053. Özgürlük Birliği

053. Özgürlük Birliği

003. Kraliyet Başkentinde Yaşam
.

.

.

Brumund’ un Kraliyet Başkentine doğru ilerlemeye devam ettik.
Şehir eski ama dayanıklı gözüküyordu.
Şehirde gezinen yayalar mutlu ve enerjik gözüküyorlardı.
Büyük olasılıkla güçlü canavarların ya da diğer tehditlerin bir tehlike oluşturmamasından kaynaklanıyordu bu iyimser durumları.
Bu kadar uzakta (kırsal arazi) olan bir ülkeden de beklenildiği gibi çoğu insan zırh kuşanmıştı.
Değer biçme yeteneğime göre kullanılan ve giyilen çoğu zırh ve silahlar kötü kalitede ve aslında çok dayanıklı da gözükmüyorlar.
Ancak şehir merkezinin havasını o kadar uzun zamandan sonra tadabilmek baya heyecanlandırıcıydı.
Tahta çubukta servis edilen kızartılmış (Çöp şişi gibi) et aldık ve yolumuza devam ettik.
Etin ne eti olduğunu bilmiyorum ama ilginç bir şekilde lezzetliydi.
Aslında eti analiz ederek nereden geldiğini öğrenebilirim ama bunu yapmayacağım. Analiz edilmesi gereken başka bir şey var.
Sos. Bu sos araştırmalarımızda bize yardım edebilir. Şefe karşı biraz adil olmayan bir davranış olsa da bir yemeği yemek, içerisinde kullanılan malzemelerini belli ederek tarifini açığa çıkarıyor.
Bu yemek için gereken malzemeleri aklımda bir not haline getirdim.

Daha da içeriye doğru ilerliyoruz, üçlü tarafından yol gösterilirken belirli bir dükkâna doğru gidiyorduk.
Büyü Hırdavat (araç, alet, eşya) Dükkânı.
Normal hırdavat dükkânlarıyla büyü hırdavat dükkânları benim dünyamdaki insanların tahmin edebileceğinden çok farklı.
Maceracılar, mesela, “hırdavat dükkânı” derken genelde büyülü olanları kast ediyorlar.
Ve bunun gibi bir dükkân hedefimizdi.
Orta saflıkta olan ilacı satmayı düşünüyorum bugün. Ancak adedini 15 gümüşe satmayı amaçlasam da öncelikle market fiyatını bilmek zorundayım.
Aynı zamanda İllüzyon Çiçeklerinden yapılan bir ürün var mı bunu da öğrenmek istiyorum.
Çiçekleri Loncaya verirsek buketine 10 gümüş alabiliriz.
Bu şekilde baya para kazanabileceğinizi düşünebilirsiniz ama bulması zor olan bu çiçeği aramak için ormana gitmek genellikle meyve vermediğinden çoğu insan bundan kaçınıyor.
Yani toplama odaklı bir maceracı olmayı amaçlıyorsan hızlı bir şekilde zengin olmayı amaçlamamalısın.
Bu yüzden insanlar genelde onları yolculukları sırasında rast geldiklerinde toplayarak satıyorlarmış; alıcı onları topluyor ve kim istiyorsa ona satıyormuş.
Bu da toplama görevlerinin yıllarca devam etmesi anlamına geliyormuş; genelde uzun vadeli bir iş.
Ve sonuçta elimde buna benzer bir sürü iyileştirici bitki ve çiçek oluğundan güncel fiyatlarını öğrenmek istiyorum.
Bu şekilde dükkâna girdik.
Belli başlı bir koku bizi karşıladı ve dükkânın içi keyifsiz bir hava ile doluydu.
Yaşlı bir cadının işletmesini düşüneceğiniz bir dükkan.
Aslında, dükkan sahibi tam buna benziyordu.
Etrafa baktım, hızlı bir şekilde satışta olan ürünlerin kalitelerini taradım. Maalesef ender sayılabilecek bir şey bulamadım.
Düşük kalite iksirler mevcuttu hem de yüksek fiyatlarda.
Neden? Cevabı basit: Brumund Krallığına komşu olan Farmas Krallığı Cüce Krallığından ticareti durdurmuştu da bunu biraz abarttım herhalde; buraya askeri sayılabilecek malzemelerin akışını engelliyorlardı.
Ve yüksek kalitede iksirler Cüce Krallığından ulaşmadığından yerel eczacılar tarafından yapılan düşük kalite iksirleri satmak zorunda kalıyorlardı.
Ürettikleri iksirleri ormanda ve mağaralarda bulunan şifalı bitkileri suda kaynatarak yaptıklarından kaliteleri doğal olarak daha kötüydü.
Hmm? Bir fırsatın kokusunu mu alıyorum?
Güncel olarak, düşük kalite iksir [Kalite: Normal, Etki: %20] 2 gümüşe satılıyor.
Kötü kalite iksir [Kalite: Az, Etki: %15] ise 1 gümüşe satılıyor.
Yani etkisinde küçücük bir artış müthiş fiyat artışına neden oluyor. Yani, hayatını kurtarabileceğini düşündüğümüzde normal; insanlar nadiren ilaç konusunda pinti.
Malzeme kıtlığı nedeniyle Lonca maceracıların rast geldiği şifalı bitkileri onlardan satın almasa bile kolaylıkla alıcı bulabiliyorlar.
Görünen o ki her zaman talep var.

