043. Savaş Tazminatı

043. Savaş Tazminatı

002. Ormandaki Kargaşa

.

.

.

.

Koalisyonun kurulduğu gün bütün canavarların hatırlayacağı ve kutlayacağı bir gün olacaktı.
Çünkü her biri bir isim sahibi olmuştu artık.

Şaka şaka.
Bu havalı gözükse de bütün bu canavarlara kimin isim vereceğini düşünmeniz gerekir.
150 bin canavar var, lanet olsun. Bu yapılması zor bir şey, yani demek istediğim beş yüz tanecik Gobline isim verdikten sonra üç günlük bir uykuya daldım!
150 tanesine isim vermeye çalışsam hepsi açlıktan çoktan ölmüş olur!
Bu seferlik geçiştirmeyi düşünüyordum, ama…
Her neyse, onların günahlarını üstlenmem gerek.
Ve bir şekilde, C+ sınıfına yükselmelerine rağmen, görünüşe göre iki hafta sonra D sınıfına geri düşecekler.
Ork Lordunun etkisiyle güçlenmişlerdi sonuçta.
Büyü enerjilerini kaybettiklerinde bunu özümseyerek onlara geri vereceğim. Bu şekilde hepsine yorulmadan isim verebileceğim.
Yani onlara isim vermekte sıkıntı yok… Eğer verecek isimlerin bitmesini saymazsak – harf bütünlemelerinden oluşturulan kombinasyonlar bir süre sonra elinde sonunda bitecektir yani.
Ayrı bölgelerde oturanlara aynı isimleri versem bile bunun altından kalkmak kesinlikle sıkıntılı olacaktır.
Yapabileceğim tek bir şey var, en aşırı-olağanüstü ve mutlak metot. Onlara sonsuz potansiyel barındıran bir metot ile isim vereceğim!
Evet doğru! Sayılar!
Sosyal güvenlik numarasına mı benziyor? Yani, açıkça konuşursak bu en etkili metot.
İyi bir şekilde sıraya girmeyi becerebildiklerinden onları bataklıklarda sıraya dizdim.
Anlık bir düşünce ile isimlendirilmekten nefret ederler mi?
Aklımdan bu düşünce geçti ama büyü enerjisi kaybolduğunda kontrol edilemez 150 binlik bir gruba dönüşecekler.
Hepsinin kafasına göre hareket etmesine izin veremem.
Sadece D sınıfı olduklarından fazla bir tehdit unsuru sayılmazlar ancak onların özel mülklere girerek sıkıntı yaratabileceklerini düşünebiliyorum.
Ayrıca, şu anki halleriyle çalışma gücü olarak çok yardımcı olabileceklerini düşünmüyorum, bu koalisyonu gereksiz kılar.
Aynı zamanda eğer evrim geçirirlerse şahsi güçleri artarak üreme kabiliyetleri azalacaktır – bu kadarını Goblinlere isim vermemden dolayı biliyorum.
Bu yüzden savaşı kazanan tarafın haklarını kullanacağım.
Yüce Klanlar isimleri tarafından ayrılacaklar: Yama (Dağlık arazi), Oka (Tepelik arazi), Hora (mağara), Umi (Deniz), Mori (Ormanlık arazi), Kusa (Çimlik arazi) ve Suna (Kumluk arazi).
Örnek olarak; dağlık araziden bir erkek, “Yama-1E” bir kadın ise “Yama-1K”. Bu şekilde isimlerine değişiklik katacağım.
Dürüst olursam, yine de bunu organize etmek sıkıntılı bir durum olacaktır. Çocuklar için “Yama-1-1E” gibisinden isimlendirmeyi düşündüm.
Belki de harf ve ya isim kombinasyonları türeterek isimlendirmek daha doğru olacaktır ama yeni isimlerini onlara bırakacağım.
Bu şekilde büyü enerjilerini özümsedim ve yeni isimler verdim.
Öncelikle hepsini Klanlara göre sıraladım, daha sonra cinsiyetlerine göre ayırdım ve isim vermeye başladım; bekleyeceğiniz gibi baya bir zaman aldı.
Ancak, endişelenmeden hepsine isim vermeyi başardım.
Sıradaki yerlerine göre isim verildi. Çocukların ve ebeveynlerinin isimlerini eşleştirmeye çalışmadım.
Eğer hoşlarına gitmiyorsa kendilerine isim versinler.
Bu şekilde hepsine isim vermeye devam ettim.
Daha sonra Klan Şeflerinin nüfus sayımı yapmasını sağladım. Yazacak kâğıt olmadığından en hatasız olabilecek yöntem buydu.
Ancak endişelenecek bir şey yoktu aslında – isim bahşedilenler bunu asla unutamazlardı.
İnsanların aksine canavarlar her zaman ruhlarına işleyen isimlerinin farkındalar.
Bu şekilde her birine isim vermeye başladım.
Bir tanesine isim vermem beş saniye bile sürmüyordu.
Ancak… Hepsine isim vermem yine de on gün sürdü.

