028. Görev Dağıtımı

028. Görev Dağıtımı

002. Ormandaki Kargaşa

.

.

.

Yeni arkadaşlar edinmek iyi de herkes birbiriyle anlaşabilecek mi?
Bunun gibi bir endişeye kapıldım ama çabucak kayboldu.
Ogreler Oni’ ye evrim geçirdi.
Atalarına yaklaştıkça belki daha değişik özel yetenekler kazanırlar.
A sınıfı üstü olduklarını söylediğimi biliyorum ama güçleri sabitleştiğinde A- ye düşebilirler.
Öyle olsa bile açıkça baya güçlü oldular.

Belki de bir kavga da fiziksel güçtense özel yetenekler yenmek için gereken anahtar olabilir.
Ben, kendim Ifrit’ i özel yeteneklerle alt ettim.
Yani kabullenmeliyim, vücutlarında nasıl özel yetenekler barındırdıklarını öğrenmeye ilgim var.

Aynı zamanda evrim geçirdiklerinden eski kıyafetleri artık onlara olmuyor.
Vücutları küçüldüğünden (Goblinlerden hala büyüklar de) kıyafetlerin bedeni fazla büyük.
Zırhları zarar almış bir durumda, silahları da çatlamış ve kullanılmaz halde.
Savaşa alanından kaçan askerler gibi giyinmişlerdi ve giyim zevkleri ilgimi çektiğinden sormadan edemedim,

[Evet! Aşağı yukarı 400 yıl önce genç bir oğlan yolunu şaşırarak köyümüze geldi. Köylüler ona şüphe ile yaklaştılar ama Köyün Şefi onu sıcak bir şekilde karşıladı. O sıralar da alçak sınıfa olan bir ejderha da tozu dumana katıyordu. (Misafirperverlik için) Teşekkürlerini sunduktan sonra genç oğlan ejderi alt etti. Köylüler ismini nesilden nesle aktardılar ve bize kadar başarıları ulaştı. Onun giydiklerini taklit etmeye çalıştık ve o zamandan beri de bu şekilde giyiniyoruz.]

Ve işte durum böyle.
Giydiklerini başarılı bir şekilde taklit mi ettiler?

[Giydiklerini siz mi taklit ederek ürettiniz?]

[Dediğiniz gibi. Genç oğlan bize değişik teknikler öğretti ve deneme yanılma yöntemi ile onları öğrendik. Kurobee, mesela bir demirci ve kılıçlar üzerinde ustadır.]

Oh! Kılıç üretebilecek birinin şimdiden burada olması…
Hemen onu Kaijin ile iliştirelim.
Dün tanıştıkları için konuşmaları çok uzun sürmedi.
Hatta sanki birbirlerini yıllardır tanıyorlarmış gibi yeni silahlar üretmeye başladılar.
Onları işlerine bırakalım.

Dahası bundan daha şaşırtıcı bir şey vardı!
Bu dünyada da ipekten üretme şeyler var.
Şimdiye kadar gördüğüm kıyafetlerin çoğu kenevire benzeyen bir şeyden yapılıyordu. Goblinlerin orijinal kıyafetleri mesela.
Yani aslında kenevir midir bilemem ama ona benziyor.
Konu dışına çıktım, ipek hakkında,
Bu Cehennem Güvesinden– Ogrelerin Köyünün yakınlarında yaşıyor- elde edilen bir şeymiş. Yani daha detaylı olursak onun kozasından.
Eğer larva, Cehennem Güvesine dönüşürse B sınıfı rütbesini alarak etkili bir güce sahip oluyormuş, ancak değişim süresinde tamamen zararsızmış.
Kozalarını arıyor ve topluyormuşsun.
Shuna bu konuda uzman ve hatta İpek Prensesi olarak adlandırılıyormuş.
Onu Garm ve Doldo ile tanıştıralım.
Garm günlük kıyafet ve iç çamaşırı yapımının başında görevli.
Doldo boyama ve daha üst sınıf kılık kıyafetten sorumlu.
Daha bunları üretemiyor olmamıza rağmen onları da yakın gelecekte üretmek için ayarlamalar yapıyoruz.
Kozaların hakkında o işi Goblin Süvarilerine bıraktım, zaten işe el atmışken birkaç larvayı yetiştirmek için yakalayıp köye getirecekler.
İpekböceği yetiştirimi hakkında fazla bir şey bilmediğimden bu herhâlde deneme yanıma yöntemiyle başarıya ulaşacak.
Ancak en sonunda güzel kıyafetlere kavuşacağımızdan bu sıkıntıları çekmek karlı olabilir.
Demir İplik yığıntım hakkında…
“O işi sana bırakıyorum!” Shuna’ ya dedim ve ona teslim ettim.

