039. Kaderin Çarkları

039. Kaderin Çarkları

002. Ormandaki Kargaşa

.
.
.
.

Pekala… yani palyaçoya benzeyen bir adam birden bire ortaya çıkarak mahvedilmiş planlar ve benzeri şeyleri bağırmaya başladı.
Anladım tabi ki. Hepsi onun suçuydu. Burada sorgulamaya gerek yok.
Demek istediğim, ona bir şey sormadık bile ama suçlarını itiraf ediyor… Salak değil mi bu?
Bu şekilde görünürken önemli biri gibi davranmalar falan. Belki palyaço gibi giyinmiyor, palyaçonun ta kendisi. Diye düşüncelerimi toparladım.
Şimdiye kadar öğrendiğim bilgiler dahilinde, Ork Lordunu da buraya kendisi itelemiş.
Palyaço Gelmudo-san baya sinirli gözüküyor.
Dahası, endişe içerisinde titriyor, yani çok tutarsız biri.
Acaba kalsiyum eksikliği mi var? Anlaşılan İblislerin vitaminlere ihtiyacı var.
Sonra Palyaço şunları dedi,

[Ne kadar da kullanışsız bir kütük kafalı şeysin sen,
Bunların hepsi senin Kertenkele Adamları ve Ogre eziklerini de yedikten sonra bile İblis Lorduna dönüşememen yüzünden!
Bu yüce ve ulu Gelmudo-sama’ yı buraya kadar getirdin!!!]

Ne kadar da kötü bir hitap şekli.
Bu kelimelerle canlanan Gabil seslendi,

[Ah, Gelmudo-sama! Bizi kurtarmaya geldiniz!]

Eh? Bu ketenkele… Bu kadar zamandır baygın bir şekilde miydi?
Seni… Ork yemi olarak adlandırdı, haberin var mı?

[Ah? Ha, bak burada kim var, bu Gabil. Senin çoktan ölmüş olman gerekiyordu!
Neyse. Buraya kadar geldiğime göre işi de bitirelim.
Sevinin! Benim için ölüyorsunuz!]

Bunları dedikten sonra Gelmudo elini Gabil’ e doğru çevirdi.
Ve “Zıbar!” diyerek ona büyülü bir mermi ateşledi.

[Gabil-sama’ yı koruyun!]

[Gabil-sama tehlike içerisinde!]

Ciğerleri patlayana kadar bağıranlar Gabil’ in adamlarıydı.
Tek bir büyülü mermi beş Kertenkele Adamı deldi geçti.
Yani, belki de beşinin içinden geçtiğindendir ve ya bu kertenkelelerin dayanıklılığındandır bilinmez ama hiç biri ölmedi.
Feci hasar aldılar ama hala hayattlardı.

[Sizler… Bunun anlamı da nedir, Gelmudo-sama?!!!]

Paniklemiş Gabil sordu.
Anla be artık, sen kullanıldın! Ancak bu, bunu söylemek için doğru zaman değildi.
En çok güvendiği insan tarafından sırtından bıçaklanan Gabil’ in yüzü umutsuzluk içerisinde bembeyazdı.

[Ga…Gabil-sama, burası tehlikeli… Lütfen güvenli bir yere gidin…!]

Ölümün eşiğinde olmalarına rağmen adamları hala ona endişe duyuyorlardı.
Ne kadar iyi adamlara sahip.
Kumandanların istese de bulamayacağı asker tipi… gibi bir şey?

[Alçak Kertenkeleler! Eğer o kadar ölmek istiyorsanız hepinizi seve seve öldürürüm! Ve hepinizin cesetlerini Ork Lorduna yedirteceğim!]

Bunları derken, elinde daha güçlü bir büyü enerjisi topladığını hissettim.
Bu büyü değildi, deme? Bir hazırlık yaptığını görmedim. Daha çok büyü enerjisini bir noktada konsatre etmiş gibi geldi.
Hmph.
İleri yürüdüm, Kertenkele Adamlarım tam önüne.
Tam korkmuş ve titreyen Gabil’ in önüne.
Yüz ifadem maske tarafından gizlenmişti.
Acaba Gabil tarafından nasıl görülüyorum şu an? Diye süzülen bir düşünce geldi aklıma.
Neden buraya yürüdüm?
Gabil ilgimi çekti bu yüzden onu kurtaracağım. Nedeni sadece buydu.
Bu gereken tek neden. İstediğim gibi yaşamaya karar kılmıştım.
Ben özgür bir şekilde yaşıyorum!
İşte bu Gabil’ e göstermek istedeğim “ben” di.
Ancak, tamamen kaybolmuş görünüyor. Belki de bütün bu yeni bilgiler beynine çok geldi.
Ama merak etme. Bir şey söylemesini istemiyorum da.
Sadece palyaçoya sinirliyim.
Gelmudo, ancak, tamamen beni yok sayarak büyü mermisini ateşledi.

