054. Ticaretin Başlangıcı

054. Ticaretin Başlangıcı

003: Kraliyet Başkentinde Yaşam
.

.

.

Görüşme gece geç saatlere kadar devam etti.
Geç geldiğimden yapılabilecek bir şey yoktu bu durum hakkında.
Bugün görüşmemiz gerekiyordu ama görünüşe göre bir soylu ne olursa olsun benimle görüşmek istemiş.
Geçen gün gerçekleşen mitingde kısaca bilgi paylaşımında bulunduk.
Genel olarak insan şehirleri ve ülkeleri hakkında bilgi edindim.
Aynı zamanda Özgürlük Birliği hakkında da bilgi edindim, hatta liderleri Yuki Kagurazaka ile tanıştıracaklarını da söylediler.
Ancak bir şey eksik gibi hissettim.
Özgürlük Birliğinin merkezinin kraliyet başkentinde olduğunu duymuştum ama bir sürü kraliyet başkenti var; yakınlarda komşu olarak Farmas Krallığı ve dehşete düşürecek kadar güçlü olan Büyücü Hükümdarlığı Sarion.
Brumund gibi küçük bir ülkenin bile kraliyet başkenti var, hatta şu an oradayım.
Peki, Özgürlük Birliğinin merkezi hangisinde?
Yüce Jura Ormanı etrafındaki ülkeler bir araya gelerek bir konsey (meclis) kurmuşlar.
Bu sebeple bir araya gelecek konsey üyelerinin rahatça ulaşabileceği bir yer olmalı ve merkezi şu anda Ingracia Krallığında.
Güçlülük oranı olarak bakıldığında konseye katılan ve gücünden gurur duyan Farmas Krallığı olacaktır normalde seçilecek başkent, ama geliştirilen ulaşım sistemleri nedeniyle İngracia Krallığı, Krallıkların merkezi haline gelmiş.
Bu da neden Farmas Krallığı ve İngracia Krallığı’nın arasının kötü olduğunu açıklıyor.
Ancak, İngracia Krallığı’ nın bu role seçilmesinin başka bir nedeni daha var.
İngracia Krallığı Yüce Jura Ormanı’ na direk sınırı olmayan tek krallık.
Bu nedenle canavar saldırılarının riski daha az, bu da ona güvende olma lütfunu sağlıyor.
Özgürlük Birliği’ nin merkezi güvenlik ve kolay ulaşımın bahşedildiği bu ülkede yer alıyor.
Bu kadarı açıkça ortada.
Bu da Kraliyet Başkenti denirken İngracia Krallığı’nın kast edildiği anlamına geliyor.
Konseydeki ülkelerin başka bir ortak noktası da Kilise’ye bağlı olmaları.
Başka bir şekilde kelimelere dökersek, Jura Oramanı’ nı çevreleyen ülkeler Kilisenin etki alanı içerisinde.
Her ülke bir konsey üyesi için oy kullanıyor ve bütün konsey üyeleri dinleri nedeniyle eşitliği sembolize ediyor. Önemli kararların bir konsey de tartışıldığı ve karar alındığı bir sistemin olduğunu da duydum.
Şaşırtıcı bir şekilde bu sistem eski dünyamdaki Birleşmiş Devletlerin sistemine baya benzer.
Konsey üyelerinin seçimleri ülkeden ülkeye değişiyor ama seçilen konsey üyelerinin çoğunluğu kraliyet ailelerinden.
Bu arada Büyü Hükümdarlığı Sarion’ un ulusal bir dini yok.
Kral, Tanrının soyundan geldiğini öne sürüyor ve diğer dinleri yasaklıyor. Bu yüzden konseyin bir parçası olmaktan reddedilmişler, onları izole edilmiş bir süper güç haline getiriyor bu durum.
Ama ticaret yapıklarını duydum, büyük olasılıkla bir süper güç olmalarından kaynaklanıyor.