[Anladım! Sizi gururlandıracağım Rimuru-sama!]

Mutlu bir şekilde yüzü kızarırken cevap verdi.
Şirin. Kendisine güvenilmenin mutluluk verdiği yaşlarda olmalı.
Bir Ogre Prensesi olarak büyük olasılıkla kumaşla hobi çerçevesi içerisinde uğraşmıştır ancak.
Yani az bir şey sorumluluk verilmesi bile onu mutlu ediyor.
Cüce kardeşler de onunla çalışmaktan mutlular.
Sadece lütfen, ona dokunmayın…
Görünüşü ile zıt olarak o kız acayip güçlü!
Büyük olasılıkla poposuna ellemeye çalışırlarsa bir daha güneşin gökyüzünde yükselişini göremezler.
O ikisi sapık olduğundan bu beni endişelendiriyor.
Yani, onlar hakkında endişelenebilmemim tek nedeni libidomun –cinsellik içgüdüsü- olmamasından kaynaklanıyor.
Eğer olsaydı başkalarından önce kendim için endişelenmem gerekecekti.
Çünkü lanet olsun çok tatlı!
Gerçekten bit Oni-hime. (TL: Hime = prenses)
Onunla her flirt edişte yaşamını riske atıyor olursun.

[Shuna-sama. Shuna-sama iş mi buldu? Lütfen merak etmeyin çünkü ben, kendimi Rimiru-sama’ ya adayacağım.]

Shion, Shuna ve benim arama girdi.
Sanki aralarında kıvılcımlar uçuşuyor gibiydi… Yok! Büyük olasılıkla optik bir illüzyon görüyorumdur.

[Ufufufu. Rimiru-sama’ nın ihtiyaçlarıyla ilgilenecek olan ben olacağımdan, bu nasıl olabilir?]

[Lütfen bu şekildeki düşünceleri aklınızdan çıkarın Hime-sama bunun olmasına el veremem! Ben şahsen kendimi tamamen Rimiru-sama’ ya adayacağım!]

*Bachibachibachi* (Kıvılcım efekti)

 

Gördünüz mü? Tamamen barışçıl!
Ve ayrıca birinin bakımına ihtiyacım yok.
Uzun bir zaman tek başıma yaşamış olduğumdan ev işlerini halledebiliyorum.
Yani… Buradan uzaklaşalım.
Bunu yapmak istemiştim…

 

[Rimuru-sama! Ben ve Shion arasında kimi yanınızda isterdiniz?]

Kaçmama izin vermediler.

[Ah, evet, Shuna’ nın dokuma yapması gerekiyor değil mi? Bu yüzden serbest olduğun zaman sana bel bağlayacağım, belki?]

Neye bel bağlayacağım?
Kendi dediğim şeyi anlamıyorum. Shuna ise öte yandan,

p-132

 [Anlaşıldı!! Ben tercih edildim, değil mi!]

 

Ah, evet. Bu doğru. Bu işi bunda bırakalım.
[Evet! Yanımda olman memnun edici!]

 

Gülümsedi ve söylediklerime baş salladı. Şirin.

[Durum bu ise, şimdilik, lütfen Rimuru-sama’ yı bana bırakın, Hime-sama!]

[(Tch.) Lordumuza iyi bak lütfen!]

[(Fufu) Hizmet etmek için yaşıyorum!]

