir canavar, bütün gücünü bir alev topu yaratmak kullanırsa kolayca 1.000 derece sıcaklıkları sollayabilir…
Ama bu Ellen’ in alev topundan da güçsüzdü.
B sınıfı maceracının kullandığı ezik büyüden de ezik.
Kesinlikle izleyerek öğrenmiş, yani bu sahip olduğu yeteneklerin yanlış bir şekilde kullanılması olarak mı değerlendirilmeli?

[Hey, aleve çok dikkat ediyorsun (konsantre oluyorsun). Saf bir enerji oluşturmaya çalış.]

[Kes sesini! Shizu-san bu yeteneği kullandı ve güçlüydü!
Senin gibilerin söyleyeceklerini dinlemeyeceğim!!!]

Ne kadar kibirli bir bebe bu.
Sonuçta, tavsiyemi yok saydı ve yirmi dakika geçti, kazanan taraf bendim.

[Pekâlâ, bu kadarı yeterli! Şu andan itibaren saygılı bir şekilde sensei olarak hitap et!
Sırada kim var? Haydi!!!]

Omuzlarını düşüren ve açıkça üzüntülü Kenya diğer çocukların arasında yerini aldı.
Yani, daha on yaşına girmemiş bir bebeye kaybetseydim şok olurdum.

Sıradaki Chloe O’bell idi.
Ender bir saç rengine sahip sekiz yaşında bir kız. Gri ile karışmış siyah, daha önce böyle bir şey görmüş müydünüz?
Her neyse, ilginç bir saç rengine sahip güzel bir kızdı. Acaba yarı Japon mu?
Doğulu-Batılı bir havası var.
Peki, başlayalım mı? Eğer uzaktan birisi bakacak olursa bir ortaokul çocuğunun ilkokul öğrencisine zorbalık yapması olarak görülecektir bu kesiti.
Yine de, bu test önemli! Havalı falan takılıyorum ama cidden kaybedersem… Ne kadar tatsız bir şaka olur.

[Kuracchi kendini çok yorma!!!] (TL: Kuro olarak yazıldığından Kurocchi takma adı)

[Kendini incitme, Kuro-chan!]

Çoğunluk “Kendini incitme” dedi “Elinden geleni yap” yerine.
Anlaşılan böyle biri kendisi.
Sinyal çoktan verilmişti ve kapışma başlamıştı.
Beş dakika ara olmasına rağmen mola vermemeyi tercih ettim. Öyle olsa bile hiç yorulmamıştım.
Yaptığım tek şey kaçmak, yani kolay bir galibiyetti.
Şimdi, Chloe, nasıl bir saldırı göstereceksin bana?
Sağ elinde bir kitap var, acaba kitapları o kadar mı seviyor?
Doğru mu anladım? Kafama kitapla vurmayı mı düşünüyor ya da fırlatmayı?
Birden bire “Bu bir kitap değil, küt bir silah!” mı diyecek…
Yok, büyük olasılıkla demeyecektir.
Bu saçmalığı düşünürken,

[“Sonsuz akan bir akıntının içinde düşmanımı bağla (Su Zindanı)”]

Uoo! Birden bire ayaklarımın altında su belirdi. [Isı Algısı]’ na göre bu gerçek su.
Büyü! Ne kadar harika bir çocuk. Tahmin etmeme izin verin, bir deha?
Etkilenmiş hissederken su öfkesine devam etti ve beni bir baloncuk içerisine hapsetti.
Dürtmeyi denediğimde az bir şey esnedi.
Acaba bu yeteneği hızlandırmaya mı takmış kafayı – benim su kılıcı yeteneği gibi mi yapmaya çalışıyor (TL: Rimuru anlık kullanabiliyor bu yeteneği)
Harika. Ama şimdi ne yapacak?

[Bu büyünün sıradaki aşaması baloncuğu su ile doldurmak!
Eğer yenilgiyi kabullenirsen, gitmeden izin vereceğim. Eğer etmezsen, öleceksin!]

Ne kadar genç ve ne kadar dehşet verici!
Kenya çok daha şirin kaldı karşılaştırınca. Ama bu derecede bir yetenek… Aynen…

[Evet, bu baya harika bir büyü. Ama bana karşı bir etkisi olmayacaktır.
Ama bu büyü üstün bir büyü. Pratik yapmaya devam et!]

Dedim kafasını okşarken.
Zindan mı? Bunun gibi bir şey [Klonlama] karşısında anlamsız.
Açıkça bu yeteneğim ekstra yetenekleler arasında en güçlüsü. O kadar ki neredeyse özel bir yetenek sayılabilir.
Ayrıca, çeşitli dayanıklılığa sahip olan benim karşımda bunun gibi bir saldırı anlamsız ve bu dayanıklılığa doğduğumdan beri sahibim.
Chloe şok içerisinde oturdu. Yanaklarından yaşlar akarken yüzü kırmızıydı.
Affet beni, bunu yapmak zorundayım – gücümü saklayamam – beni küçük gören siz çocuklara aradaki ezici farkı göstermek zorundayım.
Chloe savaşma isteğini kaybetti, yani kazandım.
Chloe biraz önce kafasında okşadığım noktaya dokunarak nedense gülümsüyordu.