Her neyse,
Özgürlük Birliğinin merkezinin İngracia Krallığında olduğunu öğrendim, yani eğer Yuuki Kagurazaka ile görüşmek istiyorsam İngracia Krallığı’ nı ziyaret etmem gerek.
Görünüşe göre beni tanıtan bir mektup yazmakta “isteklilermiş” ama bunun karşılığında bu ülkenin bir soylusu, Baron Beruado ile görüşmem gerekiyormuş.
Tabi ki şartlarını kabul ettim ve şu anda partnerimle bir at arabasıyla oraya doğru gidiyorum.
Ahmaklarla geçen gece ayrıldım.

[Lütfen, irtibatı kesmeyelim!]

[Düşündüğüm gibi, sonsuza kadar birlikte yolculuk yapalım…]

[Sensiz buralar kesinlikle sessizleşecek, Tempest’ te bir daha takılalım!]

Bunları diyerek istemeyerekten yol çıktılar.
Ama bu onların problemi
Ben, mesela, şu anda hiçbir şey hissetmiyorum.
İlginç nedense, yalnız hissetmiyorum.
Bunları düşünürken at arabası durdu.
Vardık gibi gözüküyor.

* * *

Güzel binaların sıralandığı bir semt.
Kendimi sakin hissediyordum. Fuze beni diğer binalardan biraz daha küçük bir binaya doğru yönlendirdi.

[Bu arada, soyluların etiği ve görgü kuralları hakkında bir şey bilmemem bir sıkıntı yaratır mı?]

[Hm? Ah… Doğru, bu biraz zahmetli olacak…]

Her şey yolunda gidecek mi?
Fuze’ nin babası hakkında baya ele avuca sığmayan bir tip olduğunu duydum.
Geçen gün Fuse Yüce Jura Ormanı’ nın şu anki hali ile ilgili sorular sordu.
Bundan sonra, Shizu’ nun ve Veldora’ nın nerede olduğunu bilip bilmediğimi sordu.
Konu Veldora’ ya geldiğinde aptalı oynadım ve bilmezden geldim.
Yüce Jura Oramanı’ nın şu anki durumu hakkında da şehrin iyi bir yöne doğru ilerlediğini belli belirsiz anlattım.
Doğal olarak yerel canavarları nasıl zapt ettiğimi sordular, detaylı olarak.
Onların bile neden canavarların bu kadar az aktif olduklarının (bu kadar az zarar verildiğini) nedenini öğrenmek istediklerini anlıyorum.
Shizu-san’ ın hikâyesine gelirsek, cevaplamak bir yana hakkında konuşması zordu.
Shizu-san’ a verdiğim söze gelince açıklamayı bitirdim, orasını anlatmadım.
Fuze,

[Anladım… Sana güveniyorum.]

Bunu mırıldandıktan sonra bu konu hakkında başka bir şey konuşulmadı.
“İnflak Kraliçesi” olarak bilinen Shizu-san görünüşe göre A sınıfı bir maceracıymış ve merkeze bağlıymış.
Merkezde bir eğitimci olarak sıkı çalışmış ama ölümünün yaklaştığını fark etmiş. Merkeze kapalı kalmayı reddederek birden bire ortadan kaybolmuş.
Ve hikâye bu şekilde devam ediyor ama onun sayesinde yeni arkadaşlar edinmeyi başarabildim.

Fuze’ ye güvenerek bu kadar yolu teptim ama gerçekten sıkıntı yok mu?
Etik ve formalitelerle can sıkıcı bir muhabbet olacak.
Bunun gibi şeyler hakkında endişelenirken binaya girdim.
Binaya girdikten sonra yaşlı bir adam kendini uşak olarak tanıttıktan sonra içeriye yönlendirdi.
Her neyse, bayan hizmetçiler (Maid) de var burada, görmesi her zaman güzel bir şey.
“Maid Cafe”’ lere eski hayatımda gitmişliğim var.
Sadece oturmak bile binlerce yene mal oluyor, tamamen bir dolandırma bazlı bir şey.
Bu faktör bunu güzel bir anı olarak sınıflamamı zorlaştırıyor.
Ancak burası farklı bir dünya, benim gibi biri bile aradaki kalite farkını görebiliyor.
Gerçek hayatta sadece sahte ve yaşlı “maid”ler var!
Uşak tarafından yönlendirilerek bir odaya girdik.
Odanın içerisinde daha fazla kapı vardı.
Uşak kapılardan birisini tıklattı.
Bir cevap geldi,

[Gir!]

