010. Goblin Köyünde Savaş

010. Goblin Köyünde Savaş

01. Güçlenme Bölümü

 

Keskin Diş Kurt ailesi.
Doğu platolarının tartışılmaz yöneticileri.
Doğu İmparatorluğu ve Ulu Jura Ormanına sınırı olan bir sürü ülkenin baş ağrıları.
Her biri C sınıfı canavar ve dikkatsiz bir maceracıyı kolayca indirebilirler.
Ancak, genellikle grup oldukları zaman tehlikeliler.
Bir araya geldikleri zaman, tek bir benlik gibi hareket ederler, organize saldırılarda fazlasıyla başarılar.
Ve bir grupken… Genellikle B sınıfına yükseltilirler.
Doğu platoları İmparatorluğun buğday tarlalarının dibinde yer almakta.
İmparatorluğun öncelikli yemek deposu özelliğinde olan bu yer sanki ele geçirilemez bir kale.
Bu yüzden buranın defansif ağından geçmek, ne kadar zeki, çevik ve pes etmez olsalarda Keskin Diş Kurtları için bile çok zor.
Dahası, bu desansif ağı geçseler bile bu sadece İmparatorluğun gazabını üzerlerine çekmelerini sağlarlar ve bu onların soylarının tükenmesine neden olur.
Grup lideri bu kadarını kolayca anlamıştı.
On yıllar süren ilerlermelerinde ve devamlı genişleyen İmparatorluktan bu mezup* olasılık onlara kolay bir şekilde işlenmişti.
Küçük çaplı esnaflara saldırdıkları müddetçe İmparatorluk onlara müdahale etmiyordu.
Ancak eğer bir kere bile ciddi ciddi buğday tarlalarına girmeyi denerlerse İmparatorluk bunu yanlarına bırakmazdı.
Bu sebeple bir sürü problematik olayları daha da büyümeden sonlandırmıştı.
Bunlar grup liderinin kafasında gezen düşüncelerdi.
Ancak, bu onların daha da gelişmelerini (evrim geçirmelerini) önlemiyor muydu? Hisleri bunu ona bildirdi.
Şimdilik grup bir yemek eksikliği çekmiyordu.
Eğer insanlar saldırır ve yenirse bu onlar için sadece bir atıştırmalıktı.
Bu insanların doğuştan gelen büyü enerjisi taşımamalarından kaynaklanıyordu.
Keskin Diş grubu için bir yemek büyü enerjisi özümsemekten başka bir şey değildi.
Güçlü canavarlara savaş ve ya sayıları fazla olan insanları kes biç ve Afet seviyesi sınıfında bir canavara geliş.
Ama durumdan kaynaklı olarak bu iki metod da olası değildi.
İmparatorluk fazla güçlüydü.
Ancak sadece küçük çaplı esnaflara saldırmaya devam ederlerse de evrim geçirme sadece bir hayaldi.
Ama güneyde güçlü canavarlarla dolu yer üstünde bir cennet olduğunu duymuşlardı.
Ama bu topraklara ulaşmak için öncelikle Jura Ormanını geçmeleri gerekiyordu, yaşayanlarının özel olmadığı -güçlü- Jura Ormanından.
Birden çok sefer platoya çıkan canavarları alt etmeleri bunun kanıtıydı.
Peki bu zamana kadar neden Ormanı işgal etmemişlerdi?
“Fırtına Ejderhası Veldora”
Bu Ejderhanın varlığıydı neden.
Mühürlenmiş olsa bile yaydığı mezhup* büyü enerjisi onları teslim olmaya iten dehşet verici bir büyü enerjisiydi.
Ormanda yaşayanların Veldora’nın korumasından yararlandıklarından emindiler.
Bu nedenle bu dehşet verici aura* nın içinde yaşıyabiliyorlardı.
Diğer bir şekilde yaşamaya çalışsalardı kesinlikle delirirlerdi.
Şimdiye kadar bu utanç kaynağı olan düşüncelerle yaşadılar ve işgal etme isteklerini rafa kaldırdırlar… Evet! Şimdiye kadar!
Grup Liderleri kanlı ve keskin gözlerle Ormana bakıyordu.
O lanet edilen kötü ejderhanın benliği yok olmuştu.
Şimdi, istedikleri gibi özgürce bu toprakları ele geçirip onun tartışılmaz liderleri olabilirler! Bu düşünce bile açlığını ıslatmaya yetti.
Ve diğerlerine ilerlemeleri için uludu.

.