[Fuhahahaha! Size Üst Sınıf bir İblisin gücünü göstereceğim! Zıbar! Shisha no Koushinenbu!!! (Ölüm Marşı Dansı)]

Koca bir büyü mermisi havada ikiye ayrılmış bir şekilde adeta bir daire çizerek bize doğru uçtu.
Maalesef, beni geçemeyecek.
Çocuk bünyemde, küçük ellerimi sanki tutacak gibi kaldırdım.
Ve sadece bununla bütün büyü gücü emildi.
Anında analiz edebildim. Bu basit bir büyü konrtolü yeteneğiydi.
Az enerji gerektiriyordu ve gücünü ayarlamak basitti -yani, büyüyü kullanan yakınlarında olduğu müddetçe.
Eğer bütün gücü buysa benim için bir tehdit değil.
Emin olalım,

[Hey, bunun gibi sıkıcı bir yetenek ile beni öldürmeyi mi düşündün? Kelimelerine sadık kalman için, bana nasıl öleceğimi gösterir misin?]

Bunu derken bir büyü mermisi ateşledim.
İsteseydim onun yaptığı gibi ikiye ayırabilirdim ama gerek görmedim.
Daha fazla büyü enerjisi ile doldurarak sanki bir yumruk büyüklüğüne ulaştırdım.
Bu beni düşünmeye itti, biraz önce ateşlediği bir kafa boyutundaydı yani etkili olmaktansa  daha zayıftı gücü.
Eğer alev mermisi ile aynı mantıkta kullanırsam gücünü daha da etkinleştirmem mümkün.
Ne kadar da eğelenceli!
Bu arada palyaçonun güçlü göründüğünü unutmayalım, yani iyi bir hedef kendisi.
Ve eğer bundan sıkılırsam onu direk yiyebilirim (özümseyebilirim).
Mermiyi daha da hızlandırdım ve palyaço ile temas etti. Ve temas ettiği anda büyü enerjisini serbest bıraktım.
Gelmudo arkaya doğru uçtu.
Kaçmayı düşünüyordu ama birden bire hızlandığından kaçamadı.
Yuvarlanarak, umutsuz bir şekilde yaralarını iyileştirmeye başladı.
Heeeh. İyileştirme yeteneği var. Mükemmel değil mi! Eminim tadı da güzeldir.
İlk iblisiminden (yemekten) zevk alalım.
Sanki benim düşüncelerimi fark etmiş gibi Benimaru ve Ranga memnun bir şekilde arkamda duruyorlar ama tabi dikkatli bir şekilde.
Ve Shion, istediği gibi yakıp yıkamadığından umutsuzluğa kapılmış… Yok, böyle görünmüyordu.
Tersine, gözleri kapışmamı izlerken parıldıyordu.
Bu kadar biriktirdiği savaş isteğini daha sonra nasıl giderecek bilmiyorum, ama sıkıntı olmamalı.
Rahat bir şekilde Gelmudo’ ya doğru yürüdüm – yerde sürünüyordu.

[Ayağa kalk artık. Bana Üst Sınıf bir İblisin gücünü göstermeyecek miydin?]

Yerde yığılmış olan Gelmudo’ ya tekme attım.
Görünüşe göre düşündüğümden daha güçü atmışım, yine uçtu gitti.
Ne kadar kırılgan biri.

