013. Cüce Krallığına Yolculuk

013. Cüce Krallığına Yolculuk

01. Güçlenme Bölümü

.

.

.

Rigurdo’ nun da söylediği gibi hazırlıklar öğleden önce bitti.
İkamet edecek grubu belirlemek kolay olmadı.
Rigurdo’ nun oğlu Rigur ilk beş seçenek arasındaydı. Tabiki Ranga bana eşlik ediyordu.
Oh oh! Rigur’ u yönetici amir mi yapsam?
Biraz tedirgindim ama kendisi bu görevi kabul etti.
Rigurdo’ da gençliğindeki gücünü geri kazanmış durumda, belki ben fazla endişeleniyorum.
Bavulları aldıktan sonra, Ranga beni sırtına yerleştirdi.

*Boyoyooon!* Kürkü arasına gömüldüm.

Çevreleyen kürk beni sabitlemiş gibi olsa da [Yapışkan İplik]’ i kullanma gereksinimi hissettim.
Böyle zamanlarda kollarımın ve becaklarımın olmamasından pişman oluyorum ama büyük olsaılıkla yeteneklerimle bu durumun üstesinden gelebilirim.
Gizlice ipliği yönetmeyi öğrenmeye çalışıyordum.
Bir düşmanı sadece ağla yenmek! Bu her erkeğin rüyası değil mi? (TL Japonlar farklı heralde…)
Bu teknikleri kesin olarak öğrenebilecek miyim emin değilim ama denemeye devam edeceğim.
Bunların haricinde, bavullarda para ve yemek var.
Üç gün yetecek erzak.
Eğer yolculuk beklenenden uzun sürerse, yol üzerinde avlanmaktı yaptığım plan.
Yani sonuçta sayılamayacak kadarını bedenimde taşıyabilirdim…
Onları fazla şımartmayalım.
Yemek yeme ihtiyacımın da olmamasından böyle karar aldım.
Para olarak 7 gümüş ve 24 bronz bozukluk aldım (TL sikke, madeni para.)
Bu tabiki az bir miktar.
Fazla beklentim de yoktu zaten.
Eğer yetmezse… onu o zaman düşüneceğim.
O zaman yol alma zamanı!
Goblinlerin seyahat hızıyla Cüce Krallığı’ na bu yolculuk iki ay sürüyormuş.
“Ormanın içinden geniş Ameld Irmağı akıyor.
Onun ötesinde bir grup sıra dağ kendini ortaya çıkarıyor.
Ve bu dağların ortasında Cüce Krallığı’ nı bulacaksınız” dedier.
Doğudaki İmparatorluk haricinde Jura Ormanı bir sürü ülke tarafından çevreleniyor.
Ancak hiçbir ülkeye sınırı olmayan Canaat Sıra Dağları tam ortada.
Bu nedenle sadece üç yol mevcut.
Bir tanesi Jura Oramanı’ nın içersinden geçiyor.
Diğer, daha zor olanı, dağlar üzerinde.
En sonuncusu ise bir deniz yolu.
Şu zamanda Jura Ormanı içersinden geçen yol en hızlı ve güvenli olanı ancak nedense en az tercih edilen yol bu – genellikle tercih edilmiyor.
Ve zor olan dağ yolu ana yol durumunda.
Deniz yolu ise hem pahalı hem de deniz içerisindeki canavarlar nedeniyle tercih edilmemekte, denizciler uzak duruyor be nedenle en az kullanılan yol bu.
Şimdilik İmparatorlukla bir işimiz yok.
Bu sebeple doğuya gitmektense kuzeye ilerliyoruz.
Dağlardan aşağı inmememize de gerek yok.
Cüce Krallığı Ameld Irmağı’ na kadar genişlemiş.
Güzel mi güzel şehirleri doğal bir mağaranın içerisine kazılarak yapılmış.
İşte size Cüce Krallığı.
Planlandığı gibi Ameld Irmağı’ndan kuzeye doğru devam ettik.
Irmağı takip etmemiz kaybolmamamızı sağladığı için. Ama yine de işin güvenli kısmında olmak için kafamda bir harita açtım.
Rehberimiz hakkında – daha önce postacı olarak Krallığı ziyaret etmiş olmasından işi ona bıraktım.
Cidden… Siyah kurtlar (Fırtına Diş Kurtları) gerçekten hızlılar! Ve yorulma belirtisi de göstermiyorlar.
Yolculuğa üç saat önce başladık ve daha mola vermedik. Ve 80 kmh ile yol aldıklarını da unutmayalım.
Dengesiz topraklar umurlarında değil ve koşuş şekilleri araba tutmasını da engelliyor!
Bu hızda büyük olasılıkla bir hafta bile sürmeyecek.
Yani acele etmemize gerek yok. Tabi ki kıyafet ve barınma problemlerini olabildikçe hızlı bir şekilde halletmek istiyorum ama biraz zaman alsa da bir sıkıntı oluşturmaz

(Oooooi! Bu kadar kendinizi yomanıza gerek yok!)

