033. Görüşme

033. Görüşme
002. Ormandaki Kargaşa

.
.
.
.

Kertenkele Adamların Lideri savaş durumunun raporunu alınca kafa salladı.
Souei ile görüşeli dört gün olmuştu.
Yarın desek kuvvetler gelecekti. Şimdiye kadar fazla kayıp vermeden dayanmayı başarmışlardı ve büyük olasılıkla güneşin doğuşunu bir kere daha görebileceklerdi.
Orkların saldırıları aşırı şiddetlenmişti.
Sayılarına bağlı olarak labirentti dolup taşırmışlardı. Orklar labirentten çok fazla etkilenmemişlerdi ve akın ederek ilerlemeye devam etmişlerdi.
Geçiş noktalarına tuzaklar kurarak sayılarını az bir şey olsa da azaltmayı başarmışlardı.
Labirent sayesinde Kertenkele Adamlar aşırı kayıplardan kaçınmıştı.
Labirent birden fazla kıvrımlara sahipti ve zamanı geldiğinde kaçış için kullanılan tahliye noktaları hala kullanılabilirliğini kaybetmemişti.
Orklarla en fazla savaşan bölükleri sık sık değiştiriyorlardı ve savaşan gruplara hızlı bir şekilde destek sağlıyorlardı.
Bu savaş kendi komutası altında gerçekleştiğinden kendini kibrine kaptırmıyordu.
Destek kuvvet geleceğinden, hala bir umut olduğundan, herkes bir şekilde dayanıyordu.
Aslında Orklarla kapışanlar güçleri nedeniyle şaşırmışlardı.
Bu Orklar normalden çok daha güçlülerdi.
Şimdi tek bir Ork üç Kertenkele Adama baş tutabiliyordu.
Bu tabi ki Ork Lordunun emri yüzündendi.
Lider, yaralananların hemen geri çekilmesini tembihlemişti. Sonuçta bir yara ölüme sebebiyet verirse bu sadece Ork ordusunu daha da güçlendirirdi.
Dikkatlice ve şimdiye kadar bir hata olmadan koruma hattını savunmuşlardı.
Ve sadece bir gün kalmıştı.
Destek kuvvetler geldiğinde büyük olasılıkla araziyi Orklara karşı kullanarak onları yerle bir edeceklerdi.
En azından en önemli noktaları koruyan birlikleri değiştirebileceklerdi.
Bu şekilde istekli düşüncelerini bitirdiğinde Lider az bir şey rahatlayabilmişti.
İşte o zaman geldi,
Gabil’ in geri döndüğü haberi…

.

Gabil kızgındı.
Bu da ne! Gururlu Kertenkele Adamlar sanki domuzalar gibi deliklerde saklanıyordu! Öfkeden kör olacaktı.
Ancak, yakında her şey iyi olacaktı. O geri dönmüştü ve bir Kertenkele Adamın olması gerektiği gibi gururuyla savaşacaktı.
Bu düşünceyle Lider’ e doğru yaklaştı.

[Aferin, Gabil. Goblinlerin desteğini aldığını sanıyorum?]

[Evet! 7.000 savaşçı tarafımıza katıldı.]

[Öyle mi… bunula birlikte bir şekilde halledebileceğiz.]

[O zaman, düşmana hemen saldıralım!]

Lider’ e raporunu sunduktan sonra kendisini savaş için hazırladı.
Döndüğüne göre Orkların bencil hareketlerine izin veremezdi. Kesin Lider de onun geri dönmesini bekliyordu.
Ancak,

[Hmm? Hayır, daha zamanı değil. Sen burada değilken bir ittifak teklif edildi. Yarın burada olacaklar. Ve o zaman bir strateji görüşmesinin ardından Orklara karşı saldıracağız!]

Beklenmedik bir şekilde Lider düşünülmesi zor bu kelimeleri söylemişti.
“Ne? Beni beklemiyor muydu?”
Bu düşünce Gabil’ i hoşnut etmedi ki bu ruh halini daha da kötüleştirdi.
Ezik Orklara karşı bilinmedik bir güce bel bağlamak…

[Lider, eğer beni yollarsan onları hızlı bir şekilde param parça edeceğim. Bana gitmemi emret!]

Kızgınlığı büyürken bunu düşmanlardan çıkarmayı düşünüyordu. Ancak,

[Hayır. Yarın savaşacağız! Yorgun olmalısın, bu yüzden git dinlen.]