Devam edelim!
Sıradaki cengâver Gale Gibson.
Aralarında en büyüğü, 9 yaşında. Kahverengi saç ve belirgin iyi bir vücut yapısı. Kesinlikle yakışıklı bir çocuk.
Büyüdüğünde, o ünlü aktörlere kaybetmeyecektir yakışıklılığı.
Ezip geçelim!… Tabi ki bunun gibi bir düşünce aklıma gelmedi.
Ben bir yetişkinim, yani dürüst bir rakip olacağım.
Gale, bir üçkâğıt ve ya taktik düşünmeden bana ateş etti.
Önceki ikilinin kapışmasını izledikten sonra büyük olasılıkla beni yeninden değerlendirmiş.
Başka bir öğretmeni öldürecek bir güç ile ateş etti.
Sorgusuz, bütün gücünü buna aktarmış, bu iyi bir karardı.
Ama maalesef yanlış düşmana sahipti. Bunun gibi bir saldırı bana asla ulaşamaz.
Yaklaştığında [Açgözlü] özümsedi.

[Bu da neydi! Hile bu!]

Evet. Evet öyle. Kesinlikle katılıyorum.

[Dinle, yetişkinler hilebazdır. Ne kullanmamız gerekirse gereksin kazanmak için kullanırız!
Yetişkinler işte böyle benlikler!]

Küçük bir çocuğa karşı bunu kullanmam biraz olgun olmayan bir şey olmuş olabilir ama yöntem seçecek zaman değil bu.
Demek istediğim, geri püskürtebilirdim ama bariyerde bir delik açabilme olasılığını hissettim.
Ve onlar üzerinde istediğimi yapabilmeme izin vardı ama sınıfı yerle bir edemezdim.
Yani, herhangi bir hasarı engelleyecek bir yöntem seçtim.
Sonuçta bu bile zahmetliydi.
Gale, buna karşın hırçın bir şekilde ellerinde enerji toplayarak saldırdı.
Ne kadar çocukça. Artık kazanabilme şansına sahip değil.
Kenya gibi sonuçlandı ve benim galibiyetimdi.

Sekiguchi Ryota çekingen bir çocuk.
Her zaman Kenya ile arkadaşça takılıyor, arkasından destekliyor.
Güçlü Kenya’ nın partneri olduğunu öne sürüyor, dediğinin özel bir anlamı yok; çocukça davranıyorlar işte.
Ama, gücüne gelirsek…

[Ryouta, öcümü al!]

Bu kelimeleri duyduğu an gözlerinin renkleri değişti.
Bu yetenek Shion’ un [Savaş Şehveti] yeteneğine benziyor. Hızı ve gücü iki katının da üstüne çıktı, büyü enerjisi ve savaş enerjisi vücudunu sardı.
Ne kadar harika bir savaş dönüşümü örneği sergiledi, tek eksisi bilincinin olmaması.
Ve bu baya kötü bir eksi – savaşın ortasında sakinliğini-kontrolünü kaybetmek.
Etkililiği düşmana bağlı. Demek istediğim [Savaş Şehveti] belki de yaygın bir yetenektir ama üst sınıf düşmanlara karşı bu bir kumar bile değil.
Yenilgi garanti.
Hareketleri iyi, yani belki düşmanı ben olmasaydım iyi bir kapışma sergileyebilirdi.
Ama… Ne yazık!
Kolayca yirmi dakika kaçtım.

Sonuncu Alice Rondo idi.
En küçükleri, 7 yaşında. Düz, omuzlarına kadar inen sarı saçlar.
Yalnızca bir oyuncak bebeğe benzetilebilecek bir yüz, kesinlikle güzel bir kız.
Yetişkinimsi Chloe’ nin aksine bir erkek Fatma.
Pekâlâ, nasıl bir yetenek gösterecek bana.
Alice ellerindeki oyuncak bebeği havaya fırlattı ve

[Git – Ayı-san!!!] (TL: LoL – Annie)

