052. Yolculuk

052. Yolculuk

003. Kraliyet Başkentinde Yaşam
.

.

.

İblis Myulan en sonunda bulgularını rapor edebilmekten mutluydu.
En iyi arkadaşını (?) ve yaman İblis Lordu Milim’ i incelemeleri gereken şehirde bırakmıştı ama bu tamamen beklentileri dışındaki bir durumdu.
Ezik bir Slime’ ın şehrin Şefi olduğunu öğrenmek onu şaşırtmıştı, dahası Milim’ in davranışlarını da anlayamıyordu.
Bir İblis Lordunun düşünce tarzı kesinlikle normal bir “insanın” anlayabileceği bir şey değildi.
Aslında, özellikle o İblis Lordu az bir şey, yok, baya tuhaf değil miydi?
Sosyal bir seviyede, İblis Lordu inceledikleri şehirde arkadaş edinmiş gibi gözüküyordu.
Dahası şehrin liderinin maskeli bir insan haline bürünebildiği de rapor ediliyordu.
Güvende olmak için Milim’ in şehirde kaldığı rapor etmedi.
İblis Lordlarının arasında karar verilmiş bir anlaşmaya ters gideceğini düşünmüyorum.
Ama Milim’ in ne düşündüğünü anlayamadığımı da hesaba katarsak, çok dikkatli davranmalıyım.
Milim’ in önünde kesinlikle büyü kullanamayız.
Normal büyülerin hatta İletişim Büyüsünün bile Milim tarafından fark edilebileceğini kanaat ettim.
Eğer kim olduğumu bilmiyorsa hareket etmeme durumu var.
Bunu gibi şeyleri rapor etti.

[Anladım… Bunu kullanabilirim. Aferin, lütfen onları incelemeye devam et.]

Clayman anlaşılan kafasında bir plan düşünerek mutlu bir şekilde bunları söyledi.
Ama bunun Myulan için bir değeri-bağlantısı yoktu.
Birliğin Shaman’ ı olarak bir subay olarak görev aldı.
(Salak insanlar, ben bir İblisim ve hiçbir şeyden şüphe duymuyorlar.)
Onları aşalamasına rağmen insanlarla zaman geçirmesi kalbinde değişik duyguların su üzerine çıkmasına neden oldu.
(Şimdilik bunun devam etmesine izin vereceğim. Bu durumdan biraz daha zevk almak istiyorum.)
Bu isteğini bilinçsizce düşündü.
Bu şekilde çok endişelenmeden işinin başına geri döndü.

.

İblis Grucius şu anda ön saf birliğinin bir üyesiydi ve birliğini ormanın içerisine doğru izliyordu.
Kendisi gibi bir kurt adam için ata binmek bir çocuk oyuncağıydı.
Bu nedenle insanların arasında dikkat çekiyordu.
Gerçek yeteneklerini bastırmış olsa bile insanlardan yeteneksiz olamazdı.
Bu nedenle ikinci kaptan rütbesi üç birlikten biri için ona sunulmuştu.
Ancak birlik komutanı ısrar etse bile birliğe yeni katılan birinin bunun gibi bir makama gelmesinin yanlış olacağını söyleyerek reddetti bu öneriyi.
Kendi üzerine dikkat çekmiş olmasına rağmen şu anki konumunu devam ettirdiği müddetçe her şey yolunda gidecekti. Buna inanıyordu.
Şu anda ilgisini çeken arkalarında onları takip eden Goblin Binicileri ve kurtlardı;
İlginç bir şekilde evrim geçirmiş Yıldız Kurları ve Hobgoblin binicileri.
Yetenekli bir takımdı, nefes almaları bile eşlenmişti. Bu yüksek maharetlerini gösteriyordu.
Bilhassa Gobuta adındaki Hobgoblin aralarında en iyiydi.
İçgüdülerine göre onu gördüğü yerde imha etmeliydi.
Grucius dilini kıvırdı.
Normalde sadece Onileri davet etmeyi planlıyordu ama bunun gibi bir durumda daha çok yetenekli kimselerin mevcut olması mümkündü.
Toplamda 100 Goblin Kurt binicisi vardı ve nasıl olursa olsun her birisinin elde etmek istediği yetenekleri vardı.
Aralarında özellikle ikinci kaptan Rigur ve Gobuta vardı.
Bu ikisinin inanılmaz bir etkisi vardı diğerlerinin üzerinde.
Bundan başkaları da vardı; arada sırada gördüğü Dragonewt’ ler gibi.
İyi bir eğitim ile güçlü savaşçılar olabilirler, diye düşünüyordu.
Orklar tek başlarına çok değer taşımıyordu ama birlikte işbirliği yaptıkları zaman kesinlikle parıldıyorlardı.
Gerudo adındaki bir Ork tarafından liderlik edildiğini duydum ama daha şehrin yakınlarında göremedim onu.
Genellikle mamulleri ulaştırdığını duydum ama büyük olasılıkla güçlü bir kimsedir, diye düşündü.
(Görmeden bilemezsin! Bir yaşıma daha girdim! Bu şehir akıl almaz! Eğer doğru şekilde hareket edersem bütün bu savaş potansiyeli bizim olur!)
Aslında Onileri daha iyi incelediğinde Grucius, onların ya onun eşiti ya da daha üstün olduklarını fark etti.
Canavar (Hayvan) Kralının hizmetkârları arasında en güçsüzü olmasına rağmen bu durum kesinlikle absürttü.
Yani, iyi değil mi sonuçta? Bu şekilde daha eğlenceli! Diye düşündü.
Güçlü silah arkadaşlarına sahip olmak iyi bir şey. Başarısız olsak bile güçlü düşmanlara sahip olmak da arzulanabilir bir şey! Bu kadarı doğruydu.
Biz, Hayvan Irkından olanlar savaş içerisinde yücelen-zenginleşen bir Irkız sonuçta, güçlü düşmanlar da memnuniyetle karşılayacağımız bir şeydir.
Bu şekilde nasıl davet edeceğini düşünürken ön saf birliği görevlerine devam etti Grucius.