Dürüst olmak gerekirse bunun gibi laf kalabalığı sinir bozucu.
Büyü halkası ile direk içeri girdim, içerisi tamamen farklıydı.
İçerde, uzun- ince- sıkı çalışan gibi gözüken -pinti bir bıyığı olan- gömülmüş gözlü biri karşıladı beni.

[Vardın. Benim adım Baron Beloard, Brumund’ un bakanlarından birisiyim, tanıştığımıza memnun oldum.]

Kendi selamımı vermeyi başaramadan karşı taraf sundu selamlarını.

[Tanıştığımıza memnun oldum, adım Rimuru Tempest
Bir canavarım ama insanlar ile dostane ilişkiler kurmak istiyorum.
Etik ve görgü kurallarında tahsilsiz olabilirim ama bunu hoş göreceğinizi umut ediyorum]

Buranın icraatı eski dünyamla baya benzer.

[Rahatla. Ben arazisiz bir Baronum.
Formaliteler olmadan da hareket edebilirsin.
Pekâlâ, sahip olduğumuz zaman sonsuz değil bu yüzden kısa konuşalım.
Direk sadede geleceğim. Senin şehrin Tempest ile müşterek bir İlişki kurmak istiyorum.
Maceracılara destek sağlamayı ve güçlü canavarlarla sıkıntı yaşadıklarında yardım etmeyi teklif ediyoruz.
Sadece bu ikisini istiyoruz.]

Pekâlâ,
Söylediğiniz özetlersem Brumund küçük bir ülke olduğundan ve çok fazla ulusal güce sahip olmadığından canavarlara karşı aldıkları önlemler yeterli değil.
Özgürlük Birliği ile bir şekilde işbirliği yapıyorlarmış ama canavarlara karşı sadece Maceracılar Loncasının onların tek savunma kaynağı olamaz.
Neyse ki şimdiye kadar canavarlar tarafından önemli derecede bir hasar alınmamış ama gelecekte olabilecek şeylere tedbir almak için Tempet ile iki taraflı bir ilişki kurmak istiyorlarmış.
Maceracılara destek, bu Fuze’ nin geçen gün değindiği konu.
Büyük olasılıkla Orman da çalışan maceracıların başarılı olabilmeleri için ormandaki tehdit seviyesini azaltmamı istiyor. Gereken şeyleri, örneğin yatak ve erzak gibi şeyleri sağlamam gerekecek ormanda çalışan maceracılar için.
Ancak, anlaşmaya oturduğu partneri bir canavarlar ülkesi, acaba neden bu kadar hızlı bir şekilde yakınlaştı ve güvendi bize?
Bu hakkında endişelenecek bir şey.

* * *

[Sahiden… Bunu kabul edersem ne fayda sağlayacağım? Müşterek bir antlaşmadansa daha çok tek taraflı bir ilişkiye benzemiyor mu?]

[Tabi ki bazı çıkarlarınızı garantileyeceğiz.
Bir ülke olarak tanımlanmanızı yasallaştıracağız (onaylayacağız)
Diğer bir deyişle, sen ve senin ülken “Tempest”’ i meşru bir canavar ülkesi olarak tanıyacağız.
Brumund Kralından izin bile aldık.
Eğer senin tarafın bizimle iş birliği sağlarsa sizi bir ülke olarak tanıyacağız ve yeterli bir seviyede hükümetler arası ilişkiye söz veriyoruz.]