Haykırdı.
Ha? Bunu düşünürken, ayı birden bire saldırdı.
Ve saldırıları da baya güçlüydü.
Yeteneğinin adı Golem Ustası.
Eğer bu bir oyuncaktan elde ettiği bir güçse özelleştirilmiş bir silahtan elde edebileceği güç nasıl olacaktır…
Gücü beşinin arasında en güçlüsü olabilir.
Yani… Kaçmayı becerdim, sıkıntı yok.
En güçlünün sona saklanacağını bilmiyordum bu yüzden yüzümün akı ile çıkabilmem iyi oldu.
Onlardan on tane çağırdığında neredeyse kafamdaki şalterlerden birisi atacaktı ve hepsini yakacaktım ama içimde tuttum ve kaçmaya konsantre oldum.
Eğer onları yaksaydım sonra onun gönlünü almam gerecektir diye düşündüm.
Daha sonra bu beşli sahip olduğum gücün farkına vardılar-tattılar.
Sahip oldukları yetenekler açıklandığı gibi.
Beklenen ve esas ortada olan arasında fark büyük. Neden yetenekleri bu kadar değişik-garip şekilde gelişmiş diye sorarsanız büyük olasılıkla çok içten bir şekilde bunu istediklerindendir.
Yani, seçeneklerim ya onların bir özel yetenek elde etmesi ya da başka bir yöntem aramak.
Üç ay içerisinde güçleri kontrolden çıkacak ve vücutlarının yıkımına neden olacak.
Zorlayıcı bir yöntem ama durumlarını kontrol etmeyi başardım.
Ve gücün tamamının tüketilmesinin yıkımı erteleyecek en iyi yöntem olduğunu buldum.
Fazla büyü güçlerini tükettiklerinde zaman sınırını biraz daha uzuyor.
Şimdi, esas tedaviye gelirsek…

[Pekâlâ, bu test size güçlü olduğumu gösterdi!
Ve bu güçlü “ben” size söz veriyorum: sizi kurtaracağım.
Bu maske üzerine yemin ediyorum, bir yöntem bulacağım!]

Diye bildirdim çocuklara.
Özenle dediklerimi dinlediler.
Öncelikle, dikkatlerini çekmekte başarılıydım. Sonuçta, eğer yaptığın işe kalbini koymazsan gerçekte o işle uğraşmıyorsundur.
Bir şekilde – belki de zorunda hissediyorlardır – beni dinlemelerini başardım.

[Umm, o maske, Shizu-Sensei! ‘nin mi?]

Birden bire Alice ürkek bir şekilde sordu.

[Evet. Shizu-san bana emanet etti.
Ve maske haricinde sizi de bana emanet etti.]

Diye cevap verdim. Maskenin şekli az bir şey değişti ama bunu fark edebilmiş.
Cevabıma memnuniyet içerisinde kafa salladı.
Görünüşe göre bazı endişeleri defedilmiş.
Ancak… Şimdi maskeden bahsedince…
Bir hatıra kafamda canlandı…
Shizu-san’ ın bana bıraktığı…
Hmm? İblis Lordu Leon’ a iyi bir yumruk atmak.
Ama Shizu-san bir İblis Lordunu alt etmeyi planlamış olabilir mi?
Bir dakika… Shiuzu-san on yaşında buraya geldi, değil mi?
Peki, Leon neden onu kurtardı?
Bunun hakkında düşünelim, detayları bilmiyorum ama bu anıların içerisinde bir ipucu olduğunu hissediyorum.
Ayrıca, kendi hedeflerini kovalamak için bu çocukları geride bırakmak Shizu-san’ın yapacağı bir şey değil, garip olur.
Acaba Leon’ a iyi bir yumruk geçirmek ve çocukları kurtarmak tek bir görev mi?
O zaman, İblis Lordu Leon bu çocukların nasıl kurtarılabileceğini biliyor olmalı.
Çocukken onu bir kere kurtardı sonuçta…
O zaman neydi bu yöntem?
Ulu Ermiş ile birlikte bunları düşünmekle meşgulüz.
Ve her zamanki gibi Ulu Ermiş beni hayal kırıklığına uğratmadı.
İblis Lordu Leon Shizu-san’ ı kasten mi yoksa kazara mı kurtarmıştı? Cevap…

≪Çözüm. İblis Lordu Leon’ un Izawa Shizue’ yi kasten kurtarmış olma olasılığı neredeyse %74.
Ancak bu yüzde sadece bir tahmin olduğundan anlamsızdır.
Ayrıca çocukları kurtarma yöntemi…≫

Düşündüklerim hatalı değildi

[Dinleyin, kesinlikle sizi kurtaracağım. Buna yarından hazırlanacağız.
Bana inananın! Shizu-san’ ın bana emanet ettiği sizlerin ölmenize izin vermeyeceğim!]

Daha önceki kelimelerimin aksine bu sefer kendimden emindim.
Çocuklar da aynı şekilde ciddi bir şekilde cevap verdiler.

[[[Lütfen, Sensei!!!]]]

Sensei ha,
Ne kadar hoş bir kelime, bu işi bana bırakın.
Şimdi, ilk defa, çocukları onayladım.
Onları kurtaracağım.
Kendi üzerime yemin ettim.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

3 thoughts on “060. Biraz Erken Ama Bir Deneyelim

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s