048. İblis Lordunun İşgali

048. İblis Lordlarının İşgali

003. Kraliyet Başkentinde Yaşam

.

.

.

İblis Lordu Milim Nava, İblis Grucius ve İblis Myulan “Tempest” şehrini yukarıdan incelerken sıradaki hareketlerini planladılar.

Grucius içinden hayıflandı.
Mola vermeden koştuktan sonra en sonunda şehre ulaşmışlardı.
“Ne kadar kötü biri bu Milim! Onunla etkileşimde bulunurken en küçük hata bir felakete neden olabilir.” Bu düşünceye bütün benliği ile inanıyordu.
Peki bundan sonra onunla nasıl etkileşime geçseydi, nasıl davransaydı…?
Onunla bir süre takıldıktan sonra Milim’ in tamamen içten olduğunu fark etti, aşırı dürüsttü.
Tabi ki, canavarlar iyi yalan söyleyemiyorlardı ama insanların düşündüğü kadar da bu konuda geri değillerdi.
Bunun gibi bir şey Üst Sınıf İblisleri bağlamamasına rağmen çoğu canavar beyaz yalan (küçük yalanlar) söylemekte sıkıntı çekmiyordu.
Ve eğer bunun gibi bir canavar aynı zamanda gerçekleri de söylüyorsa başarılı bir müzakerede bulunmakta sıkıntı yaratmazdı.
Ancak İblis Lordu Milim büyük olasılıkla “müzakere” denen şeyi hiç duymamıştı.
Açıkça isteklerini belli ediyor ve eğer reddedilirse yakıp yıkmaya başlıyordu. Bunun gibi bir imajı vardı.
Normalde Grucius Üst Sınıf bir İblis olduğunu saklayarak durumu incelemeyi düşünüyordu.
Ancak Milim bunun gibi bir şeyi aklından bile geçirmezdi. Maalesef eğer bir şey üzerinde çalışıyorsan bunu saklamaya gerek olmadığına inanıyordu.
Pekala, nasıl davransaydı…?
Ne söylese kendi başına çalışmaya devam edebilirdi…?
İblis Grucius umutsuzca bundan bir çıkış yolu arıyordu.

İblis Myulan görevinin başarılı olması ihtimalini göremiyordu.
Çünkü birden bire İblis Lordu Milim tarafından sabote edilmişlerdi.
O, sonuçta, güce yoğunlaşan bir İblis Lordu idi, yani gizli davranmakta tamamen başarısızdı ve bunun gibi gizli bir görevde açıkçası bir engeldi.
Ancak bunu yüzüne söyleyemezdi…
Ve ayrıca, İblis Lordu Clayman onu engellemeyi başaramadığından şikâyet etmeye hakkı yoktu! Diye düşündü.
Kukla Ustası, kötü bir şaka olmalı bu! Milim gibi ekstra bir yükü sırtlarına iterek gizlilik mi bekliyordu! Biraz imkansız değil mi bu?!
Unvanına yaraşır hareket ederek kendisi gibi bir İblis Lordu olan Milim’ i kontrol (altında tutması) etmesi gerekirdi.
Şikâyetlerini zihninin karanlık yerlerine iteleyerek Myulan sıradaki adımlarını düşündü.
Grucius’ un yüzünde de aynı sıkıntıyı fark etti ve bir anlık gözlerini kesiştirdiler.
Belki birlikte çalışmaları en iyisi olurdu.
En azından Milim’ in bağımsız bir şekilde çalışmasını sağlayamazlarsa bu kesinlikle görevi etkilerdi.
İblis Lordu Clayman’ ın elde ettiği bilgiye göre İblis Lordu Karion yeni hizmetçiler elde etmeyi düşünüyordu.
Görünüşe göre Oniler maskeli bir canavara hizmet ediyordu.
Karion büyük olasılıkla maskeli canavarı kendi tarafına çekmeyi düşünüyordu ya da en kötü senaryo birkaç hizmetçisini kendi tarafına çekmeyi amaçlıyordu.
Grucius muhtemelen aklında bunun gibi bir hedef ile hareket edecekti, Myulan ona desteğini sağlamaya karar verdi.
Eğer hiçbir şey olmazsa zayıf noktalarını öğrenemezdi sonuçta.
Grucius ‘ un istediğini yapmasına izin verecek ve durumu inceleyecekti, böyle karar verdi.
Milim’ den çok fazla bir şey beklenemezdi sonuçta; küçük bir süs havuzuna koca bir taş atmak gibi.
Eğer dalgalar çok büyük olursa İblisler dikkat çekerdi.
Bu yüzden Myulan nasıl hareket etmesi gerektiğine karar verdi. Şimdi, nasıl başlasaydı…