Tabi ki hepsine ara vermeden isim verirken Benimaru ve diğerlerinin eğlenmelerine izin vermedim.
Erzakları almaları için onları Ağaç Devlerin ülkesine Dryad Stajyerinin eşliğinde gönderdim.
150 bin mideyi doyurmaya yetecek mi? Bunun gibi endişelerim vardı ancak yapabileceğim tek şey onun sözüne güvenmekti.
En azından bir yıl yetecek kadar olmasını umut ediyorum.
Taşıma konusunda hiçbir kaygım yoktu.
Savaşın en temel endişesi lojistik destek sonuçta. Ön safların aç kalması yenilgiye kapı aralar.
Her ne kadar birer İblis olsalar bile Orklar için yeterince erzak taşımak zor olmuştur.
Ancak!
Fırtına Kurtları, Ranga’ nın Fırtına Yıldız Kurduna evrim geçirmesiyle birlikte Yıldız Kurtlarına evrim geçirdi.
Her biri artık en az B sınıfı. Yüksek rütbeli canavarlar.
Sayıları hala yüz ama Yıldız Lider evrim dönüşümüne sahipler.
Ve [Gölge Yürüyüşü]’ ne sahip olduklarını da unutmayalım.
Souei ve Ranga gibi anlık hareket kabiliyetine sahip değiller ama kolaylıkla sesten daha hızlı hareket edebiliyorlar.
Ve yollarına çıkabilecek her hangi bir engeli de yok sayabiliyorlar – direk olarak hedeflerine ilerliyorlar.
Uzun mesafeleri her adımlarıyla kısaltarak normal hızlarının üç katı bir hızda hareket ediyorlar. Özetlersek – baya hızlılar.
Bu yüzden erzakları taşımayı Yıldız Kurtlarına bıraktım.
Bir at arabası kullanacak olsaydık, yolculuk –gerekli duraklamalarla- iki ay alır. Bu şekilde gitmek ve gelmek sadece bir gün alıyor.
Ancak Goblin binicileri bu yolculuğu onlarla yapamıyor.
Bunun çalışmayla birlikte öğrenebilecekleri bir şey olup olmadığını bilmiyorum ama denemelerini istiyorum.
Yani benimle birlikte kaldıklarından Goblinler Orkları ayarlamaya yardım ediyorlar.
Bu şekilde yemek sağlayabilecek bir metot yarattık.