[S-Se-Sen! Ne haddine! Üst Sınıf bir…]

Yeri teperek anında Gelmudo’ nun önünde belirdim.
Karın boşluğundaki sinr ağını hedef alarak birkaç yumruk salladım. Zırhla (aura) güçlendirilmiş yumruklar.
Temas ile hissedilen acıyı hissetmiyorum tabi ki ama yumruklarım daha ve daha fazla etine giriyordu, Gelmudo’ nun yüzünün şekli acı içerisinde büzüşmüştü.
Hiç umursamadan, yumruklamaya devam ettim.
Ve bir kez daha büyü mermisi ateşledim.
Gücünü konrtol edebilmeme rağmen merminin bir yumrukran beş kat güçlü olduğunu öğrendim.
Tabi ki eğer yumruklarımı büyü gücü ile güçlendirmezsem. Eğer bunu yaparsam yumruklarım baya ölümcül oluyor ve enerji gereksinimi artıyor.
Ancak, mermi daha ekonomik olduğundan daha işlevsel bir silah.
Görünüşe göre çıplak elle bilinen bir savaşçı ırkı gibi dövüşebiliyorum. (TL: Yazardan atıflar) Hani öyle dövüşmeyeceğimde.
Ama yine de, bu herif A sınıfının üstünde ama Benimaru’ dan güçsüz.
Neden acaba?

≪Çözüm. Rütbe sistemi insanlar tarafından büyü enerjisi dolaşımına bağlı olarak tanımlanmıştır. Ancak, aynı miktarda enerjiye sahip olan iki kişiden bunu daha iyi kullanabilen avantajı elde eder. Dahası, yetenek seviyelerinin rütbe sisteminde olmamasından aynı rütbede olanların arasında büyük bir güç farkı gözlemlenir. ≫

Haa yani durum buydu.
Seviye bir kere bakınca anlayabileceğim bir şey değil. Bu bir oyun olmadığından eğer onlarla savaşmazsam bunu bilemem.
Ve bu yüzden yetenek seviyesi yüksek olan Hakurou o güçlü bedene sahip oldu.
Yüksek miktarda büyü enerjisi barındırsan da eğer bunu iyi bir şekilde kullanamıyorsan bir anlamı yok.
Yani şimdi, ne Gelmudo’ ya ne de Ork Lorduna kaybetmeyeceğimi biliyorum.

[Hey, daha iyi bir şov yapamaz mısın? Ya da bu palyaço gürünümün sadece komiklik olması için mi?]

Nasıl yeteneklere sahip?
Ondan bir tehlike hissetmiyorum. Tersine sanki bir markette reyona bakıyor gibiyim.

[N-Ne-Neeeee…Sen! S-s-s-s-Seeeeeen!!! Bunun gibi kelimeleri bir Üst Sınıf İblise…Bunun gibi… Sen…]

Bir daha vurudm.
Bu herif soru sorulunca doğru dürüst cevap veremiyor mu?

[Bek-Bekle! Lütfen dur! İblis Lorları tarafından destekleniyorum! Bunun gibi bir şey yapman!!!]

Görünüşe göre başka bir şey söylüyor.
Ne kadar sinir edici. Bu durum hakkında patronlarına gidip yakınabileceğini mi sanıyor?
Ve… İblis Lordu Leon sonuçta benim avım.

[Ee? Nasıl onlara geri gidip yakınmayı düşünüyorsun? Seni hayatta bırakacağımı düşünmüyorsun, değil mi?]

Sorumu duyunca Gelmudo beyazlaştı ve korku içerisinde titremeye başladı.
Bunun gibi bir tepki şaşırtıcı derecede eğlendiriciydi. Bir palyaçodan da beklenilen bu.
Gelmudo daha sonra bir çeşit büyü kullanarak uçtu.
Kaçmaya çalışıyor.
Ama, buna izlerken düşünebildiğim tek şey; bu büyü lezzetli gözüküyor!
Kanatlarımı çıkararak uçabilirdim ama süpersonik hızda uçamazdım. Bu tersine baya hızlıydı. Bunu istiyorum.
Ve onun kaçmasına izim vermek gibi bir planım da yoktu.
Alev mermisini ona doğru ateşledim.
Yani, bu onu vurmasa bile çoktan ayağına yapışkan iplik dolamıştım.
Gelmudo yere çarptı. O kadar kızgındı ki gardını bile almamıştı.
Maiyet için arzu duyanları anlarım da zıt kişilikten nefret ederim.
Özellikle insanları kullanarak, faydalanan tiplerden, onlara hiç acımam. Ama çeşitli yeteneklere sahip olduğundan en azından az bir lokma almaya çalışalım.
Yaklaştığımda,

[Kieeeeeeeeeee!!! Yaklaşma! Senin sonun geldi! İlis Lordları seni affetmeyecek!!!]