Milim altındaki şehri inceledi.
İyi inşa edilmişti. Vatandaşlarının hepsi yüksek büyü gücüne sahipti.
Hepsi üst sınıf canavara benziyordu.
Üst Sınıf Canavar tanımı zeki (düşünebilen) canavarları kastediyordu ve güçlerine dayanmıyordu. Bunu birlikte sağladıkları işbirliğinden bir bakışta anladı.
“Ejder Gözü” ile yeteneklerinin hepsini ölçebiliyordu.
Ne kadar harika. İnanması zordu ama hepsi isimli canavarlardı.
Hepsine kim isim vermiş olabilirdi?!
Şaşkınlık ve hayret benliğini ele geçirmişti.
Bunun gibi uğraştırıcı bir şeyi taklit edemezdi kendisi.
Özellikle bahşedilen büyü enerjisinin geri dönmeme olasılığını düşünürsek.
Milim gibi İblis Lordları güçlerinin bu şekilde yok olmasını görmekten nefret ediyorlardı.
Bu sefer sadece zaman öldürmek için ortaya çıkmıştı.
Eğer gerçekten hareket etseydi sadece Frey değil ama Karion ve Clayman de öfke ile cevap verirdi ona.
İkisine birden karşı koymanın can sıkıcı olacağını düşündü; aklında yenilgi yoktu, tabi ki…
Ama geldiği için gerçekten memnundu.
Canavarların kendi kendilerine bu şehri yapmış olmaları bile ilginçti.
Milim’ in oturduğu kale, mesela, insanlar tarafından inşa edilmişti; onu bir koruyucu ruh olarak tapan insanlar tarafından.
Arazisinde bulunan insan köyleri yüksek büyü gücüne sahip canavarlar tarafından saldırı altındaydı ve oradan geçmekte olan Milim onları öldürdü, insanlar onu yanlış anlamış gibiydi.
Ve bu şekilde arazi onun oldu.
Diğer İblis Lordları şikâyet etmedi ve Milim’ in de şikâyet etmesi için bir neden yoktu.
Bu sefer de yeni hizmetçiler elde etmek için gelmemişti. Aksine zaman öldürmek ve geri döndüğünde Clayman’ ın ve Karion’ un üzüntülü yüzlerini görmek için gelmişti.
Yolculuğunun tek nedeni buydu.
Onlara sataştıktan (şakalar şukalar) geriye kalanları almalarına izin vermeyi düşünmüştü ama…
Bunun gibi bir şey olması!
Burada yaşayan canavarlar çok yüksek kalitedeydi. Yetenekleri harikaydı.
Ve onları biri yönetiyordu! Ne kadar eğlenceli!
Basit beyni şimdi tamamen Clayman ve Karion’ u unutmuştu.
Hedefini buldu!
İblis Lordunu geçebilecek büyü enerjisine sahip biri!
Ve bu şekilde hareket etti.

