035. Savaş Hazırlıkları

035. Savaş Hazırlıkları

002. Ormandaki Kargaşa

.
.
.
.

Souei’ i yolladıktan sonra geri kalan herkesi savaş hazırlıklarına yönlendirdim.
Ancak hep beraber gitmeyeceğiz. Düşmanın yeteneklerini bilmediğimiz için durumu başından bir ciddiyet ile karşılamalıyız.
Şehrin inşası iyi gidiyor ama savunma için daha bir şey yapmadık.
Bu yüzden eğer saldırılırsak yer değiştirmemiz en iyi seçenek olur. Diye karar verdim.

[Kaderimizi belirleyici savaş bataklıklarda gerçekleşecek, eğer kazanırsak ne iyi ancak eğer kaybedersek durumun imkân verdiğince hızlı bir şekilde buraya geri çekileceğiz. Eğer durum bu olursa burada savaşmamız bize savunmamız için bir şey kazandırmayacağından Mühürlü Mağara’ da konuşlanacağız. Mağarayı savunurken insanlardan yarım talebinde bulunacağız. Eğer Lonca üzerinden bir istekte bulunursak belki yardım ederler bu yüzden kendinizi anlık bir tahliye için hazırlayın.
Saldırımız hakkında,
Benimaru’ yu yüz kurt binicilerinden görevli olarak atıyorum.
Shion sen kafana göre önüne geleni düşünmeden kes.
Hakurou benim emir subayım olarak görev yapacak.
[Telepatik İletişim] ile hepinizin bağlanması ve emir verebilmesi için bir bağ kuracağım.
Geri çekilme emri ben, kumandanınız tarafından verilecek.
Riguru geri kalan Goblinler ile ilgilenirken şehrin savunulmasından sorumlu olacak.
Bu kadar!]

Bu şekilde planı aktardım.
Herkes kafa salladı, kimse karşı çıkmadı.
İnsanlardan yardım isteme konusunda bir ara sıkıntı çıkar diye düşündüm ama görünüşe göre yanılmışım.
Acaba insanlarla kaynaşmak isteksizlikleri Maceracılarla geçirdikleri zamandan sonra daha azaldı mı?
Lonca için istek yapılırsa, yeterli İblis Metali satarsam gerekli paraya sahip olmalıyız. Ve ayrıca Orklar onlar için de birer tehdit unsuru.
Eğer adam gibi bir münakaşa yaparsak onların desteğiniz kazanabilmeliyiz. Bu kadarı hakkında endişelenmemeliyim.
Üstelik şimdiden bu Ork Lordu’ nun ne kadar tehdit yarattığını anlamaya çalışıyoruz.
Her neyse, Goblinlerin zırhlarının tamamlanması şimdiki öncelik.
Kaijin’ den 100 adet zırh yapmasını istedim.
Benimaru, Hakurou ve Shion’ unda zırhlara ihtiyacı var.
Souei bir cevapla dönmeden önce bunun gibi hazırlıkları bitirmemiz lazım. Eğer teklifimizi geri çevirirlerse Gabil’ in hedeflerini öğrenerek ilerleyeceğiz.
Onların yanında savaşamazsak Kertenkele Adamların önce saldırmasını beklemeliyiz.
Bu şekilde karar aldıktan sonra konferansı bitirdik.

Grubu dağıttıktan sonra neredeyse hepsi hemen ayrıldı.
Sadece ben ve üç Oni içeride kaldı.
Bir şey mi istiyorlar? Benimaru’ ya sorgular biçimde bir bakış attım.

[Rimuru-sama acaba fazla endişelenmiyor musunuz?
Kendinizi savaşa sürükleme rahatsızlığına sokmadan da sizce ben ve Hakurou bunun üstesinden gelemez mi, buna katılmaz mısınız?]

[Dediği gibi Rimuru-sama bizim Lordumuz. Savaşı yönetmek bize bırakılabilir, eğer isterseniz.]

Dediler.
Yok, yok bu olmaz. Sonuçta bunlar Orklar tarafından daha önce yenildiler!
Ama tabi ki bunu söylemedim.
Bunu saymamalıyız sonuçta o zaman daha evrim geçirmemişlerdi.