Sürünerek kaçmaya çalışırken bunları söyledi.
İblis Lordları ha. Anlaşılan baya bilgili ve kesinlikle onu sorgulamayı isterim ama kaçmayı başarma olasılığı da mevcut.
Büyük olasılıkla kaçmaya fırsatı olmadan sorgulamam gerek.
Onu özümsesem bile bilgilerini elde edemeyeceğim. Sadece yeteneklerine sahip olurum, bu da biraz rastgele bir şey – buna sıkıntı denebilinirse yeteneklerinin çok az olması olabilir.
Sessizce yaklaştım.
Açıkça bir korku içerisinde, Gelmudo sürünerek kaçmaya çalışırken bana büyü mermisi atıyordu. Tabi hiçbir etkisi olmadı da.
Hepsini bariyerim ile nötrledim.
Bariyerimi kıracak güce sahip değil.
Bu kadarını anladık.
En sonunda bunun farkına varınca ayağa kalktı ve kaçmaya çalıştı.
Ork Lordu orada ayakta duruyor, yardım mı isteyecek?
Neyse, bunu yapmasına izin vereceğim.
Her halükarda Ork Lordunu sonra öldürmeye karar vermiştim. Eğer ikisi de aynı anda gelirse bu beni sıkıntıdan kurtarır.
Tek başıma rahatça onları alt edebilirim ama bütün bu durum çok yorucu.
Ork Lordu barşçıl bir şekilde teslim olursa benim açımdan sakıncası olmaz; ondan nefret etmiyorum.
Ne kadar kolay biterse o kadar mutlu olacağım.
Ork askerlerinin bundan sonra Ormanda koşarak kargaşaya sebep olması da beni endişelendirmiyor değil.
Bunları düşünürken, onun benden uzaklaşmasına izin verdim.

[Seni Salak! Orada hiçbir şey yapmadan bekleme! Kurtar beni! Hyahahaha! Nerenin nesisin bilmiyorum ama bu Ork’ un gücünü görebiliyor olmalısın! İleri, Ork Lordu! Bana saldırmaya cürret eden salağı pişman…]

*Doshun!*

Artık kafası boynuyla birleşik değildi.

*Baki, baribori…*

Gelmudo’ nun bedeni bin parçaya kesildi.

*Guchaguchaboriboriguchabaki*

Ueh… Ork tarafından yeniyor.
Ork Lordu, Gelmudo’ nun yardım istekleri içerisinde kaçtığı ve beni kışkırtmak için kullanmayı amaçlardığı Ork Lordu kafasını satırla kopardı.
Bedenini parçalayarak, onu yemeye başladı.
Ne desem ki… Gerçekten önemsiz ezik biri gibi öldü.
Ve ayrıca, Ork Lordu da mı onu yemeyi planlıyordu? Yoksa bu bir güdü müydü?
Bunlardan hangisi olursa olsun, durum sıkıntılı bir hal alıyordu.
Gözleri soluk bir ışık yayıyordu, zekileşmiş gibi gözüküyor.
O anda, Ork Lordu, şimdiye kadar güdüsü ile ilerlerken en sonunda kendisinin farkına vardı – ego.
Ve eski hali ile karşılaştırılamayacak bir aura yaydı.

≪Doğrulandı. Ork Lordunun büyü enerjisi aşırı derecede arttı.
İblis Lorduna evrim… Başarılı.
Birey: Ork Lordu İblis Lordu Yıkım’ a evrim geçirdi≫

Bunu sormadım! Bir açıklama olmadan da anlayabilirim.
Gerçekten, üstüme gelme.
Düşüncelerimi hiç umursamadan,

p-412

[Fuhaaaaa! Ben İblis Lordu Yıkım’ ım. Dünyanın yok edicisi. Bana İblis Lordu Gelmudo diye hitap et!!! İlk avıma verdiğim şereftir bu!!!]

Anladım.
Birazcık kendimi bilmezlik ettim diye. “Bu yüzden hemen öldürmem gerekiyordu!” diye lanet ettim… Aman, artık çok geç.
Tıpkı kel ve kafasından bir M harfi olan bir uzaylı gibi (TL: Dragon Ball Tenshinhan), kendini kaptırıp kaybetmek. Kaybetmek için düşmanın gücünü arttırmasına izin vermek. Acınası.
Onu okuduğumda hep alay ederdim onla ama al işte şimdi kendim yaptım aynı şeyi…
Şimdiden itibaren bunu hatırlayalım. Öldürebildiğin zaman öldür. Altın kural.
Bu bir yere…
Onun hakkında ne yapsam? Bunu düşünürken, biraz moralim bozuldu.