Yani, canavarlar hakkında iki tarafta dikkatli olacak ve acil durumlarda birbirlerine yardım edecek demek.
Her halükarda dikkatli olmamız gerek ama bu antlaşmayla birlikte Brumund hakkında endişelenmemize gerek kalmayacak.
Güçlü canavarlar tarafından saldırıya uğradığımızda birbirimizi uyararak yardım edeceğiz.
Bir sıkıntı olacağını sanmıyorum.
Eğer bu teklifi kabul edersek, meşru bir ülke olarak tanınacağız, bu kötü bir teklife benzemiyor.
Yani, kabul etmem gerek, daha önce hakkında bahsedilen konsey bu konuyu kabullenmeyebilir sonuçta sadece Brumund kabullenecek konsey içerisindeki ülkeler arasında.
Yine de Cüce Krallığından sonra ikinci bir ülke tarafından kabul görmek büyük bir başarı.

[Pekâlâ, bu teklifi kabul edeceğim.]

Bunu dedikten sonra, odadaki hava gerginliğini biraz kaybetti. Bu şekilde devam etseydi kesin köşeye sıkışırdım zaten.

[Anladım, harika. Pekâlâ, o zaman bu Brumund Kralı tarafından izin verilmiş sertifika ve dokümanın yasal olduğunun kanıtı.]

Bunları derken cebinden bir damga çıkardı.

Ruhun üzerine bağlayıcı olan büyü kullanıldığında damga bir ışık yaydı, bu gerçekten de belgenin kral tarafından onaylanmış gerçek bir belge olduğunun kanıtı.
[Analiz] yeteneğim de aynı sonuçlara vardı.
Beklenmeyen bir şekilde kontrot üzerinden olabilecek sahtekarlıklar bu dünyada gerçekleştirilemiyor.
Daha önceki yaşamımla karşılaştırıldığında bunun gibi prosedürler çok daha basitleştirilmiş.
Kral ile görüşecek zamana sahip olmadığımdan bu gerçekten benim için iyi oldu.
Ayrıca, Kralın bir canavar ile görüşmesine de izin vermeyeceklerdir.
İşlemi bu konu hakkında da kolaylaştırdı.
Ve belge üzerindeki imzam ile Brumund ve Tempest arasındaki antlaşma gerçekleştirildi.
Buna benzer durumlarda olay ile ilgisi olmayan üçüncü bir kişi (üye) alış-verişin adil bir şekilde gerçekleştiğine şahit oluyor.

Bundan sonra birkaç ayarlamalar yaptık ve antlaşmanın detaylarını konuşmak için bir miting gerçekleştirdik.
Ve ilk defa bu dünyadaki antlaşmaların kusurlarına tanıklık ettim.

[Yani, Orman içerisinden askeri bir güç geçireceğimizde yardımınızı bekliyoruz.]

Bunu dedi.
Askeri bir güç. Bunun canavarlarla bir alakası yok.
Acil durumlarda yardımlaşmamız gerekiyor, acil durum derken bu bir ülkenin saldırıya uğradığı zamanı da kapsıyor.
Mesela, Doğu İmparatorluğunun saldırması gibi.
Kandırıldım! Beni nasıl kandırmaya cüret edersin!
GUO————–!!! Sinirim içerisinde bayılmak istedim.
Aptal, aptal, aptal, aptal, aptal.
Geri zekâlı ben!
Tatlı dille konuşmasını hatırladım.
Brumund’ un tarafından bakarsak şimdi isteğimin dışında iş birliği sağlamam için bir nedenleri var.
Üç ahmağı bile kovamıyorum ben daha.
Eğer ülkenin onayını alırsan buna gerek kalmaz.
Ama bunu göğsünün gere gere söylemesinin bir nedeni var.
Brumund Doğu İmparatorluğu’ nun Ormandan işgal etmesinden gerçekten korkuyormuş.
Bunun gelecekte gerçekleşebilme olasılığına hazrılık olarak benim büyük olasılıkla ortada tampon bölge olmamı istediler.
Muhakkak yalan söylemedi, eğer sıkıntı ile karşılaşırsak yardıma gelecek sonuçta sırada biz varız.
Eğer İmparatorluk bizi yok saysa bile Brumund’ a destek kuvvet yollamak zorunda kalacağız.
Yani, başarılı bir şekilde kandırıldım.