Diye seslendim.
Ama nedense daha da hızlandılar.
Önce motorsikletten de hızlı kurtların oluşturduğu rüzgarlar hoşuma gitti ama daha sonra hemen sıkıldım.
Bu hızda konuşamayacağınızı da düşününce daha da… ama benim [Telepatik İletişim]’ im var!
Yolculuğa bir sohbet ile devam etmek iyi olabilir.
İletişim ağlarına bağlandım. (kafalarının içine)
Acaba ne duyacağım…?

(Riguru-kun. Her zaman merak ettim abine kim isim verdi?)

(Ay! Benim gibi biri için kibar konuşmanıza gerek yok! Abimin ismi hakkında, seyahat halinde olan bir iblis ırkı üyesinin ismini verdiğini söylemişti.)

(Oh? Bir iblis bir gobline isim mi verdi?)

(Evet, ancak bu neredeyse on yıl önce gerçekleşti. O zaman küçük bir çocuktum… ama köyde birkaç gün kaldığını ve abimin misafirperverliğinden hoşnut kaldığını söylüyorlar.)

(Heh… İyi bir abiymiş.)

(Evet! Onunla çok gurur duyuyorum. O kadar ki “Bende bir gün İblis Gelmudo-sama’ nın altında çalışmak istiyorum!” diyecek kadar.) (TL: Hikayenin ilerleyen bölümlerinde anlaşılacak.)

(İblis abini yanında götürmedi mi?)

(Evet. Abim daha gençti ama benim de güçlendiği bir zaman geri döneceğine söz vermiş.)

(Öylemi? Şimdi köyü görse şaşırmaz mıydı?)

(Kesinlikle! Ancak ben artık Rimuru-sama’ ya hizmet ediyorum. Ve her ne kadar İblis Lordu’ nun ordusu yüce olsa da artık Gelmudo-sama’ nın yanına katılamam.)

(İblis Lordu’ nun Ordusu mu…? Bunun hakkında bir şeyler duyduğumu zannediyorum. Ama bunu boş ver, ona nasıl inanabiliyorsun?)

(Dediğiniz gibi. Ama bu inanç veya başka bir şey olsun emin değilim. Abim bir isim aldı ama bu seviyeye kadar gelişmemişti. Açıkça evrim derecesi farklı. “Dünyanın Sesi”’ ni hayatımda duyacağım aklıma gelmezdi.)

Çevredeki Hobgoblinler “Aynen!” gibi cevap verdiler.
Acaba gerçekten dediği gibi mi?
Bir isim aldığından evrim geçiriyorsun. Ve evrim isim verenin gücüne bağlı… – paralel.
Deneyecek zamanım olursa bunu deneyeceğim.
İbli Lordu bizi tarafına katmaya gelecek mi?… hangi tarafı desteklesek???
Her halükarda bu dünya da bir “Kahraman” da mevcut eğer birisi bu İblis Lordu ile kapışacaksa bu o olmalı.
Ama 300 dan sonra hala hayatta mıdır iyi bir soru… Büyük olasılıkla birden fazla reenkarne olmuştur şimdiye kadar ve barış içerisinde eğitimini devam ettiriyordur.
Bu konu hakkında kafamda bir not oluşturalım.
Şimdi, diğer sohbet konusu…

(Ranga! Ben babanın baş düşmanı değil miyim? Benim yanımda olmaktan emin misin?)

Diye sordum siyah kurtlara.

(Açıkçası bunun gibi bir düşünce aklımdan hiç geçmedi. Ancak canavarların kaderleri doğal olarak bir kapışmanın sonunda yatıyor. Bu nedenle savaşı göze alarak, kazanan her şeyi alarak adil sayılıyor.
Kaybedenin ise elinde bir şey kalmıyor…
Ve… Sizin tarafınızdan affedilen kulunuz ve dahası bir isim ile bahşedilen ben! Size karşı şükran duyguları haricinde başka hiçbir şey hissetmiyorum!)

(Öylemi… yani eğer intikam almak istersen her zaman gelebilirsin.)

(Fufufu. Evrim geçirdiğimden beri daha net düşünebiliyorum. Ve savaştaki halimdense şimdiki halim çok iyi anlıyor, eğer o savaşta ciddi olsaydınız biz şu an burada olmazdık!
Ve en içten dileğimiz olan, evrim geçirme de bir kumdan kale gibi toz olup yok olurdu.
Bizim sonsuza kadar olan sadakatimiz sadece size!!!)

Gerçekten…
Evet eğer Kara Yılan’ ı taklit etmiş olsaydım önümdeki hayatta olan her şeye son verebiiirdim ancak bunu yapmak istemedim – tercih etmedim.
Ranga beni çok yukarlarda görüyor.
Neyse yani sonuçta benim hakkımda olan yanlış düşünceleri bana zarar veriyor değil.

(Yani anladın… Büyüdün.)

(Bunun gibi bir iltifata layık değilim!)