Sırada, İllüzyon Çiçekleri,
Bu çiçekten halüsinojenler ve büyüleyici parfüm üretilebiliyor.
Bunların etkileri,

Halüsinojenler: 〈Hipnoz sınıfı Büyü〉etkilerini arttırmak için kullanılıyor. Normal olarak içmek halüsinasyonlara neden olur, bağımlılığa sebep olur.
Büyüleyici Parfüm:〈Hipnoz sınıfı Büyü〉etkilerini %30’ a kadar arttırabiliyor. 〈Hipnoz sınıfı Büyü〉dayanıklılığını %30 arttırabiliyor.

Bu tabi ki kalitesine bağlı olarak değişecektir; normal kalitede olan etkilerini %20 arttıracaktır.
Neyi mi arttırılıyor? Yeteneklerin başarı oranı, kontrol edebilme derecesi ve uzunluğunu. Bu büyü sınıfını kullananlar için istenen bir ürün.
Ancak, bağımlılık kötü, büyük olasılıkla eski dünyamdaki halüsinojenlerle aynı mantıktır da bunun herkese sattıklarından da şüpheliyim.
Bu arada, zehrini incelerken ona karşı bir çeşit dayanıklılık kazandım. Bu şekilde devam ederse yakında yeni bir yetenek elde ederim; tabi ki başka zehirli bitkileri toplarsam.
Yemek kötü bir fikir olacaktır ama eğer mideme özümsersem zehirlenmeyeceğimdir.
Yani, zehirlenmeden ölemiyorum ve sonuçta yemek zehirlenmesi de olmayacağımdan yolculuk sırasında karşılaştığım yemekleri denedim.
Ama konu dışına sapıyorum.
Bu iksirlerin etkilerini defetmek kolay ama kesinlikle çok pahalılar?

[Haah? Halüsinojenler ve Büyüleyici Parfüm mü? Bunlara benzer müthiş şeyleri burada bulamazsın.
Bizim küçük ülkemizden ziyade başka yerlerde aramalısın!]

Dedi dükkandaki nine.
Onunla alay ettiğimi mi sandı ki acaba?
Bunun gibi iksirleri duymuş olması bile etkileyici bir şeydir o zaman.
Aslında dükkânda bulunan ilaçlar da onun tarafından yapılmış. Baya bilgili anlaşılan.

[Ah, kusuruma bakmayın. Demek istediğim, buna benzer bir şeyi elime geçirdim ama gerçek olup olmadığını bilemiyorum. Satın almak için bir altın bile ödünç aldım, bu yüzden merak ediyordum!]