[Fark ettin? Kesinlikle hızlısın. Ancak çoktan antlaşmayı imzaladın bu yüzden zamanı gelince ellerinden öperiz!]

Bir gülümseme ile, sevinçle parıldayan bir gülümseme ile güldü.
Baron Beloard,
İşini iyi yapan birisi.
Bu kurnaz soylu olacak köpek, benim gibi kimseleri çocuğun elinden şeker alır gibi kandırıyordur.
Tsk (Dil ile hoşnutsuzluğu belirtmek için yapılan fonetik). Yapacak bir şey yok artık. Şimdilik boş vereceğim…
İlginç, kandırıldıktan sonra bile o kadar sinirli hissetmiyorum.
Sığ bir pişmanlık harici karşı tarafı övmek istiyorum. Ah ~ Kandırdı (kandırıldım)! Gibisinden.
Yani, bu da bir tecrübe. İmparatorluk harekete geçtiğinde düşüneceğim gerisini.
Al işte, insanlara karşı gardını düşürmemelisin.
Canavarlar beklenmedik bir şekilde dürüstlerdi.
Kalbimde bir daha insanlarla pazarlık yapacağımda daha derin bir şekilde düşüneceğime söz verdim.

* * *

Kandırılmak zevkli değil.
O kadar sıkıntıdan sonra bile yine de tecrübe edinmiş oldum.
Orta saflıkta bir iksir çıkardım ve masaya koydum.

[Bu da ne?]

Baron Beloard sordu,

[Bu şehrimde yaptığım bir iyileştirici iksir. Yerel pazarlarda satmak istiyordum.]

Diye cevap verdim.
Fuze ve Beloard iksiri ellerinde gezdirerek incelediler.
Fuze analitik büyü kullanabiliyor kesinlikle.

[Bu da ne! B-bu şehirde satılan ucuz şeyler gibi değil.]

[U-mu (Katılma Fonetiği) bu Kraliyet Başkentinde satılan üst sınıf iksirlere benziyor. Farmas Krallığı dağıtımını sağladıklarında vergi koyuyorlar ama bizimki gibi pazarlara ulaşmıyor… elinde tam olarak ne kadar var?]

Onlara şimdilik 500 tane olduğunu söyledim.
Eğer düzenli bir şekilde almaya isteklilerse, depodan çıkarırsam 2000 ~3000 adet aylık olarak sağlayabilirim.
Bu ülkede ön saflarda mevcut olan maceracılar nedeniyle iksirlere talep fazla.
Farmas Krallığında da Özgürlük Birliğinin bir şubesi var ama onlarla arası iyi olan maceracıların sayısı az.
Bunun birden fazla nedeni var, en büyük nedeni ise maceracıların küçük görülmesi.
Ancak maceracıların paralarını cömert bir şekilde harcamaları da bir olgu ve aynı zamanda iblislerin sayılarının da azalmalarını sağlıyorlar.
Buna benzer nedenlerden dolayı umutsuzca maceracıları çekmeyi deniyorlar ama gösterebilecekleri bir sonuçları yok.
Bu yüzden kaliteli iyileştirici iksirler önemli.
“Maceracıları Cüce yapımı silahlarla çekerken yüksek vergiler uygulama?” Gibisinden, bu kadarını ben de düşündüm.
Eğer gereken zırhsa az bir şey ayarlama yetecektir.
Canavarlar üzerinden prim yaparak ekipmanlar da satmayı başarabiliriz.
(Canavarların üzerlerindeki ekipmanların performanslarını görünce) insanlar almak için hevesli olacaktır
En azından eğer bir ürün satarsam kar elde edebilirim.
Umarım biraz önceki hatamı telafi edebilirim bu şekilde.