* * *

YAHHOO ——- Müthiş!
O kadar zamandan sonra bunun gibi bir rahatlık hissetmekten çok memnunum.
Şehirdeyken her zaman ne dediğime dikkat etmem gerekiyordu ve beynimin patlayacağını düşünüyordum artık.
Bu yüzden şehrin bütün problemlerini iki Oniye bıraktım.
Benimaru kendi dedi bunları;

[Lütfen şehir hakkındaki her şeyi biz iki Oniye bırakın, her şeyin altından kalkabiliriz!]

Bunları dedi. Eminim bir şekilde halledeceklerdir.
Ranga da o kadar zamandır tetikteydi ama bir hareketlenme gözetilmedi. Şimdi nöbeti Souei’ nin devralma zamanı,
Hiçbir zaman uyumayan Souei’ nin.
Klonlar yaratarak gereken uykuyu vardiyalar halinde alabiliyor. Kullanışlı bir yetenek olmasına rağmen, ona uyumak zorunda olduğunu söylemek istemiyorum.
Görünüşe göre kimse gerçek yüzünü göstermemiş.
Milim’ le ilişkili gözükmüyorlar ama tanıdık olabilirler.
Bu durumun dikkatsizce yürütülemeyeceğinden onları dikkatli bir şekilde incelemeye devam etmeliyiz.
Maalesef daha hareket etmediler.
Eğer durum buysa o zaman açıkgözlü olmaya devam edeceğiz.
Anında [Gölge Yürüyüşü] ile geri dönebileceğimden şehirden biraz ayrılmaya karar verdim.
Daha doğrusu ayrıldığım anda hareket edeceklerini düşünüyordum, Milim de ayrılmıştı sonuçta bu yüzden yakın zamanda planlarını her neyse gerçekleştirmelerini bekliyordum.
Bunu düşünürken dikkatliydim ama şehirden ayrıldıktan bir gün geçmesine rağmen bir şey olmadı.
Üç gün geçti toplamda, durum hakkında fazla kafa yorduğumu düşünmeye başlıyorum.
Baya güçlü de gözüküyorlardı.

“Bana bırakın!”
Bunu söylediğinden yol tarifini ona bıraktım.
Uzun zamandır hissetmediğim bu genişlik-rahatlık duygusunun tadını çıkarıyorum.

Bu yolu izlememizin nedeni daha yolların yapımının bitmemiş olması.
Sokaklardan ayrıldıktan sonra, hayvanların meydana getirdiği patikayı takip ediyoruz.
Bunda bir sıkıntı yok mu?
Sanki bu yetmez gibi değişik yollardan ilerlemeye devam ediyoruz.
Ancak burada daha önce bu yolları tepmiş biri var, bu yüzden işi ona bırakalım.
Yüzü endişeli ve yaşlı olmasına rağmen ona güvenelim.
Ayrıca, buraya ilk defa gelmediler sonuçta.
Biraz sonra,

[Oi oi gerçekten kaybolmadık deme?]

Şaka olarak bunu söyledim,

[Hahaha. Burada kaybolmuş olmamızın imkânı yok…]

Kelimeleri ağzından çıkarma şekli garipleşti, her şey yolunda mıydı?
Kafamdaki haritaya danışarak biraz önce buradan geçmiş gibiyiz. Hayal ediyor olmalıyım.