* * *

Orta saflıktaki ilacı şehrin özel ürünü olarak satmaya karar verdikten sonra “nasıl seri üretiriz” yönünde araştırmaya yöneldik.
Üretmek için, kendi yaptığım ilacı verdim.
Ve sonra bir fikir geldi aklıma, saflığının arasındaki fark acaba oksitlenmeden kaynaklanmıyor olabilir mi?
Yani, benim üretimim ve fabrika üretimi arasında çok bir fark yoktu.
Tek fark biri zengin oksijen içerisinde yapılırken diğeri içimde üretiliyordu.
Bester teorimi ciddi bir şekilde dinledi.
Görünüşe göre bu dünya kimyasal elementleri (periyodik tablo) biliyor da değişik büyülerin içerisinde sınıflandırılmış, ruh büyüsüne karşılık kimyasal element büyüleri olarak adlandırılmış.
Ben, kişisel olarak büyü konusunda çok şey bilmiyorum ama Bester açıklamamı anlamış gibi.
“Oksijen tarafından mı etkilenmiş?” dedi hipotezimi düşünürken.
Her neyse, kafama gelen bir düşünceden bahsettim yani bu yanlışsa benim hatam değil.
Başarı birçok başarısızlığın üzerine kurulur. Bir hata bile ilerleme olarak düşünülebilir.
İnsan kaynaklarından tek ben sorumlu olduğumdan bu işi ona bırakarak ayrıldım.
Kaijin Bester ile bir şey konuşmakla meşgul. Şu an o kadar arkadaşça davranıyorlar ki daha önce birbirlerine gösterdikleri düşmanlık sanki hiç olmamış gibi.
Bunun nedeni hobilerinin alakalı olması. Ama bu iyi bir şey.
Büyü halkasını kullanarak şehre geri döndüm.

Büyü halkasını şehrin girişine doğru kurduk; açıkça belirtecek olursam, muhafız binasının yanındaki boş araziye kurduk. Yani milyonda bir şans ile bir canavar halkadan geçerse hızlı bir şekilde davranabiliriz.
Bester, ancak, bunun imkânsız olduğunda ısrar ediyor.
Yani, transferi gerçekleştirmek için bir şeyler söylemeniz gerekiyor, bu canavarlar için imkânsız kılıyor kullanımını.
Büyük olasılıkla fazla endişeleniyorum. Bilmediğim bir şeyi tereddüt içinde kullandığımdan olsa gerek.
Büyü kullanmayı yakında öğrenmeliyim…

Sonrai Rigurdo’ nun mekânına başarımızdan bahsetmek için gitmeyi düşünürken [Büyü Algısı] büyük bir büyü enerji kitlesinin bizim yönümüze uçtuğunu algıladı.
Tehlike! Anlık bir kararla şehrin kapılarının dışına koştum.
Beklediğim gibi, kitle yönünü değiştirdi ve beni izledi.
Acayip hızlı bir şekilde hemde.
Görünüşe göre birbirimizle köyün dışında görüşeceğiz. Şehrin içine koşmaman iyi olmuş, binaları gereksiz hasardan kurtardım.
Kendimi hazırlayarak, düşmanı inceledim.
Aramızdaki mesafe her geçen an daha da azaldı. Bu kadarını sadece bakarak anlayabiliyordum.
Güzel bir kız; sarı saçları iki yandan bağlanmıştı ve gotik bir elbise vücudunu sarıyordu.
Dış görünüşü sevimli bir insan kızını andırıyordu. Çevresindeki aura, ancak, tam tersini bağırıyordu…
Büyü enerjisi kitlesi ya da kız tam önüme indi.
Ve dehşete düşürecek bir şekilde inişinde bir dalgalanma bile yaratmadı.
O kadar yüksek hızda hareket etmesine rağmen inmeden önce hepsini yok etti.
Acaba eylemsizlik kanununun kendisini kontrol ediyor olabilir mi?
Şimdi, ancak, bunları düşünecek bir zaman değildi.

[Tanıştığımıza memnun oldum! Ben İblis Lordu Milim Nava! Bu şehirdeki en güçlü benlik ile görüşmek için geldim!]

Güzel İblis bunları söyledi.

Bir İblis Lordu!
Neden biri ortaya çıktı ki şimdi…
Hizmetçilerin ya da dört kutsal kral senden önce gelmemeli mi! (TL: Oyunlardaki bölüm sonu canavarı gibi)
Nedense bu şekilde karşılık verme isteğimi tutabildim, iyi iş ben.
Ancakl… Nasıl cevap versem ki.
Şu anda Slime formumdayım ve aura’ m açıkta değil.
Büyü kontrolünde baya iyileştim son zamanlarda, yani düşünmeden sızıntıları engelleyebiliyorum.
Diğer bir şekilde diyecek olursak, cahil gözlere sadece bir Slime olarak gözüküyor olmam gerek.
Bir klon ile [Büyü Algısı]’ nı kullanarak kontrol ettiğim zaman bile normal bir Slime’ dan farkım yok, bu kadar iyi bir şekilde sakladım aura’ mı.
Buna rağmen… Nasıl fark etti acaba?