Buranın koruyucu gardiyanı olduktan sonra sıradaki adımı düşünmeye başladım.
Bence, bu ünvanla bile, bana karşı olan davranışları fazla pohpohçu.
Her neyse, goblin savaşçılarını toparladım ve inceledim.
… Dökülmek üzereler.
Savaş sırasında onlara güvenebileceğimi sanmıyorum.
Geri kalan goblinler, çocuklar ve yaşlılar, bizim hazırlığımızı izliyorlar.
Diğer klanlardan da yardım yok.
Durum böyleyken Şef’in kafayı yememesi küçük bir mucize.
Çünkü eğer kaçacak olurlarsa ya açlıktan ya da susuzluktan ölürlerdi…
Toparladığım goblinler bana sanki bir Tanrıymışım gibi bakıyorlar…
Ne kadar büyük bir sorumluluk – omzumda filler var.
Yaşamımı rahat bir şekilde yaşamak istiyordum, bu duygu yükümü özellikle daha da ağır hissettiriyor.

[Durumu hepiniz anladınız mı?]

Şaka yapılacak bir durum değil ama yüklerini azaltacak daha başka sözler bulamıyorum, bu sebeple direk konuya geçtim.

[Evet! Bu savaş ya yaşamımızı devam ettirmemizi sağlayacak ya da tamamen yok olmamıza neden olacak bir savaş.]

Söze giren ilk kişi Goblin lideri idi.
Diğerleri onaylayıcı bir şekilde kafa salladı.
Bazılarının dizleri titriyordu ama bu beklenen bir durum. Kalp kararlı olabilir ancak vücut değil – gibi bir şeyler olmalı.

[O kadar kasmayın kendinizi- rahatlayın az. Savaşma ateşiyle yananlar bile kaybedebilir (TL: kazanacağına inanan). Elinizden geleni yapmaya çalışın!]

Havalı bir kaç kelime söyledim.
Ben, en azından, iyi hissettim, bu nedenle onlara karşıda bir etkisi olmuştur.
Her neyse, başlayalım mı?
Kaybetmek büyük olasılıkla goblinlerin yok olmasına, kaçınılamaz sonlarına neden olacak. Ama ben hala “Kendi Yolum’ a Gitmeyi” seçtim. (TL: “Kendi Yolum” – “Going My Way” 1944 te yapılmış bir filme atıf)

Kibirlilikle yola devam! Bu benim seçimim.
Tamamdır! “Yaptığın işe kalbini de koyarak yap” Bu verdiğim ilk emirdi.
Ve bundan sonra daha da emretmeye devam edeceğim.
Bu kelimeler zamanın geldiğini belli etti.

.

Güneş battı.
Keskin Diş Kurtları’ nın lideri uyandı.
O gece bir dolunay vardı. Savaşa mükemmel bir tanık.
Yavaşça bedenini hareket ettirdi ve kendisini altında olanlara baktı.
Grubun, liderlerini öyle görünce, nefes alması yavaşladı.
Kas katı bekliyorlardı, diye düşündü liderleri.
Bu gece o goblin köyünü yerle bir edecek ve bu Jura Ormanı’nı ele geçirmekteki ilk adımları olacaktı.
Bundan sonra ise yakınlardaki canavarları avlayacaklardı, ormanın tartışmasız liderleri olduğunu kanıtlamak içindi sanki.
Ve daha yakın gelecekte daha da güçlenmek için güneye yola devam edeceklerdi.
Bunu yapabilecek güce sahibiz, diye düşündüler.
Pençelerimiz bütün canavarların kemik ve etlerini parçalayacak ve bütün zırhları delecek.