[Olası olmalı. Sadece savaşın gidişatını gökyüzünden incelemeyi düşünüyorum ve komutayı Benimaru’ ya bırakmayı planlıyorum.]

[Anladım, yani planınız buydu!]

Söylediklerime katıldılar.
Evvela daha önce bir savaş yönetmedim. Savaş hakkında simülasyonlar gerçekleştirdim ama gerçek tecrübeye sahip değilim.
Bu yüzden yukarıdan onları incelerken kendimi tamamen emir vermeye adayacağım.

[Bu bir kenara, siz, çabuk hazırlanın bakalım. Tabi eğer çıplak bir şekilde savaşmak istiyorsanız ayrı?]

Sözlerime kafa salladı üç Oni.
Bu şekilde üretim binasına doğru ilerledik.

Üretim Bakanlığına ayrılmış bir bina.
Bina bir spor salonu büyüklüğünde olup içi tahtadan yapılmıştı. Duvarlarını harç ile güçlendirmeyi planlamıştık ama bu aşamaya gelmemize daha var.
Yine de bu bina yapılanlar arasında en genişi ve baya şatafatlı-etkileyici gözüküyor.
İçeri girdiğimizde işgücünün kulakları dolduran sesleriyle karşılandık. Emrimle birlikte 100 set zırh hazırlanıyordu.
Yani aslında sadece Garm ve Doldo yarım eden on çırak Goblinle yapıyor da.
Gerisi ham maddeleri hazırlayarak tamamlanan ürünleri taşıyorlardı.
Daha da içeriye ilerledik.
Son zamanlarda bazı odalar başkalarına kapalı, buralara sadece Shuna girebiliyor ve özel ürünler üretiliyor, bunun nedeni Shuna çok yetenekli ve diğerlerine öğretmesi fazla zaman alacağından.
Goblinalar da tekstil işlerini öğreniyordu ve şimdi Garm’ ın altında keten işleme kıyafetler üretiyorlardı.
Sonuçta zırhın altına keten bir şeyler –çamaşır, çarşaf vs.- giyilmeli
Shuna’ nın odasına doğru ilerlemeye devam ettik ve kendimi tanıttıktan sonra içeriye girdik.
Shuna bizi bir gülümsemeyle karşıladı.
Ne zaman olduğunu bilmiyorum ama birden bire kendimi bir Kimono içerisinde buldum.
Bembeyaz değil ama koyu kızıl bir renge boyanmış; söylememe gerek yoktur ama baya şirindi.
Sandalyeden ayağa kalkarak,
[Bekliyordum.
Konferansa bende katılmak istedim ancak güzel bir yemek haricinde daha fazla bir şey katamayacağımdan çekindim, sizden beni naçizane affınız ile bahşetmenizi istiyorum.
Ancak, Rimuru-sama’ nın kıyafetini bitirdim, bu arada Onii-sama ve diğerlerinin ki de hazır.]

[“Bu arada” ha…]

[Ho ho ho. Bu beklenen bir şey.]

[Yani Shuna-sama’ nın mükemmel yetenekleri hesaba katılırsa bu kadarı normal. Kendi kıyafetimde hazırlanmıştır?]

Diye üçü cevap verdi.

[İşte buradalar!]

Bu kelimelerle daha fazla kıyafet getirdi.
Bembeyaz bir Kimono.
Kendiminkini aldığımdan değişme odasına yönlendirildim.
Önce odaya girdim ve üzerimi değiştirdim.
Siyah Kürkü giyen çocuk formuma büründüm.
Kürkü çıkararak kendimi Shuna’ nın yaptığı Kimono’ ya sardım.
Parlak bir kumaş, dokununca müthiş hissettiren birinci sınıf ipek.
Altına daha önceden elime geçen pantolonu giyeceğim herhâlde.
İpeği bedenime sarınca hemen bedenime uyum sağlamak için şekil değiştirdi.
Bu da büyülü bir eşya oldu ha.
Görünüşe göre kendi büyümle temas edince bedenimin bir parçası gibi oluyor.
Sadece denemek için yetişkin bir bedene değiştim ve beklenildiği gibi kıyafette değişiyor.
Ne kadar harika bir ürün yapmış.
Üzerine bir kaban giyerek giyinmeyi bitirdim.
Sonra, göğüs cebimden bir eşya çıkardım,
Güzel bir maske.
Shizu-san’ ın unuttuğu “Anti-İblis Maskesi”.
Vücudum küçük miktarlarda büyü enerjisini aura olarak yayıyor.
Eğer konsantre olursam bunu saklayabilirim ama sızmasına izin verdiğim zamanlar da oldu.
Bu yüzden bu maskeyi kullanarak saklamayı düşünüyorum.
Daha önce bir kere kırıldı ama Doldo’ ya tamir ettirdim.
Maskeyi taktım. İlginç, nedense sakinleştiriyor.
Normalde, nefes almaya ihtiyacım olmadığından bunu insan halimdeyken bile yapmıyorum.
İstesem nefes almak için akciğerler yaratabilirim ama bir neden görmediğim için yaratmadım.
Ancak maskeyi takınca nefes alıyor gibi yapabilirim.
Ve bu değişik hissettirmiyor.
Tamam. Dünyayı gezerken bu stili kullanalım.
Çocuk halime geri dönerek buna karar verdim.