[Bu zevk bana ait… Bu şehrin Lordu benim, Rimuru. Gerçek gücümü fark etmiş gibisin, ha?]

Şehirdeki en güçlü varlık belki Hakurou da, bunu söylemeyeceğim.
Onu incelerken, bu soruyu sordum.

[Fufun! Bunun gibi bir şey benim için çocuk oyuncağı. Bu gözü kullanarak, Ejder Gözünü, hedefim saklamaya çalışsa bile büyü enerjisini görebilirim! Yani önümde kimse güçsüz numarası yapamaz!]

Yani özel güçlere sahip bir göz?
Ne kadar zahmetli bir düşman, analizime göre onun ki daha güçlü gözüküyor.
Onun (yetenekler üzerindeki) becerisi benimkinden çok daha yüksek.
Bunu yenemem.
Eğer dövüşürsek bütün yeteneklerimi ve stratejimi sadece gardında bir açıklık yaratmak için kullanmak zorunda kalabilirim.
Onun seviyesi dönüşümünü tam bitirememiş, Yarı-İblis Lordu Yıkım’ dan tamamen farklı.

[Ne kadar mükemmel gözlerin var. Şimdi, bu ziyaretin amacı ne olabilir?]

Amacı ne öğrenelim.
Düşmanını tanımak gerekli sonuçta.

[Mu? Amaç… mı dedin? Sadece seninle tanışmak ama?]

[…]

[…]

Umutsuz bir vaka kendisi.
Zarifçe onu geri dönmeye ikna etmeyi düşünmüştüm-planlamıştım ama daha ilk adımda çuvalladık.
Sadece tanışmak için diyor! Tamamen kayboldum burada.

[Ah! Tamam, tamam, hatırladım!
Sen, kendini İblis Lordu olarak adlandırarak, bir İblis Lordu olmaya ne dersin?]

Birden bire sordu.
Ne halt diyor bu…

[Eh? Neden bunun gibi zahmetli bir şey yapayım ki?]

Şimdi şaşıran oydu.

[Eh, yani, İblis Lordu! Kulağa havalı gelmiyor mu? Bunu istersin değil mi?]

[İstemiyorum?]

[…Eh?]

[Eh?]

Görünüşe göre düşünme şeklimiz tamamen farklı.
Fikirlerimiz karşımızdakine ulaşmadan öyle bir birimizin yüzüne bakıyoruz. Yani, bir Slime’ ın yüzü yok ta,

[Yani, o zaman, sormama izin ver. Bir İblis Lordu olmanın nesi güzel?]

[Eh? Yani… Bir sürü insan seninle savaşmak istiyor? Bu eğeleneli bir şey, bilmiyor musun?]

[Yok… Buna ihtiyacım yok. İlgi duymuyorum.]

[EEHH? O zaman hayatından nasıl zevk alıyorsun?]

[Birden farklı şekilde… Eğer bir İblis Lordu olursam savaşmaktan başka yapabileceğim eğlenceli bir şey var mı?]

[Yok aslında…]

[O zaman bu sıkıcı değil mi?]

Bunu dediğim an Milim sanki yıldırım çarpmışa döndü, baya bir hasar aldı gibi gözüküyordu.
Canı sıkılmıştı, ha.
Kelimelerim o kadar yerindeydi ki cevap olarak söyleyebileceği bir şey yoktu.
Daha fazla muhabbet etmek gereksiz olurdu.
Şaşkın halinden faydalanarak ayrılmalıyım.

[O zaman, bunu da aradan çıkardığımıza göre, ayrılmanı isteyebilir miyim!]