.

.

İblis Lordları sessizce izlediler.

[Ne kadar eğeleneli!]

Kız mırıldandı.
Gelmudo farkına varmamıştı ama Kız çoktan onun gözlerini kullanıyordu.
Onun, ona baktığı andan itibaren.
Gelmudo ayrıldıktan sonra, kız Gelmudo’ nun gördüklerini sudan yarattığı bir kristale yansıttı…
Ve beklediği gibi, Gelmudo savaşa müdahale ederek hile yapmayı planlıyordu.
Bu kadarı ona ölümü kazandırmıştı ama İblis Lordları bunu bir insanınn yapacağını düşünmemişlerdi.
Güzel bir maske giyen bir insan çocuğu.
Dahası, Gelmudo’ nun bakış açısını izlediklerinden çevreleyen grubu görmediler.
Kızmış ve saçmalayan Gelmudo arkadaki yüksek seviye canavarların birlikteliğinin farkına varmamıştı.
Oni Irkı. Her birkaç yüz yılda bir yaşını başını almış bir ogre bir tanesine evrim geçirebilirdi.
Yetenekleri normal olmayarak yüksek ve cenneti feth edebilecekleri söyleniyordu. Ve bunun gibi üç Oni oradaydı.p-313Bunu farkına varmış olsaydı, onları alt edemeyeceğini anlardı.
Değişik bir şekilde evrim geçirmiş bir Fırtına Diş Kurdu da oradaydı. Sadece görünüşünden anlaşıldığı kadarıyla en azından A sınıfı bir canvardı.
Bu şekilde dört A+ canavar oradaydı. Ve hepsi tek bir çocuğa mı itaat ediyordu?
Güzel bir maske takan bir çocuk. Kesinlikle normal biri değil.
Büyük olasılıkla insan kılığına bürünmüş bir canavar.
Eğer bu da değilse, o zaman yeni bir “kahraman” insanların arasında doğdu.
Çağırılanlar ve ya “Dünya Gezginleri” güçlülerdi ama bu çocuk kadar değillerdi.
Bunun nedeni ruhlarının yeterince gelişmediğinden yeteneklerini doğru dürüst kullanamamalarıydı – ruhları alışmamıştı.
Eleme yöntemi ile İblis Lordları doğru cevaba vardılar.
Taklit eden bir canavar!
Kolaylıkla A sınıfı bir Üst Sınıf bir İblisi alt edebilecek bir canavar.
Ve ona itaat eden dört Üst Sınıf canavar.
Bu güç onların es geçebileceği bir şey değildi.

[Kim Gelmudo’ nun bu kadar iyi bit şov sunacağını düşünürdü ki!]

Kız mutlu bir şekilde düşüncelerini seslendirdi.

[Cidden… O canavar, ezelim mi? Yoksa yetiştirelim mi?]

[Bizden önce başlamak yok. Ama uşak yapma konusu tartışmaya açık!]

İblis Lordları düşündü.
Onu kendi uşakları haline getirebilirlerse diğer İblis Lordlarını sollayabilirlerdi.
Ancak onun bir tehdit unsuru haline gelmesini de göze almaları gerekiyordu.

[Hey, bu konu hakkında, bunu sadece dördümüz arasında bir sır olarak tutamaz mıyız? Sonunda sıkıntımızı giderebileceğimiz bir şey elde ettik!]

Gerçek nedenleri orada bulunmayan İblis Lordlarına karşı kullanabilecek bir koz elde etmekti.
İşte bu kadar değer verdiler bu canavara.
Eğer bu canavar kendine İblis Lordu demeye başlarsa hemen ilgilerini kaybeder ve onu katlederlerdi.
Ancak, o zaman daha gelmemişti.
Dördü kafa salladı ve bu şekilde yeni bir koalisyon gerçekleşti.
Eğer İblis Lordları o anda harekete geçmiş olsalardı o zaman Rimiru’ nun kaderi çok farklı olurdu.
Ancak, İblis Lordları hareket etmedi.

Bu kararları kaderin çarklarının dönmesine neden oldu.
Ve, bu hikayeyi değiştirilemez bir yola yönlendirdi.

 

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

12 thoughts on “039. Kaderin Çarkları

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s