Tamamen yok sayıldı.
Gabil’ in kafası sinirden düşünemez oldu. Onu tamamen yok sayarak yabancılara bel bağlamak! Affedilemez.

[Lider, hayır, Baba! Bu salaklığa son ver! Bunadın herhâlde, gerçeği göremiyorsun.]

[Bu da ne? Gabil, ne planlıyorsun!]

Şimdiye kadar Babasına olan saygısı yüzünden kendini dizginliyordu.
Aslında, onun takdir edilecek bir sürü niteliği vardı. (TL: Göremiyorum)
Bu yüzden Gabil itaatkârdı.
Ancak, Gabil’ i haklı bulmayı reddetmişti ve bu Gabil’ in affedebileceği bir şey değildi.
Zamanı gelmişti, işte sadece bu.
Bir kere kafa salladıktan sonra, elemanlarını verdiği sinyal ile yolladı.

[Baba, zamanın artık sonuna geldi. Şimdiden itibaren Kertenkele Adamların yeni Lideri benim!]

Gabil haykırarak bildirdi.
Bildirisiyle birlikte Goblinler Lider’ in odasına sesli bir şekilde girdi.
Taş mızraklarla donanmış bir şekilde Lider’ i ve gardiyanlarını çevrelediler.
Gabil’ in elemanları, elle seçilmiş elitleri, Goblinlerin arkasında kendilerini hazırladılar.

[Gabil bunu anlamı ne?!]

Durumu anlayamaz bir şekilde Lider panik içerisinde bir ses çıkardı. Ne kadar beklenmedik.
Ancak bu sadece Gabil’ in üstünlük kompleksini tatmin etti.

[Baba, şimdiye kadar iyi iş çıkardın! Gerisini bana bırak ve emekliliğinin tadını çıkar!]

Elemanları gardiyanlarının silahlarına el koydular.
Ve sonra Gabil Lider’in, hayır, Babasının mızrağını eline aldı. Mızrak, Su Girdabı Mızrağı diye adlandırılan büyülü bir eşya idi ve Kertenkele Adamların sembolüydü.
Dolup taşan bir büyü gücüne sahipti. En güçlü Kertenkele Adam tarafından kullanılan bir mızrak, Gabil’ e en yakışır silahtı.
Babasına ve gardiyanlarına bakarak,

[Gerisini bana bırak! Savaş bitene kadar hapsedileceksiniz, ama buna dayanın, tamam mı?]

Diye konuştu.

[Bekle, Gabil! Bu bencilliğe son ver! En azından yarına kadar bekle!!!]

Babasının yakarışlarına aldırmadan,

[Ne kadar rahatsız edici. Götürün onu!]

Diye emretti.

Tabi ki onu öldürtmek gibi bir niyeti yoktu. Yolundan çekilmesine ihtiyacı vardı.
Gabil kişisel olarak Lider’i yenmeliydi.
Tabi ki bütün Kertenkele Adamların başında duran yeni bir kahraman olarak buna ihtiyacı yoktu.
Kesinlikle o zaman babası onun gücünü tanıyacak ve övgüyle söz edecekti.
Sırf bu düşünce onu memnun etti.
Yeni Lider, Goblinlerini de yanına alarak Kertenkele Adamların kontrolünü eline almak için hareket etti. Yakında Liderliğe el koymasını duyacaklardı zaten.
Ve onu kabul ettikten sonra savaşmaya gideceklerdi.
Gabil yenilgi olgusunu düşünemiyordu.
Babasının uyarısı onun üzerinde tamamen harcanmıştı.
Başından beri Gabil’ in takipçileri onu destekliyordu, oyunun başlangıç sahnesinin oynanmasını istiyorlardı.
Hapishanede buldukları Kertenkele Adamlar da aynı düşüncelere sahipti.
Övgüleri arasında sarhoş olan Gabil tahtta oturmaktan zevk aldı.
Zamanı en sonunda gelmişti.
Ork işgali gibi önemsiz şeyleri tamamen yok saymıştı.

.

.

Bu nasıl olab…
Lider pişmanlık içerisinde acı çekiyordu.
Bu kadar aceleci olma! Diye bir sürü kez söylemişti ona. Ve işte kendini içinde bulduğu durum ortadaydı.
Hemcinsleri üzerindeki gücünden-kontrolünden emindi.
Ama kendi oğlu tarafından ihanete uğraması…
Bu çok kötüydü.
Eğer bu böyle devam ederse, Kertenkele Adamlar beklemeden saldırıya başlayacak ve kesinlikle katledileceklerdi.
Kararını verdikten sonra, Gardiyanların Yüzbaşısına baktı.
Oğullarından biriydi, Gabil’ in abisi.
Gardiyanların Yüzbaşısı, Lider’ in sinyalini fark etti ve kafa salladı.