Bu şekilde konuşma baş sallama ile sona erdi.
Ancak ebeveynini öldürdüm. Bana karşı hiçbir kin gütmemesine inanamam.
Eğer Ranga intikam için gelirse onu açık bir şekilde karşılayacağım.
O zamana kadar daha güçlenmesi gerek.
Şimdi her nasıl bakarsam bakayım en fazla Kara Yılan kadar güçlü.
Ve bu şekilde yolculuğumuza devam ettik.
Canavarlarla uğraşmadan ve ya bir sıkıntı çıkmadan rahat rahat devam ettik.
Her üç saatte bir otuz dakikalık bir mola verdik. Ve on dört saat sonra yedi saat uyku arası.
“Fazla acele etmiyor muyuz?” diye sordum ama…

(Biz iyiyiz! Evrim geçirmemizden bunun gibi şeyler bizi anca yorar!)

Diye cevap verdi Riguru.

(Bizim hakkımızda endişelenmeyim! Sizin kullarınızın uykuya ihtiyacı var ama çok fazlasına da gerek yok!
Dahası sık sık yemek yememize de gerek yok ve yemek yemedik diye güçten de düşmeyiz!)

Diye ekledi Ranga.
Diğerlerine bakınca söylediklerini kanıtladım.
Bu gidişle en az iş yapan ben en fazla yakınan olacağım.
Neyse eğer herkes için bir sıkıntı yoksa bu şekilde ilerlemeye devam edebiliriz.
Günde on iki saat koşacağız… bunlar gerçekten çetinler.
İkinci günün akşamında yemek yerken,

(Bu arada Gobuta, daha ne kadar var?)

Karşınızda Goblin Gobuta!

(Bu değersiz olana sormanızdan mutluyum!!! Lütfen eğer yanlış söylersem beni affedin, ama yarın varmış olacağız! Dağ yakınımızda!)

Benim tarafımdan soru sorulması onu hem biraz tedirgin hem de mutlu etmiş gibi görünüyor.
“Diliniz ısırmadı deme?” işte bu kadar heyecanlıydı.
Ama gerçekten dağın çoğu görülebiliyor.
Dün hiç görülemediğini hesaba eklersek – ne kadar dehşet verici bir sürat ile yolculuk ediyoruz!’
Bu konu hakkında…

(Bu arada, birden bire gelen bir soru olduğunu biliyorum ama neden Cüce Krallığına gittiniz? Arada bir tüccarlar köyü ziyaret etmedi mi?)

Diye sordum.
Rigurdo ‘ ya goblin “ülkesi” hakkında sorarken aynı zamanda Kobold tüccarları hakkında bir şeyler konuşmuştu.
Peki bu iki aylık yolculuğu yapmaya onları ne itti?

(Evet! Büyülü zırh ve silahlar hakkındaydı. Cüceler bu gibi malzemeleri yüksek fiyatlardan almaya meyilli! Biz ekipmanlarla ödeniyorduk… bu yüzden satıcılara geri getirmelerinde yardım ettik!

Ayrıca onlar gibi ekipmanları kullanabilecek gibi de değiliz…)
Anladım.
Yani bazen maceracıların taşıdıkları malzemeleri sattılar.
Ve bu şekilde doğru dürüst ekipmanlar ellerinde kalmadı.
Yine de doğru dürüst fiyat vermeyen Kobold’ lara sattılar.
Evvela goblinler en fazla kaybolmuş acemileri öldürebilirler.
Ellerinde güzel malzemelerin olmasını bekleyemem…
Ama cücelerin goblinlere zırh yapacağını kim düşünebilirdi ki… şaşırtıcı bir şekilde göründüklerinden daha iyi yürekli olabilirler.
Umarım arkadaşça ilerleriz.
Aslında bir ortaklık kuralım!
Bu şekilde,
Yolculuğa başladı8ğımızdan üç gün geçti.
Dağın içine kazınmış güzel şehir.
Doğa tarafından dövülmüş, doğal kale.
Savaşçı (Cengaver) Ülkesi Cüce Krallığı.

.

.

.

Durum
İsim: Rimiru Tempest
Tür: Slime
Kutsal Koruma: Fırtına Hanedanlığı
Unvan: Canavarları Kontrol Eden (Kimse)
Büyü: Yok
Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime Türüne Ait Yetenekler [Özümseme, Absorbe, Yeniden Yapılandırma], Ekstra Yetenek [Su Kontrolü], Ekstra Yetenek [Büyü Algısı], Elde Edilmiş Yetenekler: Kara Yılan [Isı Tespiti, Zehirli Pus Nefesi], Kırkayak [Felç Edici Nefes], Örümcek [Yapışkan İplik , Demir İplik], Yarasa [Ultrason Dalgaları], Kertenkele [Savaş Zırhı], Kurt [Üstün Koku Duyusu, Telepatik İletişim, Baskı]
Rezistanslar (Dayanıklılık): Termal Dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Saldırı Rezistansı, Acı Rezistansı, Elektrik Rezistansı, Felç Rezistansı.

5 thoughts on “013. Cüce Krallığına Yolculuk

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s