Bunu baya iyi hallettim, diye düşündüm…

[Bekle! S-Sen! Bir İblis Lordu olmaktan daha eğlenceli bir şey yapıyorsun öyle değil mi? Bu hiç adil değil! Bu hiç adil değil! Bu hiç adil değil!!! Şimdi sinirlendim işte. Öğret bana! Öğretmezsem affetmem seni!]

Sinirlenmiş olanın benim olmam gerek burada! Seni bücür! Diye bağırmak istedim ama can havliyle içimde tuttum.
Düşman bir İblis Lordu onu kızdırmak kötü olur.
Aksine, eğer ona bir çocuk gibi davranırsam belki kontrol etmek daha da kolaylaşır.
Onu bir yakının çocuğuymuş gibi düşünelim.

[Anladım, anladım. Öğreteceğim! Ama bir şartım var. Şu andan itibaren bana Rimuru-san olarak hitap edeceksin!]

[Ne? Benimle dalga geçme! Bu tam ters olmalı! Bana Milim-sama olarak hitap ediyor olmalısın!],

[…]

[…]

[Tamam, o zaman ben sana Milim diyeceğim sen de bana Rimuru de. Nasıl?]

[Mu mu mu… tamam. Anladım! Bana Milim demene izin vereceğim. Mutlu ol sadece bana İblis Lordları böyle hitap edebilir!]

[Ah, öyle mi. O zaman şimdiden itibaren formaliteleri bırakalım!]

Konuşmamızın arasında bazı sıkıntılar çıktı ama aramızdaki bütün formaliteyi kaldırmaya karar verdik.

[Tamam, sana içeriyi göstereceğim. Ama kafana göre gezme tamam mı?]

[Anladım! Rimuru!]

[Güzel güzel! Uysalmışsın aslında. Bir de şehrin içinde iznim olmadan yakıp yıkmaya başlama tamam mı? Bunu bana söz verebilirsen seni arkadaşım olarak düşüneceğim!]

[Bu çok kolay! Siz veririm, Rimuru!]

Şimdilik iyiyiz.
Düşündüğümden daha kolay, şeker verince her dediğini dinleyen çocuklar gibi.
Canavarlar sözlerini tutmak zorunda değil mi?
O zaman sıkıntı olmamalı. Bunu düşünerek Milim’ i şehre kabul ettim.

* * *

Bir Slime tarafından eşlik edilerek İblis Lordu Milim şehre girdi.
İblis Grucius bunun gerçekleşmesini “Uzak Görüş” ile gördü.
Ve bun olgu karşısında afallayarak,

[Hey, Milim bizden önce başlamadı mı yarışmaya? Ezik bir Slime’ ı tavlayarak…]

[Görünen o ama bu hepimiz için en iyisi. Milim buralardayken gizlice davranamazdık.]

[Evet. Rahatsız edici birinden kurtulmuş gibi davranalım.]

Kafa sallayarak bunları dediler.
Eğer birlikte hareket etselerdi, planların suya düşmesinden başka bir şey düşünemiyorlardı.
Ve şimdi bunun gerçekleşmesiyle özgürce hareket edebilirlerdi.

[Peki, ne yapacağız? Nasıl içeriye sızacağız?]

[Evet…]

İkisi bunu düşünmekle meşgulken, Grucius’ un “Uzak Görüş”’ ü yaklaşmakta olan bir insan birliğini hissetti.

[Yo, bir insan birliği! Canavarları temizlemek için mi buradalar?]

[Büyük olasılıkla… Ama canavarların buraya bir şehir inşa ettiklerinden haberdarlar mı?]

Birbirlerine bakarak,

[Onların arasına karışalım?]

[Bu iyi bir fikir. Kendimizi insan kılığına sokacağız ve şehre sızacağız!]

Karar verdiler.
Üst Sınıf İblisler olarak kolayca insanları taklit edebilirlerdi.
Ve bir takım hazırlıktan sonra şehre ilerleyen insan birliğinin arasına karıştılar, Canavar Şehri “Tempest” e doğru.
Bu şekilde Youmu adındaki insanla tanışma fırsatını elde ettiler.

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

13 thoughts on “048. İblis Lordunun İşgali

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s