Kıyafetleri giyerek soyunma odasında çıktım.
Görünüşümü bir süre övdükten sonra Shuna diğer Onilere yardım etmeye devam etti.
Bu kıyafet giyenin aura’ sını özümseyerek görünüşünü değiştirebiliyor.
Kıyafetim simsiyah oldu.
Benimaru’ nunki kan kırmızısı.
Hakurou bembeyaz,
Shion’ undki tabi ki mor oldu. Turuncu gibi bir şeye değişmiş olsaydı garip olurdu.
Görünüşe göre kıyafetler parçalansa bile büyü enerjimizi özümsemeye devam ettikçe kendi kendini tamir edebiliyor.
Kendi kullanımımız için özel üretilmiş büyülü eşyalar.
Gerçekten mükemmel! Ve bunu kabullenmeyleyim ki kıyafetin nasıl göründüğünü istediğimiz zaman değiştirebileceğimizi duyduğumda gerçekten şaşırdım.
Kıyafet değiştirmeyi gereksiz kılıyor. Evvela eğer bunu alırsan zaten hayatının sonuna kadar kullanırsın.
İnsanların büyülü eşyaları ne kadar iyi bilmiyorum ama bu A sınıfı bir ürün.
Gerçekten yüksek kaliteli bir ürün.
Bu şekilde Kurobee’ den müthiş bir silah bekleyebilirim.
Teşekkürlerimizi ilettikten ve Souei’ yi de yanımıza aldıktan sonra müsaade istedik.

Sırada durduğumuz yer Kurobee’ nin demir ocağıydı.
Son zamanlarda üretimle o kadar meşguldü ki şehirde yüzünü göstermiyordu.
Burada iyi olduğunu biliyorum… Sevdiği işi yaparken zamanın ne kadar hızlı geçtiğini unutan tiplerden olmalı.
Görünüşe göre son birkaç gündür uyumadan burada çalışıyor.
Kaijin konferanstan önce bunu belirtmişti.
Odasına giden kapı açıktı.
Kaijin krallıktan yanında getirdiği birkaç malzeme ile tedarik etmişti.
Odasının yanında bitirilen ürünlerin depolandığı bir depo vardı.
Elimde olan İblis Metalin ide buraya depolamıştım. Malzeme olarak orada duruyor ama metal cevherinin güvenilemez olduğu düşüncesini kafamdan çıkaramıyorum.
Yakınlardaki dağları metal cevherleri için aramayı planlamıştık ama bunu sonra yapmaya karar verdik.
Çünkü gerçekleştirilen inşalar ile buralarda bunu yapabilecek adam sayısı azdı.
Odanın içerisinden bir biriyle çarpışan metal sesleri ve ocaktan sızan sıcaklık yayılıyordu.
Burası yüksek ısı sağlayabilen tek ocağa sahip yer. Sıkılaştırılmış ve sıvazlanmış kil ile yapılmış, bizim yaptığımız ocak.
Kendi [Isı Kontrolü] yeteneğim ile yapılmış olmasına rağmen baya iyi oldu diyebilirim. Bu ocağı daha sonra inceleyerek köydeki sayılarını arttıracağım.
Bir sürü planım var ama gerçekleştirecek kadar insan gücü yok.
Bu bir yere, bizim farkımıza varan Kurobee dışarı çıktı,
Bütün yüzünü göstererek…

[Bekliyordum! Haydi, gelinde ve görün!]