Nedense konuşmaları ağırlaştı.
O anda sanki hava sıcaklığı odada düşmüş gibiydi… Ama büyük olasılıkla bunu hayal etmişimdir.
Hani biliyorsunuzdur yaşadığınız müddetçe “Ah kesinlikle hayal etmişimdir!” diyeceğiniz bir sürü an olur. Bu da onlardan biriydi.

 

.

 

Shion ile birlikte şehrin inşasını kontrol etmek için geziyorduk-göz atıyorduk.
Diğerlerine gelince, acaba geri kalan üçlü ne yapıyor?
Bir süre öncesine kadar bizimle birliktelerdi…

[Hakurou-sama savaş sanatları ustamızdı. Kraliyet Muhafızları arasında en usta kılıç kullanan da oydu, kesin şehrin defansif gereçlerini kontrol ediyordur. Benimaru-sama ve Souei yeteneklerini kontrol etmeye gitmiş gibi gözüküyor. Hem birbirlerine karşı rakipler hem de en iyi arkadaşlar. Fikrimce yeni güçlerini test etmeyi arzuluyorlar.]

Anladım.
Kesinlikle, ben bile yeteneklerini kontrol etmenin ne kadar önemli olduğunu anlıyorum.
Ve Hakurou da bir kılıç ustası ha. Bana kılıcı öğretmesini ondan istemeliyim.
Ama eğer köyü-şehri kontrol ediyorsa benimle birlikte çalışması biraz beklemek zorunda.
Kurobee ve gerisi de kılıç ve zırh yapımıyla meşguller, yani iyi olmalılar. Ama gerçekten bir kılıcı elime geçirene kadar bekleyemiyorum.
Goblin Ordusunu ellerinde kılıçlarla gerçekten hayal etmek istiyorum.
Ancak gerçek bir kapışmada, mızrak daha iyi bir seçim olur.

Benimaru ve Souei’ yi aramaya gittik.
Daha doğrusu iki büyük aura’nın bir biriyle çarpıştığı alana gittik. Mağaranın doğrultusunda.
Bir mangada görebileceğiniz bir kapışmaydı.
Kırmızı ve mavi renkli auralar iç içe geçerek birbiri üzerinde hâkimiyet kurmak için çarpışıyordu.
Yer yerinden oynuyordu? Kapışmaları bu kadar kuvvetli hissettirdi.
Gözlerime inanamadım. Yani bunlar Oni denen canvarlar…!
Zırhları yumruklarının ilettiği ağır darbeler altında çatlıyordu. Evvela onları koruyamazdı da.
Kılıçları kırıldı ama çıplak ellerle -karateye benzer- kapışmaya devam ettiler. Bu kesinlikle amatörlerin kapışması değildi.
…Um… Ogre’ydi deme bunlar?
Hareketleri o kadar pürüzsüzdü ki sormak istedim.

[Genç Efendiden beklenildiği gibi. Souei’ de mükemmel. Bizim savaş sanatımızda çıplak elle-silahsız savaşmak kılıç ustalığının temeli olarak sayılıyor.]

Dedi Shion. Kılıç vücudun uzantısı: bu yüzden önceliler vücudu kullanmada ustalaşmalı…
Bu kelimler ejderi alt eden genç oğlandan bırakılmış ve köyde yeni nesile aktarılmış.
Savaş sanatlarında usta olan Ogreler –eğer maceracılar onlarla karşılaşırsa… Acaba kaç tane talihsiz maceracı karşılaştı ve bahtsız kadere boyun eğdi.
Onlara geçmiş olsunlarımızı sunalım.

Beni fark edince, ikisi hemen kapışmalarına son verdi ve yanıma geldi.
İkisinde de bir yara yoktu.
Aksine sanki kovalamaca oynuyorlardı.

[Rimuru-sama, size bu müthiş gücü bahşettiğiniz için en içiten teşekkürlerimi sunuyorum!]

[Bu güçle birlikte Orkları sizin adınıza bir kan denizine çevireceğim!]

Evet. Bunu çok beklediğimi de söyleyemem ama…

[Ümit veren sözler bunlar! O zaman sizi işinize bırakıyorum. Yani, Goblinlerin daha çok bilgi toplaması lazım da…]

[Keşif iyi gitmiyor mu?]