Baron Beloard’ ın ofisinden ayrıldıktan sonra Garde-Myourmiles ile görüşmeye gittim.
Garde-Myourmiles adındaki tüccar ile tanıştıldım.
Pazarın köşesinde “Miles Şirketi” adında büyük bir dükkan vardı.
Pazarın başkanlığını (sendika gibisinden) da bu dükkanın sahibi yapıyor gibi görünüyor.
Özgürlük Birliği Tüccar Loncasına katılmış ama ülkenin izni ile Brumund’ un yasal olarak bir tüccarı haline gelmiş.
Bir insanın hem Loncanın hem de ülkenin iznine sahip olması ender bir durum.
Garde-Myourmiles’ ın bu ender kişilerden olduğu söylendi bana.

[Meeerhaaaaaa…?! Öhö, Merhaba (ciddi ton), lütfen buraya gelin Danna, bügün nasıl yardım edebilirim?]

Fuze ile geldim bu gün ve içten bir şekilde kafa eğerek cevap verdim.
Düşünecek olursak bu yaşlı adam Fuze de krallık içerisinde atoritesi olan biri.

[Bugün bu kimseyi tanıtmak için geldim, Saygılı ol! İşim olduğundan geri dönmeliiyim lütfen kabalığımı mazur görün.]

[Bu kimse, nasıl birisi?]

[Kısaca, devletin misafiri. Gerisini sana bırakıyorum!]

Veda içerikli bir cümeleyle Fuze ayrıldı.
Devletin misafiri olarak adlandırıldıktan sonra geride bırakıldım.
Yani, iyidir heralde.

[İsmim Rimuru, bana iyi davran! Bugün bir iş alış-veriş işi için geldim ve ürünüm de bu.]

Bu şekilde pazarlık etmeye başladık.
Myourmiles denen tüccardan da beklenildiği gibi hızlıca ürünün değerini biçti.
Pazarlık başladı.

………

……

Sonunda burada satmaya karar verdim, fiyatının (adedine) 22 gümüş olmasına karar verildi.
Ve Paakende satış fiyatı 25 gümüşe sabitlendi.
Şehrin yerini ona söyledikten sonra, şehre giderek stoklamayı düşünüyordu.
Eğer Myourmiles daha fazla satın alacaksa Tempest’ te de 22 gümüş.
Ayriyeten maceracılara yardım nedeniyle, Tempest’ te maceracılara satış fiyatının 22 gümüş olmasına karar veridi.
Bu şekilde el sıkıştık ve kontratı imzaladık.
Bu sefer “alt yazı” olmadan memnun edici bir anlaşmaya vardık.

[Ama Danna, Danna’ nın şehrine ulaşmak için at arabası kullanamam. İyileştirici iksirleri stoklamak konusunda bir şey yapabilirim ama baya el verişsiz (can sıkıcı) olacak…]

Tabi ki bu da konuşmamız gereken bir şey.
Bir “otoyol” kurarsam iyi olur.

[Anladım. O zaman Tempest ile Brumund’ u bağlayan bir yol yapacağım.]

[Eh? NANI?! (NEY)]

[Yol yaparsam at arabasını kullanabilirsin değil mi?
At arabasının yolculuğu iki ay süreceğini düşünüyorum. Birkaç ağaç kesersek direk bir yol yapabiliriz de yolu bitirmek altı ay civarı alır diye düşünüyorum.
Uygun mudur?]

[Tabi ki! Satışa çıkardığın geri kalan 500 iksiri de görmek istiyorum!]

Myourmiles kulaklarına kadar ulaşan bir gülümseme ile ellerini sıvazlıyordu.
Cüce Krallığına doğru olan yol tamamlandı. Şimdi, Brumund’ a doğru bağlayacak yolu yapacağız.
Bu şekilde Tempest ve Brumund arasındaki ticaret başladı.

Tempest’ i Brumund’ a bağlayuacak yol tamamlandığında Brumund daki tüccarlar Cüce Krallığına ulaşmak için Farmas Krallığından geçmek zorunda kalmayacak.

Böylece Tempest ticaret yollarının merkezi haline geliyordu.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

TL Not: …Geç kaldım… AH GEÇ KALDIM!… Bir dahaki bölüm çok daha zevkli lütfen gecikmemi mazur görün!!!

11 thoughts on “054. Ticaretin Başlangıcı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s