Bu da beni yemek rezervleri konusunda endişelendirmeye iteledi.
Demek istediğim, Ağaç Devleri su, güneş ışığı ve hava ile hayatını idame ettiren canavarlar.
Büyü enerjilerini kullanarak meyveler yetiştiriyorlar ama bundan faydalanacak birileri yok.
Kutsal topraklarda yaşayan Irk için yetiştiriliyordu meyveleri ama ölümsüz olan Dryad Irkı bunları zamanla biriktirmiş.
Dahası, meyve büyülü olmasından dolayı ne kadar zaman geçerse geçsin çürümüyor.
Bu arada sonradan öğrendim bunu, Ağaç Devlerinin meyveleri ender malzemeler sınıfına girerek insan pazarlarında “Kurutulmuş Ağaç Devi Meyvesi” olarak satılıyormuş.
Bulması gerçekten zor bir şey olup yüksek meblağlara satılıyormuş.
Yüksek fiyatının nedeni ise büyü enerjisi ile dolu olmasıymış. Bir damlası bile yedi gün açlığı bastırabiliyormuş.
Fiyatının yüksek olmasının başka bir nedeni de Ağaç Devleri’ nin başka ırklarla etkileşime geçmemeleriymiş ve meyvelere sahip zahmet verici Dryad Irkı bu ürünü arada sırada hediye olarak sunuyormuş.
Bu bilgiyi öğrendiğimde Orklara bedava olarak vermiş olmaktan az bir şey pişmanlık duydum… Ama olan oldu.
Ve bu şekilde, Dryad Stajyerinin de yardımı ile yemek elde etmeyi başardık.

On gün sonra.
Yorgun bir şekilde bitirdim.
Neredeyse verecek numara bitti. Yoruldum.
Ancak, aynı zamanda bir şeyi başarabilmenin verdiği duygu ile doluydum.
150 bin mi? Bu sayıya kadar saymak bile baş ağrıtıcı.
Yani, isim vermeyi bitirinceye kadar yemek bölüşümünü de bitirdik.
Hepsine elli adet düştü.
Büyük olasılıkla bitirdikleri takdirde aç kalacaklarını bildiklerinden meyveleri kabul ederken hepsinin ifadesi ciddileşti.
İsim verildikten sonra Orklar, Üst Sınıf Orklara dönüştü. Ama kendi büyü enerjimi kullanmadan isim verdiğimden efendi-hizmetçi benzeri bir ilişki yoktu aramızda.
Her şey onların koalisyona katılma ve destek verme sözlerine bağlı.
Güçleri evrim geçirdikten hemen sonra C+ sınıfına ulaştı ama rahat bir şekilde C sınıfı sınırlarına yerleştiler. Normalde D sınıfı olduklarını göze alırsak bu yeterli olmalı.
Daha önemlisi şahsi (özel) yeteneklerine sahipken daha zekileştiler.
Her duruma ayak sağlayabilecek bir Irka evrim geçirdiler.
Bana teşekkür ettikten sonra hepsi kendi topraklarına ayrıldı.
Her grubu on Goblin binici gözetliyordu.
Araziyi doğruladıktan sonra çadırlarını kurmada yardım etmeyi planlıyoruz. Ve gerekli yeteneklerde onlara yol göstererek, her topluluğu yerleştireceğiz.
Bu hemen gerçekleşmeyecek olsa bile er geç yerleşeceklerdir ve yaşam standartları da gelişecektir.
Bu şekilde Orkları evlerine doğru geçirdik.
Bu da bana birini hatırlattı.
Onu istediğim gibi kullanmamı isteyen Ork Generalini.
Ama…
Altımda çalışacak başka birini istiyordum.
Aman neyse, onu da kabul edelim.
Bu arada kara zırhlara bürünmüş olan Elit Ork ordusu hakkında ne yapacağımı da düşünmem gerek.
Onlara bir arazi ismini kullanarak isim veremem. Ne yapsam ki…
Sarı bir aura’ ya sahip olduklarından, renkler ve sayıları kullanarak isim vermeye karar verdim.
Ork Ordusunu süzdüm. Ve isteklerim dâhilinde sıraya soktum.
Son zamanlarda [Ulu Ermiş]’in değer biçme yeteneğini sadece bakarak kullanabiliyorum.
Shuna’ nın yapabildiği gibi.
[Açgözlü]’ nün [Besin Zinciri] yeteneğinden beklenildiği gibi, çok etkili!
Ve Ork Generali harici herkese isim (sayı) verdim.
Bu şekilde sonra ünlenecek Sarı Birlikler doğdu.
Cinsiyet gözetilmeden sayı verildi, sonuçta aynı savaş alanında savaşan savaşçılar arasında eşitsizlik olamaz.
Daha sonra hepsini üretimde çalışmaları için her topluluğa dağıtacağım. Şimdilik bunun dışında verebileceğim bir görev yok.
Şimdi, Ork Generali hakkında,
Sezgilerimi -kötü bir şey olabileceği olasılığını- yok sayacağım.
Ve bir isim üzerinde karar kılacağım.
Ork Lordunun arzusunu da birleştireceğim, Gelmudo’dan aldığı arzusunu.
Gelmudo, o palyaçonun suratını düşünmek bile sinir ediyor. Ama Orklar için önemli bir yardımsever.
(Onun) Beklentilerini umursamıyorum ve üzerine ekleyebilceğim bir şey de yok.
Bu yüzden ona bahşedeceğim isim,
[Ork Lordu Yıkım’ ın da ölüm arzusuna saygı duyarak sen bundan sonra Gerudo olarak bilineceksin!]
O anda Ork Generali’ nin vücudu sarı bir aura ile kaplandı ve evrim geçirmeye başladı.
Aynı anda bende baya büyü gücü kaybettim. Hay anasını… Yani sonunda illa bu olacak ha.
Her zamanki gibi güç tasarrufu moduna girdim (uyku modu).