[Hayır, Goblinler mükemmel ama çok fazla yakına gitmenin sunduğu riskler yüzünden dikkatli davranıyorlar.]

Evet. Bilgi toplamaları için izcileri yolladım. Ancak bazı Orkların özellikle dikkatli olabileceğinden onlara yerlerini belirtici hareketleri yasakladım.
Açıklamamı duyan Souei,

[Rimuru-sama eğer durum bu ise ben de keşfe katılayım. Emredin!]

Görünüşe göre casusluk yeteneklerine güveniyor.
Belki de şimdi evrim geçirdiğinden, güçlü Oni Souei Goblinlerden daha iyi bilgi toplayabilir.
Tersine sakin kafalı birine benzediği için düşüncesiz bir şekilde hareket etmez.
Belki bu işi ona emanet edebilirim.

[Bu işi sana emanet edebilir miyim?]

[Kesinlikle! Anlaşıldı ve itaat edeceğim!]

Cevap verdiği anda benliği görüş alanımdan yok oldu.
Gölge Yürüyüşü.
Anlıyorum, görünüşe göre müthiş bir yetenek elde etmiş.
Biraz çaba ile ben de bunu elde edebilmeliyim. Anlaşılan çalışmam gereken başka bir şey daha var.

[Arkadaşını kullandığım için kusuruma bakma…]

[Bu hiç sıkıntı değil. Bize bahşettiğiniz güç ile size sonuçlarını göstermeliyiz!]

[Anlıyorum… Orklar sonunda sizin can düşmanınız. Onlarla savaşacağımız gün gelecek; o zamana öfkeni sakla!]

[Tabi ki. Eğer yapabileceğim bir şey varsa lütfen bana emredin. Sizin elleriniz ve ayaklarınız olmak için varım-yaşıyorum!]

[…Öyle mi. Sözlerin endişelerimi hafifletiyor! Bu arada Goblinleri becerikli buldun mu?]

[Evet buldum. Burada bir ülke kurmaktan bahsetmiştiniz değil mi? Rimuru-sama bizim Kralımız olarak, Rigurdo da Başbakan olarak. Politika hakkında korkarım çok fazla bir şey bilmiyorum ama lütfen askeri konuları bana bırakın.]

Muhabbet ederken,

[Ho ho ho. Genç Efendi, beni emekliye ayırmayı mı düşünüyorsunuz? Ancak eğer Rimuru-sama içinse bu yaşlı bedeni seve seve işe vuracağım!]

Gibi sözlerle Hakurou konuşmaya katıldı.
Benliğini hiç fark etmedim. Ne de vücut ısısını.

Oi oi

Şimdi bana saldırmış olsaydı hiçbir şeyden haberim olmadan vurulmuş olurdum…
İşte usta dedikleri şey…!
Daha iyi bir zamanda ve ya belki de insan olarak doğmuş olsaydı ona Kılıç Azizi gibi bir lakap takabilirlerdi.
İsimsiz, dünyaya hiç açılmamış bu dede (ogre) sessiz bir şekilde kılıç yeteneklerini parlatmış.
Neden aralarında en güçlü olduğunu anlayabiliyorum.

[Benimaru… Sen Hakurou-san’ dan daha mı güçlüsün?]

[Fu. Rimuru-sama şakalarınız beni utandırıcı pozisyonlara sokuyor. Bu yaşlı demir baş, ya da, Hakurou Kraliyet Muhafızlarında en güçlü savaşçı. Babamı bile geçti. Ve ayrıca o bir melez, genç insan savaşçının kanı onun damarlarında akıyor.]

[Dediği gibi. Atam kılıç ustası Araki Byakuya’ dan başka biri değildir!]

Japon ha.
Katana çağından gelmiş herhâlde. (TL: Kılıcın silahtan üstün olduğu zamanlar.)

[Anlıyorum, o zaman, sen bir samurai’ sın değil mi?]