Dedim onu kandırmaya çalışırken.

[Ne dedin? Göster bana. Senin için kontrol edeceğim. Merak etme para istemeyeceğim!]

Nine cevap verdi.
Sorduğundan, daha önceden küçük bir torbaya koyarak hazırladığım halüsinojenleri çıkarmaktan başka bir şansım yoktu.
Buna benzer birçok torba daha yaptım. Halüsinojenler şeker gibi ama rengi kırmızı.
Nine ellerimden torbayı aldı ve〈Tanımlama Büyüsü〉kullandı.

[Vay canına! Bu gerçek! Ne kadar şanslısın. Bu miktarla kolayca iki altın kazanabilirsin. Ama bunun üretimi ve satışı amatörler için yasak. Sadece özel bir lisansa sahip büyücüler tarafından satılabiliyor, bu yüzden dikkat et!
Eğer satmak istersen ancak, senden iki altına seve seve alırım!]

Dedi şaşırarak.
Bir buketini Loncaya vermek 10 gümüş kazandırıyor.
İşlemek ise 2 altın, bu yirmi katı daha fazla.
Dahası, Büyülü Parfüm de üretebiliyorsun bundan.
Yapman gereken tek şey özünü sulandırmak.
Yani bu da iyi satacak bir ürün, topladığımız için mutluyum.
Demek istediğim, büyü eşyalarının pahalı olduğunu biliyordum ama bu kadar pahalı olmaları! Aman, sonuçta benim kazancım, bu yüzden şikâyet etmiyorum.
Ama şimdi benim için değerlendirdiği için bir şey satın almadan çıkamam buradan.
Güzel bir şeyler yok mu elinde…?
Hiçbir ender şeyin olmadığını görerek ihtiyacım olabilecek şeyleri aramaya başladım.
Ve sonra buldum [Ahmaklar İçin Kolay Anlaşılır〈Element Büyüsü〉teorileri!] bu şekilde başlığı olan bir kitap.
Görünüşe göre popüler basımın bir parçası ama burada bile satıldığını düşünmek?
Yani, biraz okuyabiliyorum ve basit harfleri okumak da alıştırma sayılır. Bu yüzden kitabı satın alalım.

[Aha. Pekala, küçük kız bir büyücü mü olmak istiyorsun?
Bu acemilerin kullanacağı bir kitap.
Akademiye girmek isteyen çocuklar bu kitaptan ders çalışıyor.
Ama sadece bunu okuyarak bir büyücü olamayacağını biliyorsun değil mi, satın almak istediğine emin misin?]

Bir büyü akademisi! Ne kadar harika. Orayı bir gün gidip görmek istiyorum.
Bir gün, [Ulu Ermiş]’ i dünyadaki bütün büyüyü elde etmek için kullanacağım.

[Evet, eminim. Ne kadar?]

[Ufaklık, yüzün güzel ama yaşlı bir adamın diline sahipsin…
Aman neyse, maalesef ucuz bir şey değil. Büyü zenginlerin hobisi.
Bağlantıları ve ya benzeri şeyleri olmayan kitleler asla büyü kullanmayı öğrenemez.
Sadece bu tek kitap bile bir altın: çok fazla, değil mi?]

Acaba… Maskemi taktığımdan nine sesimden mi tahmin ediyor.
Çok umurunda değil de. Belki sesimi daha yaşlı gözükmek için değiştirmeliyim…?
Aman, artık çok geç ve uğraştırıcı olduğundan şimdilik böyle bırakacağım.
150 cm aralığında olduğumdan genç bir erkek çocuğu olduğumu söylesem?
Doğalı bir yıl oldu ama ruhum en az 38 yaşında; diğer bir deyişle, yaşımı anlamak zor. Her hâlükârda, kalbim çocuk.
Yani eğer genç görünüyorsam bu bir problem değil.
Gizemli maske takan bir erkek çocuğu: Merak etme kendilerine kahraman, İblis Lordu diyen bir sürü hayalci ahmaklar var bu yüzden cuk diye otururum aralarına.
Şu andan itibaren bu şekilde tanıtalım kendimizi.
Büyü zenginler için, ha. Aralarında büyü kullanamayanlar da vardır bir de.
Tek bir altın yüz bin yen civarında.
Baskı sistemi olmasına rağmen neden az basılmış kitap var?