 

Ve ertesi gün.
“Beklenildiği gibi” mi desem? Öngörülerim tam on ikiden vurmuştu.
Elit Orkların hepsi Üst Sınıf Orklara evrim geçirmiş.
C+ sınıfını geçen güce sahip olmalarına rağmen orada kalabilmeyi başarmışlar. Her ne şekilde düşünülürse düşünülsün yine de baya güçlü savaşçılara dönüştüler.
Goblin Bincilerinin de C+ sınıfında olduğunu düşünürsek baya güçlü bir orduya sahip olmuşum gibi görünüyor.
Yani Goblin Binicileri C+ sınıfında olmalarına rağmen Yıldız Kurtları ile birlikte sınıflandırılmalılar.
Belki de ayrılarken karşılaştırmaya çalışmamalıyım onları.
Pekâlâ, problem çocuk Ork Generali, ya da, Gerudo…
Özel Yetenek [Gurme]’ yi elde etmiş; yetenekleri [Mide, Arz ve Talep].
Büyü enerjisi de baya güçlü, artık yamyamlığın verdiği yeteneklere sahip değil. Bunun nedeni artık ihtiyacının olmaması.
Bu yeteneği elde etmesinin nedeni büyük olasılıkla kalbinin en derin yerinden istemesindendir.
Belki çektiği acı ve ıstırap nedeniyle bu kadar mantıklı ve asil bir canavara dönüştü.
“Bunun gibi bir çalışandan memnun kalabilir miyim?” bunun gibi bir düşünce aklımda gezindi ama yok saymaya karar verdim.
Eğer bağımsızlığını isterse buna izin veririm – de böyle bir hali yok.
Ve belki de “Ölüm Marşı” en sonunda bitti.
Şimdiye kadar çektikleri acılar Gelmudo’ nun yeteneğinden mi kaynaklandı, bunu bilemezdim. Belki de palyaço gerçekten baya güçlü biriydi.
Bu şekilde kendi kendime şaka yaptım. (TL: Şakacı seni)

 

Goblin askerleri en sonunda geri döndüler. Sayıları baya azalmıştı sadece 4.000 kişi kurtulmuş.
İyiler mi? Az bir şey endişelendim ama bu onların problemi ve benim araya gireceğim bir şey değil.
Fazla araya girmem onlar açısından zararlı olur.

 

Pekâlâ, o zaman, artık müsaademizi isteyelim mi?
Bu arazinin kontrolünü Kertenkele Adamlara geri verelim. Lider’ e de vedalarımızı ilettikten sonra yola çıkalım.
Burada geçirdiğimiz zamanın sadece üç hafta olmasına rağmen bu savaş baya uzun hissettirdi geçen zamanı.
Ben, kendim baya bir süre yalnız savaşmış gibiyim.
Ormandaki Kargaşa bu şekilde sahne perdelerini kapattı.