*Uoooooooooooon!!!*

Grup lideri uludu!
Düşmanlarını yerle bir etme zamanı gelmişti.
Ancak onu düşündürttüren bir şey vardı.
Bir kaç gün önce, etrafı kolaçan etmek için yolladığı bir kardeşi inanılamayacak bir bilgi getirmişti.
Devasa enerji yayan küçücük bir canavar.
O canavarın şeytani aurası* liderinkinden çok üstündü.
Böyle bir şey olamaz, diye düşündü lider.
Böyle bir tehlike sezmemişti ve şimdiye kadar karşılaştıkları canvarların hepsiden güçsüdü.
Bu ana kadar karşı koyucu bir güç ortada yoktu.
Sadece bir sefer, sayıları on kadar olan bir goblin grubu ailesinin bir kaç üyesini öldürmüştü, ama bu olay bir daha geçekleşmedi.
Çevreyi tespit için yolladığı kardeşleri büyük olasılıkla heyecandan iyi göremedi diye düşündü liderleri ileriye bakarken.
Gözleri önündeydi köy.
Kardeşlerinin söyledikleri gibi.
Yaralı goblini kullanarak işaretlemişlerdi bu köyü ve şimdi adam gibi karşı koyacak bir güçleri yoktu.
Liderleri keskin zekâya sahip bir kurttu. Gardını hemen hemen düşürmezdi.
Ancak köy beklenildiği gibi değildi.
Sanki insanlara ev sahipliği yapıyormuş gibi… Çitlerle kaplıydı.
Bütün evleri sökerek bir çit yapmışlardı.
Ve tam köyün girişinde ileride tek başına bir slime duruyordu.
Ne kadar dâhiyane!
Diye dalga geçerek güldü lider.
Bizim üstün sayımıza karşı gelmek için bir açıklık bırakmışlar! Düşünceleriydi liderin.
Sonuç olarak, zeki olmayan gereksiz pisliklerdi.
O çitler pençelerimizin altında kalacak! Gücümüzü gösterme zamanıdır! Bu düşüncelerle saldırıyı başlattı.
Ve bir benlik gibi on kurt çitlere saldırdı.
Gerçekten tek bir benlik gibiydiler.
Bu onların gerçek değerleriydi – savaştaki birliktelikleri.
Telepatinin mümkün kıldığı hareketler.
Sözcüklerden katbekat hızlı olan bir iletişim yöntemi.
İlk saldırı çitleri yerle bir etmeliydi.
Kısa bir süre sonra kesinlikle uyguladıkları bu planın amaçsızlığını ve gereksizliğini göreceklerdir, diye düşündü lider. Ancak şaşıran taraf liderdi, şaşkın bir ses çıkararak.
Saldırı geri püskürtülmüştü! Ve yerde dönüp kan fışkırtan bir şey vardı.
Ne oldu?
Hiç paniklemeden bir cevap arayışına yöneldi.
Slime hareket etmemişti.
Bir şey mi oldu?
Ve birden en yakınındaki elemanı,

[O gün gördüğümüz! Liderimizden fazla, devasa enerjiye sahip olan o!]

Diye konuştu.
Ne kadar aptalca! Slime a bakarken bunları düşündü.
Bazen platolarda doğuyorlardı.
Canavar demekler benliklerini abartırdın; o kadar acınası bir varlık.
Benim şeytani aura mı geçecek ha… İmkânsız!
Ama tam o zaman,

[Tamamdııııır! Orada durun. Eğer geri çekilirseniz, kovalamayacağım. Hemen şimdi geri dönün!]

Diye belirtti slime.
Keskin Diş Kurtları’ nın lideri çevik zekâlı pes etmesini bilmeyen bir canavardı.
Bir sürü şey yaşadıktan ve tecrübe ettikten sonra bir plan yapmadan asla hareket etmezdi.
Bugüne kadar ki savaşlarından edindiği cesareti ile sakin kafalı biriydi.
Tecrübeleri, topladığı bilgiler, bunların hepsi goblinlerin arasında ondan güçlü olabilecek bir varlığı reddediyordu.
Ama liderleri o anda geri alınamayacak bir hata yaptı.
Ve bu hata onların kaderlerine karar verdi.

*Uuuru!! Garuuuuuuuu!!!*

[Acınası varlık!!! Seni yerle bir edeceğim!!!]

Saldırı emiri verdi.

.