[Oi! Şaka değil bu. Kayboldun, değil mi?]

Üçü birbirine baktı,

[[[ÇOK ÖZÜR DİLERİZ!!!]]]

Ve özür dilediler.
Her neyse, görünüşe göre kestirmeye sapmaya çalışırken kaybolmuşlar. Bunlar gerçekten profesyoneller mi?
Aman neyse.
Onları aşina oldukları yola geri çıkardım.
İllüzyon Çiçeklerinin yakınından geçtik, kaybolmamızın nedeni bu olabilir. Onlara bunu söylemedim de.

[Bunun gibi bir yerde nasıl kaybolabiliriz…]

[Kendime olan güvenimi az bir şey kaybetmiş olabilirim….]

[Şaşkına döndüm, eğer siz profesyoneller yola daha çok ilgili olsaydınız belki kaybolmazdık.]

Biraz acınası gözüktüklerinden onlara İllüzyon Çiçeklerinden bahsettim.

[Bu B sınıfı toplama görevlerinden birisi! Baya zor biliyor musun?!]

Ellen coşkuyla duyurdu.
Büyü eşyaları için bir malzeme olmasının yanında baya ender bir bitkiymiş.
Baya bir zahmetten sonra geri döndük ve biraz topladık. 40 adet toplamayı başardık ve adam başı 10 adete böldük. Belki de kullanımını midemde depolayarak analiz edebilirim.
Bir haftaya yakın zaman geçti ve en sonunda ormanın çıkışına vardık.
Ama acaba kayıp olmakla geçirdiğimiz gün sayısını çıkarırsam kaç gün kısalır bu süre.
Yani, bu yolculukta acele etmeme gerek yok. Aksine uzun yolculuklar daha eğlenceli.
Sonuçta bir Slime’ ın vücudu yorulmuyor ama temiz kalmam gerek bu yüzden Ellen den〈Temizlik Büyüsü〉nü kullanmasını istedim.
Ellen kullandığından bende öğrendim.
Kullanmaya çalıştığımda kendi büyü gücüm, büyünün gücünü daha da arttırarak herkesi temizledi. Bunun sayesinde yolculuk normalden çok daha keyifli geçti.
Ateş yakmak kolaydı ve akşamları uyanık kalarak nöbet de tuttum

[RIMURU-SAN! SONSUZA KADAR BİRLİKTE YOLCULUK EDELİM!!!]

Ellen duyguları depreşmiş bir şekilde bunu haykırdı, reddettim.
Eğer bu daha kimseyle tanışmadan önce gerçekleşmiş olsaydı iyi bir fikir olabilirdi ama artık bir şehrin lideriyim. Yönetimini başkalarına bırakabilsem de bakımsız bırakamam.
Her neyse, eğer benliğime bir gün ihtiyaç duyulmazsa o zaman bu teklifi gözden geçireceğim.
Bir düşünce aniden kafamın içinde gezindi – Eğer kabul etsem bile bu onun o zaman hayatta olup olmadığına bağlı.
Acaba Milim böyle mi hissediyor? Sadece onları mezara taşımak için önemli arkadaşlıklar kurmak, böyle bir durumda yalnızlığı mı tercih ederim acaba?
Bilmiyorum.
Şu anki benliğimin bunu belirleyebilecek tecrübesi yok.

.

Üzüntümü salladım attım ve yollara doğru devam ettik.
Hedefimiz küçük bir ülke olan Brumund. Bu istisnai ülke o kadar küçük ki bütün soylular köylerin derebeyleri.
Başkentinden oluşan, gerçekten küçük bir ülke.
Üçlü tarafından Brumund’ un Özgürlük Birliği (Maceracılar Loncası) Şubesine yönlendiriliyordum.
Başkent tek büyük olan şehir ve Kalenin içinde Brumund’ un Özgürlük Birliği Şubesi.
İlk köye beklediğimizden önce vardık ve at arabasından planladığımız gibi ayrıldık.
Öğle saatlerinde vardık ve bir restoranda yemek yedik.
Anlaşılan küçük bir ülkede trafik yoğun değil, bu her zaman görmesi- tecrübe etmesi güzel bir şey.

[Duy beni, ben Yüce Baltayım WAARGH~ ve tek bir sallamada bunu öldürdüm!]

[Vay ~ Biddo-san dan da beklenen budur!]

[Biddo Abi, bu güçlü bir canavar değil mi? Tek başına mı öldürdüğünü söylüyorsun?]

[Yaani, tek boynuzlu bir ayı benim rakibim olamaz!]