  * * *

Gabil babası Kertenkele Adamların Lider’ inin önüne getirildi.
Savaşmanın bittiği an hapse atılmıştı.
Her sabah ve her akşam yemek verilmişti ona ama hiçbir şey söylenmemişti hakkında. Bunun gibi bir yaşam şekli iki hafta boyunca devam etti.
Sonuçta o bir asiydi, bu kadarı doğruydu.
Herkesin iyiliğini düşündüğünü düşündüğü bir şekilde hareket etmiş olmasına rağmen aptallığı neredeyse Irklarının soyunu kurutacaktı.
Bu onun suçuydu.
Söyleyeceği hiçbir bahanesi yoktu ya da bahane türetecek bir isteği.
Büyük olasılıkla idam cezası verilecekti. Kabullendiği bir olguydu bu.
Ama…
Gelmudo ona ihanet etmiş, Slime ise onu kurtarmıştı.
Ezik bir canavar, Slime’ a bu şekilde hitap etmişti.
Bu bir hata olmamasına rağmen aynı zamanda doğruluğu da yoktu.
O Slime özeldi.
Ender ve İsimli, gerçekten özel bir canavar.
Son bir isteğe izni olsaydı, sormak isterdi.
Neden beni kurtardın?
Yoldan çıkarılmış, değersiz tamamen salak olan beni.
Bu düşünce son iki haftadır her gün aklındaydı.

 

Babasının önünde duruyordu.
Ağır bir hava vardı, birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı.
Babası, her zamanki gibi yüzünde hissettiklerini göstermiyordu.
Ah… İdam, ha?
Katıldı.
Bir Lider zayıflığını gösteremez. Kuralları her ne olursa olsun korumak zorunda.
Yani ona karşı nefret duyulacak bir neden yoktu.
Kendisini hazırladı sessizce cezasını kabullenmek için.

 

[Cezanı veriyorum! Gabil, sürgüne mahkûm edildin. Bir daha kendini Kertenkele Adam olarak adlandırman ve geri gelmen yasak. Git! Artık aramızda yüzünü bir daha gösterme!]

 

Eh?
Ne dedi?
Babasının gardiyanları onu kollarından tutarak mağaraların dışına yönlendirdi.
Lider onu dışarı atmıştı.
Ve kafası karışan Gabil’ e,
[Bunu unutma! Kaybetme, tamam mı?]

 

Dendi ve bir şey ona doğru fırlatıldı.
Eşyaları ile birlikte uzun bir şekilde sarılmış bir şey. Sadece ağırlığından anladı, bu Büyü Silahı: Su Girdabı Mızrağı idi.
Gözyaşları Gabil’ in gözlerinden akarken babasına bir şey söylemek istedi.
Ama kelimeler ağzından çıkmıyordu. O sürülmüştü.
Değişik duygularla dolu bir şekilde minnettarlığını ileten bir şekilde başını eğdi.
Ve arkasına bakmadan ilerlemeye devam etti,
Yapım aşamasında olan daha önce ziyaret ettiği şehre doğru.

Biraz yürüdükten sonra,

 

[Lütfen biraz bekleyin, Gabil-sama]

 

Birisi ona seslendi.
Arkasında, onun 100 askeri vardı.

 

[N-Ne halt yiyorsunuz burada, salaklar! Ben sürüldüm!]

 

[Bizim umurumuzda değil! Biz Gabil-sama’ yı izleyeceğiz, eğer sürüldüyseniz o zaman biz de sürüldük!]

 

[[[Aynen!!!]]]

 

Bir gülümseme ile cevap verdiler.
Ne kadar aptallar,
Burası gözyaşı dökecek bir yer değil, Babam gibi bende ağırbaşlı bir şekilde davranmayı öğrenmeliyim, diye düşündü.

 

[Sizinle nasıl baş edeceğim ben! Anladım. Takip edin beni!]

Ve bu şekilde yürüdü,
Daha farklı bir özgüven ile dolu bir şekilde.

Gabil’ in grubu Rimuru ile bir ay sonra buluştu.

 

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

8 thoughts on “043. Savaş Tazminatı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s