İlgisizce söylenen tek bir kelime neden oldu.
Büyülü enerji Hakurou’ nun bedeninden çıktı ve çevresiyle birleştikten sonra tekrar yapılandı.
Vücudundaki büyü enerjisi değişmedi ama kalitesi değişti.
Bunu unutmuştum. Sınıf değiştirmeden kaynaklanan evrim ha.
Orta yaşlı bir Oni ama onun ruhuna sanki hayat üflemişim… Şimdi hayatının en dinç anlarına geri dönmüş bir şekilde karşımda.
Yani, kendisi de vücudunun değişimine şaşırmış durumda. Ah bir daha yaptım.
Ağzımdan çıkan tek bir kelimenin buna neden olması.
Bedeni büyü enerjisine alışırken samurai sınıfını uygun görmüş gibi.
Benden güçlü olmasın diye dua ediyorum.

[Aferin. Bugünden itibaren sen bir samurai’ sın. Samurai’lar sadakatiyle yaşarlar. Benimaru’ ya iyi hizmet et!]

Diye haykırdım.

[Bir dakika, ben de hep bir sa-mu-ra-i olmak istemişimdir.] (TL: heceleyerek söylüyor)

Benimaru gözleri kararlı bir şekilde bana bakarken bunu dedi.
O, gerçekten basmakalıp bir savaşçı.
Ama bunu şimdi istemek…

[Bunu yapabilirim ama köyünün şefi olamayacaksın, emin misin?]

[Bunun gibi sözleri çok geç söylüyorsunuz! Ben sizin altınızda hizmet etmeye çoktan karar verdim. Size sadakatimi yemin ettim. Bir daha size sadakatimi sunuyorum lütfen beni de samurai’ ınız olarak kabul edin!]

[Ben de bunu sizden istiyorum!]

Shion da ha.
Eğer durum buysa anlaşılan yapabileceğim tek şey tetiği çekmek.

[Anlıyorum. Bu andan itibaren birer samurai’ sınız! Benim için yaşayın!]

Bunu geçen gün de demiş gibi hissediyorum… ne kadar utandırıcı.
Ama bunlar yok mu…

[[[Emrettiğiniz gibi!!! Bütün hayatımızı size sunuyoruz!!!]]]

Bir anlık bir utanma bile olmadan kendilerini bana sundular-yemin ettiler.

Bu arada Kurobee’ ye Demirci mesleğini verdim ve Shuna’ ya da Tapınak Miko’ su sınıfını verdim. (TL: Miko = shaman vari, kız hali gibi)
Ama Kurobee… Gücü azalmış olmasına rağmen kılıç yapımında dehşete düşüren bir yetenek gösterdi.
Ondan benim için bir kılıç yapmasını istemeliyim yakın bir zamanda.
Shuna doğduğundan beri kara büyü kullanabiliyormuş ama Tapınak Miko’ su olması ona gizli yetenekler kazandırmış.
Büyünün aksine başkalarına öğretebileceği bir şey değilmiş.
Ancak eğer çok yararlı bir yetenek elde ederse bunu analiz etmeyi isteyeceğim.
Başkalarına öğretememesi önemli değil, sonuçta bende [Avcı] var!!!
Öğrendiği anda hemen ben de öğreneceğim
Fufufu. Gölge yürüyüşüne sahip olan içinse ona ne uyacağını çok iyi biliyorum
Aynen! Her çocuğun favorisi… Ninja!
Eğer söz konusu o ise büyük olasılıkla kafaları uçuran kritik darbeler vurabilir.
Aslında… Bunu Hakurou çoktan yapabiliyor… Korkutucu.
Sadece yanında insan halimde durmam kafamın boynumun üzerinden ayrılmasını hayal etmeme neden oluyor… Ne kadar endişe verici.
Güçlerini daha iyi düşünmeliyim.
Güçlendiklerine göre kendimi de geliştirici şeyler düşünmeliyim.
Yeteneklere sonsuza kadar güvenemem.
Gelecek kapışmaya kadar öğreneceğim-hazırlanmam gereken çok şey var!

Ondan sonra birden bire oldu. Neye hazırlanmam gerekeni gösteren şey…

☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽☾☽

 

12 thoughts on “028. Görev Dağıtımı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s