[Problem değil, kitabı bir altına alacağım. Ancak, acaba neden bu kadar pahalı?]

[Ah bunun nedeni basit, Büyü Kitapları, anlayacağın, sadece elle yazılabiliyor.
Araştırmacıların kopyalama makineleri (baskı makinesi) olmasına rağmen büyülü yazmaları kabul etmiyor.
Yani, satışta olan her hangi Büyü Kitabı elle yazılmıştır.
Bu arada, bu kitabı ben küçükken yazdım bu yüzden ona iyi bak!]

[Anladım, bilmiyordum, bu yüzden teşekkür ederim. Dikkatli bir şekilde kullanacağım.]

Dedim bir altını uzatırken. Alış veriş tamamlandı.

[Zengin gibi de gözükmüyor ama zengin, ha… Ama hala bir çocuk değil mi? Ebeveynleri bu kadar küçük bir çocuğa o kadar parayı vererek ne yapıyorlar…]

Kendi kendine homurdandı kitabı uzatırken nine.
Büyü Kitapları elle yazılıyor bu yüzden pahalı olmalarını beklemeliyim.
Şu andan itibaren bir Büyü Akademisine ve ya başka bir başkente yolu düşerse bulabildiğim bütün büyü kitaplarını satın alacağım! Diye karar verdim.
Üçlü de almak için geldikleri şeyleri aldılar, yani, biten iksirlerini ve şifalı bitkilerini tamamladılar ve beni bekliyorlardı.
Dükkân sahibi nineye teşekkür ettikten sonra dükkândan çıktım. İyi bir şekilde harcanmış bir zamandı.

Dükkândan çıktıktan sonra üçlüyü durdurdum.

[Siz… Anlıyorsunuz değil mi?]

[[[……….]]]

Üçlü ellerine olan 10lu İllüzyon Çiçek buketlerini bana teslim ettiler.
Ve her birine bir altın verdim. Bu şekilde 16 altınım kaldı, yani daha harcayacağım çok param var.
İllüzyon Çiçeklerini kendim üretmeyi tercih ederim, Loncaya vermek çok ziyankâr bir hareket olur.
Üçlü ile olan konuşmamda yüzlerinde sanki bir şey sormak istermiş gibi bir ifadeleri vardı.

[Bir dakika! Rimuru-san, İllüzyon Çiçeklerini ne zaman sulandırdınız?
Aslında bu yapması çok zor bir şey olarak görülüyor!
Bitkilerin çıkardığı zehirli gazdan ölen çok fazla insan var!]

[Fufufu. Bunun gibi yabani bir otu işlemek benim gibi birisi için basit!]

[Hiç adil değil! Ben bile yapmıyorum…]

[Danna’ dan da beklenildiği gibi. Artık hiçbir şeye şaşırmam.]

[Ben de, Danna her şeyin altından kalkabilen biri.]

Üç kıskanç ahmak.
Ama Ellen harici diğerleri bu olguyu kabullendi.
Ve fiyatını istediğimiz gibi araştırdığımızdan Özgürlük Birliği’ ne doğru ilerledik.

Brumund’ un Özgürlük Birliği’ ne vardık.
Büyü dükkânının da bulunduğu alış verişin gerçekleştirildiği sokaklardan çıktıktan sonra yolun sonundaydı.
Taşlardan yapılmış sağlam bir binaydı.
Cüce Krallığı genellikle taşı oyarak inşa ediyorlardı bu yüzden binalar 3 katlıydı.
Kertenkele Adamlar da büyü ile dizayn edilmiş camları kullanıyorlardı evlerine ışık sağlamak için ama bu bina farklıydı, doğal ışığa bağlıydı ışık alması.
Bu yüzden insanların yüksek binalar inşa etmedikleri izlenimine kapıldım; tabi ki eğer 5 katlı bir binayı “yüksek bina” kategorisine sokmazsanız.