Ürettikleri ile övünmek isteyen bir yüz ifadesi ile karşıladı bizi.

İki saat geçti.
Gözlerimizde yaşam belirtisi olmadan açıklamalarını dinliyorduk.
Yeter bu kadar! Anladık, anladık! Müthiş!
Bunları o kadar çok söylemek istedim ama kendimi söylemeye itemedim.
Kurobee’ nin mutlu yüzü beni durdurdu. Ne yapabilirim… Diye düşünmeye başladım.

(Rimuru-sama şimdi iyi bir zaman mı?)

Telepati ile Souei tarafından sorgulandım.
Onu ittifak sunması için göndermiştim ama… Bir sıkıntı ile mi karşılaştı? Kaybolmuş… Olabilir mi?
O kadar havalı bir şekilde görünerek ve ayrılarak “Benim hatam, nereye gideceğim hakkında hiçbir fikrim yok, neresi?” diye dönmez. Yüce alçakgönüllü ben bile buna sinirlenirim…
Az bir şey endişelenmeye başladım ama tabi ki bu endişe gereksizdi.
Endişeden arınmış bir ses ile

(Kertenkele Adamların Liderleri ile görüştüm. Teklifimizi kabul etti. Ancak buraya gelmemizi istiyor…)

Ne dedi! Şimdiden varmış olması, bu fazla hızlı değil mi?
Konferans biteli daha yarı gün bile geçmedi.

(Sıkıntı yok. Tersine oraya hareket etmeyi düşünüyordum zaten. Ve ayrıca sen çoktan vardın mı?)

(Ah, evet. Gölgeler içerisinde hareket ederek bataklık fazla sıkıntı yaratmadığı için varabildim. Eğer bildiğim bir olmuş olsaydı anında gidebilirdim. Bu önemsiz detaylar bir kenara, strateji mitingini ne zaman yapalım?)

Önemsiz detaylar, ha? Bu lanet olası müthiş bir yetenek değil mi? Şu Gölge Yürüyüşü.
Bende kullanabiliyorum ama bu kadar müthiş bir şey miydi? O kadar kullanmadım da…
Bu beni şaşırttı… Aman neyse.

(Evet… Hazırlıklar biraz zaman alacak ve kurt binicilerinin oraya ulaşması için gereken zamanı da hesaba katmalıyız, şimdiden beş gün sonraya anlaş.)

(Anlaşıldı! Buyurduğunuz gibi hareket edeceğim.)

(Konuşmalar bittikten sonra geri gel. Mecbur kalırsan Klon olarak.)

(Başımın üstüne!)

Görüşmeyi iyi halletmiş. Ne kadar da el verişli-kullanışlı biri.
Bataklıklardan baya uzaktayız.
Eğer yürüyerek gitmek iki hafta alıyorsa; kurtlar oraya üç günde varır.
O Kertenkele Gabil buraya büyük bir şeye binerek geldi.
Ama ondan önce varmamalıyız.
Bize arkamızdan saldırma ihtimali var; dahası durumu inceleyerek fırsatları kaçırmamak bizim yapacağımız şey olmalı.
Bunlar hakkında düşündükten sonra sonu gelmez açıklamaya geri döndüm.

[Geç kalmış benliğim için özür dilerim.]

Souei gölgelerden ortaya çıktı.
Tıpkı bir Ninja gibi.
Ona kıyafetlerini verdikten sonra üstünü değişmesini istedim.
Souei’ nin ortaya çıkışı ile Kurobee de kendi küçük dünyasından geri gelmiş gibi.
Ohon! Boğazını temizledi ve birkaç kılıç çıkardı.
En sonunda görmek için geldiğimiz şeyleri görebileceğiz.
Basit, düz bir kılıç.
Zarif bir tachi.
Bastona benzer bir katana.
Devasa bir odachi.
Ve iki adet ninjato.
Ürettiklerinden memnun olarak, onları sıralardı.
Ve bunları söyledi,

[Rimiru-sama için, size bu düz Kılıcı sunuyorum. Bu sadece temeli ve daha tamamlanmadı. Rimiru-sama’ nın da önerdiği gibi İblis Metalinden bir kılıç üretmek istiyoruz. Bu bizim hedefimiz ama Kaijin ve ben bunu araştırmakla meşgulüz. Bu yüzden lütfen biraz daha bekleyin! O zamana kadar bu kılıcı içinizde saklayın.]