[Git!]

Lider’ in bu kelimeyi haykırmasıyla Gardiyanların Yüzbaşısı onu yerinde tutan kısıtlamandan ayrılarak koşmaya başladı.
Müttefiklerinin durumu öğrenmesini sağlamak zorundaydılar.
Elçi, Souei aura’ sını saklamıyordu.
Yani, kesin labirentten çıktıktan sonra nereye gideceğini bilecekti.
Bu anlık olasılığa inanarak, Lider oğlunu yolladı.
Gabil’ in elemanlarını yakalamayı düşünmüştü.
Ancak hemcinslerine zarar vermeye kalbi yetmediğinden kaçmaya karar verdi.
Lider, sorumluluğu almayı düşündüğünden hapishanede kaldı.
Ve oğlunun güvenli bir şekilde varabilmesi için dua etti.
Sadece 5 gün.
Bu sözü tutamamıştı ve şimdi başarısızlığı içerisinde acı çekiyordu.
Ve başarısızlığının müttefiklerinin onu terk etmesi ile sonuçlanmamasını umut ediyordu.
Kesin bir değerleri olduğundan bir ittifak önerilmişti onlara. Belki şimdi bu az olan değerlerini de kaybetmişlerdi.
Gabil kendini tanıtmak ve ispatlamak ile meşguldü herhalde.
Durum buysa kimse tünellerdeki birlikleri desteklemek için gönderilmeyecekti.
Destek olmadan Orklar zamanla güçlenecek ve en sonunda koruma birlikleri aşılacaktı.
Labirentin merkezinde topladığımız kadın ve siviller o zaman korumasız kalacaktı.
Eğer bu olursa… Ama üzülmek bunu sonlandırmayacaktı.
Onları sonuna kadar koruyacağız.
Bu Lider’ in kararıydı.
Az bir şey daha bile olsa zaman kazanmak. Bu yapabileceği tek şeydi.

 

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

 

Ek Hikâye

Geniş bir toplantı odası,
Muhtemelen bir servet değerinde Maun-Ihlamur ağacından yapılma bir masa odanın merkezinde kendisini gösteriyordu.
10 kişi ve üzerinin aynı anda kullanabileceği gerçek anlamda yuvarlak bir masaydı.
Şu andaki sandalye sayısı: 12 idi. En hoş ve görkemli el işçiliğini sollayan, bir kraliyet ailesinin bile zor eline geçirebileceği bir sanat eseriydi.
Kumaş işçilerinin on yılına mal olmuş bir halı yerde kendini sergiliyordu.
Muhteşem bir resim kelimelere sığamayacak bir yetenekle bahşedilmiş bir ressam tarafından bir manzarayı yakalamış ve duvarda asılı duruyordu.
Oda içerisindeki herhangi bir nesne hangi aristokrat olursa olsun on yıllık gelirini gerektirir seviyede idi.
Ve odanın girişinde,
Tek bir adam, bir palyaço gibi giyinmiş, odaya girmekten çekiniyordu.
Ve boş gibi görünen odaya,

[Meşgul programlarınızdan zaman ayırarak geldiğiniz için sizlere şükranlarımı sunuyorum!]

Saygılı bir şekilde merhabasını iletti.
Dikkatli bir şekilde sanki içerideki şahısların ilgisini kaybetmemeleri için.
Bu günün misafirleri, hiç kızdırmak istemeyeceğiniz yüce-mutlak benliklerdi.
Sanki bir hiçlikten ortaya çıkmış gibi bir adamın gölgesi sandalyede belirdi.
Belirleyici özellikleri olmayan silinik bir gölge.

[Bu gün bizi nasıl bir plan ile eğlendirmeyi düşünüyorsun? Bunlar artık bizi sıktı farkında değil misin?]

Bir kadın cevap verdi.
Biraz önce boş olan oda şimdi birkaç aura barındırıyordu.

[Guhahahaha. Endişelenmeyin, yakın bir zamanda gerçekleşecek, değil mi? Yeni “Maou” nun trajik ortaya çıkışı?] (TL: Maou = İblis Lordu)

[Hey bunu söyleme. Jura Ormanı’ nın hükümdarı ortadan kayboldu. Yeni bir kimse gerekli, haklı değil miyim?]