İçeri girdiğimizde hava ısısının bir şekilde kontrol edildiğini fark ettim; içerisi baya hoştu.
Dayanıklılıklarımdan dolayı ısı değişikliğini anlayamasam da ısı algısını kullanarak ayırt edebiliyordum.
Herhalde içerideki ısıyı büyü ile aynı derecede tutuyorlar.
Dünya Gezginlerinin, bu dünyayı ilkel bıraktığını düşünüyordum ama anlaşılan eski dünyadan farklı bir şekilde geliştirmeye çalışıyorlar.
Belki canavarlar ve ya İblis Lordları olmasaydı bu dünya gerçek bir büyü toplumu sayılabilirdi.
Ancak şu anki bilgi gelişiminin de canavarlara karşı olarak ilerlediği de söylenebilir.
İnsanlar onlara verimli toprakları bıraktıklarından İblis Lordları kendilerini dizginlediler; yani insanların lehine güç dengesinde bir değişim olursa, İblis Lordlarının arazilerine bir işgal mümkün.
Bu düşüncenin Batı Azizler Kilisesi vaaz edildiğini duydum.
Evet, canavarlar şimdilik daha güçlülerdi ama geleceğin ne getireceğini kimse bilemez. Anlaşılan kendi şehrimin güvenliliğini sağlamak için bazı dış politikalar uygulamalıyım.
Buraya geldiğim için memnunum.
Bir insan şehrini görerek, insanlar hakkında öğrenerek gelecekteki tehditlere karşı daha iyi hazırlanabilirim.
Bu yüzden daha fazla şeyi incelemeye-görmeye karar verdim.

Pekâlâ, kapı eşiğinde durmamalıyım.
Üçlü tarafından içeriye yönlendirildim. İçerisi bir belediye binasının resepsiyon odasını hatırlattı.
Bir havaalanında görmeyi bekleyeceğiniz üzerinde Rehin (Satış) Tezgâhı yazan bir masa vardı – bagajınızı bırakacağınız.
Birbirinden ayrılmış üç farklı tezgâh vardı.

Biraz önce bahsettiğim Rehin Tezgâhı.
Ziyaretçiler ve diğer genel kullanım için olan bir tezgâh.
Maceracılara özel bir tezgâh.

Oda bu üç sektöre ayrılmıştı.
Rehin (satış) tezgâhı duyunca da tahmin edeceğiniz gibi talep edilen ve ya yolculuk esnasında bulunan malzemelerin satışının-kabulünün gerçekleştirildiği tezgâhtı.
Genel kullanıma ayrılan tezgâh acemiler ve şehir içerisinde yaşayan Özgürlük Birliği üyeleri tarafından kullanılıyordu; burada kayıt yaptırıyor ve ya emekli oluyordunuz.
Maceracılar Tezgâhı da sadece izin verilmiş maceracılar tarafından kullanılabiliyordu.
Maceracılar, Özgürlük Birliğine üye olan arama (toplama) görevlerine giden, zapt etme görevlerine rol alan ve ya avcılık görevlerinde çalışan kimseler. Bazıları başka tip görevleri üstleniyorlar ama yine de insanlar onlara genel olarak maceracı diyorlar.
Buna ek olarak, maceracı olan kimse temel savaş yeteneğine sahip.
Örnek olarak Büyü Loncası olarak adlandırılmış belli bir amaç için üretilmiş bir birlik mevcut. Onlarla bağlantılı olabilmek için bir çeşit büyü kullanabiliyor olmak gerekiyor ancak onların bünyesinde yer almak Özgürlük Birliği için bir fayda garantilemiyor.
Eğer yapabildiğin tek şey büyü ise bu yeterli değil. Toplama, zapt etme ve avcılık görevlerini tamamladığın zaman bir maceracı olarak tanınıyorsun.
Peki, maceracı olmanın faydaları neler?
Her Özgürlük Birliği bir ülkeye bağlı olsa da üyeleri ülkeler arasında kolayca gidip gelebiliyor.
Şehirden ayrılmak ve ya ülke sınırlarını geçmek bir maceracı için çok daha kolay. Tabi ki bu savaş zamanını içermiyor olabilir ama yine de kolay hareket edebilmeyi sağlıyor.
Diğer bir deyişle, başka yerlere üyeliği bulunan kimselere göre Lonca üyeleri çalışmak ve yaşamak istedikleri ülkeleri özgürce seçebiliyorlar. Yani, yine de ödenmesi gereken vergi oranında çok bir fark yok.
“Özgürlük Birliği”’ adının kökeni ülkeler arasında özgürce hareket etmeyi isteyen maceracılardan geliyor.
Yani, yine de devamlı bir şekilde ülke değiştiren maceracın sayısı fazla değil.
Bu bana üç ahmak tarafından tezgâhlara doğru ilerlerken açıklandı.
Bu açıklamayı dinledikten sonra arka tarafa doğru ilerlemeye devam ettik.