Konuşmalarını duyduğumuzda hakkında konuştukları boynuzlu ayıya baktık.
Hikâyenin baş tacı, boynuzlu ayı gördüğümde neredeyse ağzımdakini tükürmeme neden oldu.
Boynuzlu tavşanın boynuzu alınmış ve ayının anlına monte edilmişti ve yerde uzanıyordu sanki bir canavarın vücudu gibi.
Ayı bir canavar değil, aksine bir hayvan olarak sınıflandırılıyor ama farkı anlamak zor.
Neyse ki benim analiz yeteneğim var yoksa aradaki farkı anlayamazdım.
Aradaki farkı anlayabilmenin en kesin yolu büyü taşı düşürüp düşürmemesi. Yine de ender olsa bile normal bir insanın bunu bir hayvana yapması gaddarca.
Hayvan olduğundan büyü taşı düşürmese bile kim bilir görünüşleri yüzünden kaç tanesi öldürülmüştür insanlar bunların canavar değil de hayvan olduğunu anlayana kadar.
Yani, İblis aura’ sı canavarlardan çıksa bile yine de karar vermesi zor bir şey.

Sonuç olarak üstün yeteneklerim sayesinde bu sonuca varmayı başarabiliyorum.

[Oi, köşedeki herifler sahte boynuzlu bir ayıyı öldürmekten gurur duyuyorlar, komik değil mi bu?]

[Ha? Sahte mi? Hileyi mi fark ettin?]

[Tabi ki! Boynuzlu bir tavşanın boynuzu ayıya büyü ile tutturulmuş….]

[Beklenildiği gibi, fark ettin?]

[Yok, Danna. Onun amacı hava atmak değil. Eğer bunu Krala götürürlerse bu köyün kahramanları olabilirler! Bunu köyü korumak için değil de midelerini pahalı inlerde doldurmak için yapıyorlar.]

Anladım.
Lonca üyesinin açıklamasını anladım. Kısacası bunlar dolandırıcı. Bu Dünyada o kadar değişik dolandırma yöntemi var ki artık bir meslek haline gelmiş.
Onların sahtekârlığını açığa çıkardıktan sonra ayrılmayı düşünüyordum,

[Oi oi bir dakika bekle! Sen biraz önce beni sahtekârlıkla suçladın! Beni salak yerine koydun, umarın sonuçları için hazırsındır?]

Acaba neden bütün salakların duyma yetiler iyi.
Üstelik boş boş takılırken bir de kavga etmeye kadar verdiler…
Bunun gibi bir sahtekârlığa da inandınız bir de…

[Ha, bu Cabal-san değil mi?]

[Ellen-san da burada!]

[Oradaki Gido değil mi?]

Bu kelimeleri duyunca millet hemen yemek odasına koştu.

[B- bu da ne… Üçünüz berbat gözüküyorsunuz, eğer geri geldiyseniz bana sesleneydiniz!]

[Kimsin sen, daha önce bir yerde tanıştık mı?]

[Ah hadi ama, biraz yorgun ve bakımsız gözükebilirim şimdi ama benim Biddo! Başkentte sizinle kavga çıkarırken hani bana (sahtekârlık yöntemlerinde) yol göstermiştiniz, o Biddo’ yum ben!]

Bu beklenmeyecek bir şeydi.
Bu üç (salağın) kişinin oluşturduğu grup beklenmeyen bir şekilde ünlü.
Sahtekarlıkla da biraz içli dışlı gibiler ama diğer insanlar onlara saygı gösteriyor gibi gözüküyor.
Saygı gösterildikleri takdirde mutlu gözükmemeleri biraz ilginç.
Ama en büyük sürpriz benim için bu üçünün ünlü maceracılar olmasıydı.
Birden bire rütbelerde yükselmeleri ile ünlüler.
… Yine de, bunun nedeni benim şehrimden canavar parçaları götürmeleri bu yüzden bu kadar müthiş bir şekilde başarılıydılar.
Üçlüye baktım ve panik içerisinde gözlerini kaçırdılar.
Onları bu konu hakkında daha fazla zorlamıyacağım.
Bu buradaki insanlara bahsetmek istedikleri bir şey değildir.
Yine de bu konu hakkında bahsetmemek istesem de bu onu ortadan kaldırmıyor.

[Anladınız mı?]

[[[TABİ Kİ!!! BAŞKENTE KADAR REHBERLİK EDECEĞİZ! HER ADIMDA!!!]

O zaman sıkıntı yok.
Bunun gibi bir şeyin gerçekleşmesine rağmen yolculuk rahat bir şekilde sona erdi.

Bu şekilde küçük bir ülke olan Brumund’ un Kraliyet Başkentine vardık.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

11 thoughts on “052. Yolculuk

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s