[O zaman, orayı kendimiz adına el koysak?]

[Hmph. Senin gibiler yüzünden saldırmazlık anlaşması-paktı geçersiz sayılabilir!]

[Kapa çeneni! Biliyorum.]

Ve bunun gibi başka egoisttik konuşmalar oda içerisinde dönüyordu.
Girişteki palyaço onların yüce benliği yüzünden terden sırılsıklam olmuştu ve buna rağmen onu silemiyordu.
Çünkü o bir iblisti, terlemiyordu aslında.
O, İblis Gelmudo, sadece onlar için hazırladığı sahneyi onlara açıklamak istiyordu.

[Pekala, o zaman, beyler ve bayanlar! Size oyunu açıklamayı düşünüyorum eğer bu izni bana bahşederseniz?]

Korku içerisinde seslendi.
Gürültülü konuşma birden bire durdu ve bütün gözler Gelmudo üzerinde toplandı,
Bir kelime bile söylemeden onu kışkırtarak.
Onlardan daha az rütbeye sahip Gelmudo tarafından bölünmeleri onları sinirlendirmiş miydi?
Endişe kalbinde yayılmaya başladı. Eğer ki onların hoşnutsuzluğunu ortaya çıkarırsa Gelmudo gibi biri göz açıp kapayana kadar ortadan yok olabilirdi…
Endişelerinin tersine,

[Başla hadi! Sıkıntıdan patlayacağımı söylememiş miydim?]

İzin verdiler.
Rahatlayarak, açıklamasına başladı.
Ormanın içerisine kargaşa tohumları ekmişti. Bazıları filiz verememişti ancak avuç avuç verenler de mevcuttu.
Ogreler ve Treantlar (Ağaç Devler) arasına da birkaç tohum ekmek istemişti ama onlar geri çevirmiş gibi gözüküyordu.
Kontrol ettiği benlikler hala yeterli güce sahip değildi.
Ancak onun tarafından isim almayı reddedenlere – Ogrelere – hükmünü giydirmişti.
Yani genel olarak sonuçlardan memnundu.

[Şimdi, bu trajediye perde açalım! Irkların birliğine karşı Ork Lordu! Ayakta kalan yeni “Maou” olarak adlandırılsın!!!]

Evet.
Bu yeni bir “Maou” yaratmak için planlanmıştı. Bu görev Gelmudo’ ya bırakılmıştı.
Bu emir onu aşırı mutlu etmişti. Eğer bunu iyi bir şekilde halledebilirse yeni “Maou”’ yu kendi kişisel kullanımı için ele geçirebilirdi.
Bunu başarmak için çalıştı.
Şimdiye kadar, 300 yıldır, ırklar arasında bir savaş planlıyordu.
Ancak, Veldora’ nın ortadan kayboluşu planların rotadan çıkmasına neden olmuştu.
Bu yüzden Kertenkele Adamlardan, Goblinlerden ve benzer ırklardan isimli olarak doğan canavarlar arasındaki savaştan vaz geçmişti.
Bunun yerine Ork Lordunu kullanmaya karar verdi. Bu planın bir parçası değildi ama yine de iyi bir şekilde kullanabileceği bir şeydi.
Onun emirlerine itaat eden bir Ork Lordu.
Bu oyun başından beri hileliydi ama bunun hakkında şimdi yapabileceği bir şey yoktu.
Goblin ve Kertenkele Adamları parçalara ayırdıktan sonra Ork Lordu yeni “Maou” olacaktı.
O gereksiz Ogrelerden de kurtulmuştu.
Şimdi endişelenecek bir şey yoktu. Orklar, Treantların arazisine girmedikçe tabi.
Her şey plana göre gidiyor!
Şimdiye kadar onu kontrol etmiş bir çok “Maou”’ dan korkuyordu ama en sonunda bunu tersine döndürebilecek bir fırsat eline geçmişti.
Yakında bir “Maou”’ yu kontrol edebilecekti! Emrine sadık yeni doğan bir tanesini.
Heyecanını saklayarak Gelmudo açıklamasına devam etti…

Önünde diz üstüne çökecek Ork Lordunu şimdiden görebiliyordu.
Arzusu yakın bir zamanda gerçeğe dönüşecekti.
İçten bir şekilde buna inandı…

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

8 thoughts on “033. Görüşme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s