[Hey, misafirimizi arka odalara doğru yönlendiriyoruz, geçmemize izin ver.]

[Ah, Cabal-san. Döndünüz. Bu kim olabilir?]

[Evet, Lonca Ustasının misafiri, saygılı bir şekilde davranın lütfen.]

Diyaloglarından sonra geçmemize izin verildi.
Ve arka planda,

[Cabal-san çok havalı ~!]

[Ellen-san da çok güzel… Her zaman göz kamaştırıcı!]

[Salaklar! Gido-san’ ın yüceliğini anlayamamak…]

[[[Ama o çocukta kim? Neden saygılı bir şekilde davranıyorlar ki?]]]

Arka planda inanların bunları dediklerini duydum ama tam olarak anlayamadım.
Neden bu ahmaklara burada tapılıyor? İlk durduğumuz köyde bile ünlülerdi.
Arkadaki bir odanın önünde durduk. Oda iki asker tarafından korunuyordu, Cabal’ ın işareti üzerine kapıyı açtılar.
Odanın ortasında bir büyü halkası vardı.
Bester’ ın daha önce çizdiğine benziyordu. İki taraflı ulaşıma izin veren bir halka.
Büyü halkasına yönlendirildim ve ışınlandım.
Dördüncü kata kadar ışınlanmak için kullanılabiliyor; beşinci kata başka bir halka ile erişim sağlanıyor.
Casuslar ve benzeri kimseler tarafından sızılmasını engellemek için geliştirilmiş bu sistem, ne kadar tedbirliler.
Düşünecek olursam dördüncü kattan sonra cam yoktu, büyük olasılıkla içeriye girilmemesini sağlamak içindi bu.
Beşinci büyü halkası Lonca Ustasının odasının ötesindeydi.
Odaya girdik,

[Hoş geldin, “Canavarları Kontrol Eden (Kimse)”!
Ben bu şubenin Lonca Ustasıyım, adım Fuze]

Dikkatli bir yüz ifadesine sahip kısa bir adam selamını uzattı.
Anladım, kesinlikle bir Lonca Ustası tasvirine uyuyor.
Baya güçlü ve yetenekli gözüküyor. Ama her şeyden önce taşıdığı hava, baya gözü pek biri gibi.

[Ben Rimuru. Jura Ormanı’ nın Yeni Canavar Ülkesi “Tempest”’in hükümdarı. Tanıştığımıza memnun oldum.]

Tanışma faslını bitirdikten sonra sorgumuza başladık.
İlk mitingimiz gecenin geç saatlerine kadar sürdüğünden Özgürlük Birliği’ nin bir odasında kalmaya karar verdim.

Not: Maalesef daha harcayacak çok param var ve en sonunda bir insan şehrine varmama rağmen daha “yeni sulara yelken açamadım”.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

12 thoughts on “053. Özgürlük Birliği

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s