Bu kelimelerle kılıcı bana verdi.
Anladım, hala araştırmalarına devam mı ediyorlar? Bu beni heyecanlandırıyor.
Dört gözle bekleyecek bir şey daha.

[Anladım!]

Kafa sallama ile Kılıcı mideme depoladım. Kendi büyüm ile birleşmesi için -.
Kurobee bir kere kafa salladı ve bana başka bir kılıç verdi.

[Bu prototipler arasında bir prototip. Bunu bir yedek olarak görün ve kullanarak bizi onurlandırın.]

Tabi ki memnun bir şekilde kullanacağım,
Son zamanlarda Hakurou dan öğrendiğim yeteneklerle.
Gerçekten bir kılıca sahip olmak istedim. Bu yüzden, belime astım.
Nedense kendimi güçlü hissettiriyor.
Ve her birimiz bir kılıç aldı.
Benimaru tachi, Hakurou katana.
Shion odachi.
Bunu kınından nasıl çıkaracak? Devasa bir katana,

[Lütfen endişelenmeyin. Kını büyü enerjisi ile yapıldı ve istediğin zaman yok olacak.]

Dedi.
Normal birinin kullanamayacağı kadar ağır gözüküyor; Kaijin bile kaldıramaz.
Cüceler alışılagelmedik kol gücüne sahipler ama bunu iki kollarıyla bile zar zor hareket ettirebilirdiler.
Shion öte yandan, tek kolla rahat bir şekilde taşıyor.
Souei üzerini değiştikten sonra geldi ve iki ninjato’yu aldı. İkili Kılıç tekniği ha…
Nedense ona yakışıyor.
Silahlarımızı aldıktan sonra Garm geldi.
Onilerin zırhlarını bitirmiş.
Görünüşe göre metal azaldığından tamamen vücudu kaplayacak bir zırh yapamamış.
Bunu yerine canavarların parçalarından yapmış – pul zırh.
Maceracı Cabal’ a daha önce verdikleri gibi.
Bu da benim büyü gücümden etkilenmiş gibiydi.
Elimde olan İblis Metalinden kısmi olarak üretilerek test ürününden kat be kat daha dayanıklı.
Bana, ancak, Siyah Deri Zırh hazırlamış.
Ve bu şekilde mühimmatlarımızı hazırladık.

Sonraki gün.
Goblinler hazırlıklarını bitirdi.
Bir haftalık erzakla bizi bekliyorlar.
Sırada belirleyici savaş var. Oraya gidecek ve geri dönecek kadar erzak aldık. Birliklere çok yüklenirsek hızımızı kaybederiz.
Hareket kabiliyeti her şey, yenilirsek, kaçabilmeliyiz.
Hazırlıkların iki gün alacağını düşünüyordum ama şimdiden hazır olduklarından, erken hazırlandık.
Yani, 5 gün dedim de erken varmamızda bir sıkıntı olmamalı.

[Düşman Ork Lordu! İleri!]

Diye basit bir şekilde haykırdım.
Kaybedersek onu o zaman düşünürüz. Kaderin el verdiği bir şekilde hareket ediyoruz.
Hedef ne kadar basitse o kadar iyi.
Benim haykırışıma birliklerde bir savaş çığlığı ile cevap verdi.
Düşmanların kalplerini parçalayabilecek bir haykırış Ormanı doldurdu.
Kurt binici Goblinler ana birlik.
Aralarında yeni üyelerin olmasına rağmen Fırtına Diş Kurtlarına binenler elitler.
Moral yüksek.
Ve onların ruh hallerini de görünce endişelerim akıp gitti.
Kazanacağız.

Bundan çok zevk almak büyük olasılıkla kötü bir şey ancak savaşa kaybetmeyi düşünerek gitmek hiç iyi olmaz.
Bataklıklara doğru, savaşa doğru… Ve yolculuğa başladık.

 

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

9 thoughts on “035. Savaş Hazırlıkları

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s