Vay be, bu tamamen beklenmedik bir şeydi.
Birden bire saldıracaklarını düşünmemiştim.
Muhabbet ile başlarız falan diye düşünmüştüm… Şimdi önceden hazırladığım bütün cümleler boşa gitti.
O kadar çalışma boşa gitti!
Aralarda bile tekrar etmiştim o kadar…
İlk verdiğim emir yaralıların sahadan uzaklaştırılmasıydı.
Yani sonuçta on ya da atmış olsun lehime olan durum o kadar da değişmeyecek.
Ancak bu canavarlar tarafından idolize edilmek elimden gelen her şeyi yapmak isteğini pekiştirdi.
Büyük ama pis görünen bir yapıya yönlendirildiler.
Yaralılar hakkında, ilk yardım yapılmış gibiydi ama böyle giderse ölmeleri ihtimaldi.
Dişlerle ve pençelerle açılmış ne kadar derin yaralar.
Bir şeyler yapmam gerekiyordu.
Ve bu yüzden en yakındakini yutarak dışarı geri tükürdüm.
Köyün Şefi bir süredir tekleyerek bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama onu takmadım. Bütün yaralıları elimden geçirdim.
Bir kaç yaralı sonrasında yaptıklarımı incelemek için geri baktım. Nedense karşımda kendilerini yere kapamışlardı. (TL: saygı göstergesi)
Ne halt yiyorlardı?
Her neyse herhalde benim içten gelen iyileştirici yeteneklerimin olduğunu sanıyorlar.
Verdikleri tepkiler hoşuma gitmediği için ilacı dışarı tükürdüm ve orada iyileştirmeye devam ettim.
Ve bundan dolayı kısa bir zaman iyileştirmeyle geçti.
Medikal prosedürleri tamamladıktan sonra sıradaki emirleri ilettim.
Şimdi yapacağımız şey bir duvar -çit- örmekti.
Ağaçları keserek yapmak iyi olurdu ama bu kadar zamanımız yoktu.
Elimizde olanla yetinmek zorundaydık.
Bir kere bile düşünmeden evleri sökerek çit yapımına kullandık.
Bütün köyü çevreleyen bir çit.
Çit yapılırken en büyük gözüken goblinleri yay ve oklarla etrafı kolaçan etmek için gönderdim.
Düşman kurtlardı yani üstün koku duyularına sahiplerdi bu yüzden bu goblinlere dikkatli olmalarını tembihlerdim.
Kendilerini çok iyi hazırlamışlardı…”Hayatıma mal olsa bile” gibi bir hava veriyorlardı.
Abartmayı seviyorlar değil mi?
Akşamüzeri çitler hazırdı.
Bir kaç bitirici noktayı da kendim hazırladım.
Aynen çitlerin sağlamlığını örümcek ağımla güçlendirdim.
Ve bu arada [Demir İplik]’ i kullanarak birkaç tuzak hazırlamayı da unutmadım.
Çitlere direk saldırsalar güzel olmaz mı? Parça parça olurlar.
Bu savaştan sonra etrafta “parça” toplamaya kesinlikle çıkamam…
Bu yüzden bir açık nokta bıraktık.
Buraya ]Yapışkan İplik] ile saracağım, bu da hazırlıkların sonu olacak.
Şimdi tek yapmamız gereken şey yolladığım goblinleri beklemek.
Bu sıralarda iyileştirdiğim goblinler ayaklanmaya başladı.
Vücuduma dokundurarak durumlarını kontrol ettim.
Anlaşılan o ki bu iyileştirici haplar baya iyi şeylermiş.
Daha da iyileştirmem gerekir diye bekliyordum ama…
Müthiş bir derecede etkili olmuş. Ne kadar iyi.
Daha sonra geriye kalan tahta parçalarıyla köyün ortasında bir ateş yaktık.
Kamp ateşi gibi, mutlu yüzler olmadan.
Bütün gece tetikte olmak zorundayız.
Uykuya ihtiyacım olmadığından ilk nöbeti ben tutmayı teklif ettim ama…

[Böyle bir şeye izin veremeyiz!!! Rimuru-sama’ nın kendini bundan daha fazla yormasına göz yumamayız.]

[Dediği gibi! Nöbeti biz tutacağız. Lütfen dinlenin Rimuru-sama!]

Aynen öyle! Dedikleri gibi! Gibi bir sürü cevap geldi.
Duygularını anlıyorum ancak büyük olasılıkla benden daha yorgun bir haldeler…
Yapacak bir şey yok anlaşılan. Bu yüzden değişerek nöbet tutmaya karar verdik.
Gecenin karanlığında, yolladığım Goblinler geri geldi.
Kurtlar hareket etmeye başladı – diye bildirdiler.
Bir kaç yaraları vardı ama hepsi hayatta geri döndüler.
Pis ve çirkin canavarlar olarak düşünürdüm.
Ama bu son iki günde onlara karşı olan sempatim büyüdü.
Dualarla, hepsi bu savaşın sona ermesini diledi.
[Yapışkan İplik]’ i kurarken bunlar benimde düşüncelerimdi.
Savaş kurtların saldırısıyla başladı.
Çitler dayanır mı diye düşünüyordum ama kurtların bu çitleri delebilecek bir saldırı yapamadılar.
Görünüşe göre tuzaklarda etkili oldu.
En azından bu iyi gitti.
Şimdilik,

[Tamamdııııır! Orada durun. Eğer geri çekilirseniz, kovalamayacağım. Hemen şimdi geri dönün!]

Diye seslendim.
Hiç takmadılar.
Kurtlar birden bire ortadaki boşluğa doğru saldırıya geçti.
Her neyse başka yapılabilecek tek bir şey var. İnşallah gerisi planladığım gibi gider.
Bu sonucun gerçekleşebileceğini öngördüğümden çitlerde küçük aralıklar bırakmıştım.
Okların geçmesi için.
Dikkatsiz goblinler bile bu deliklerden saldırabilirler.
Çoğu kurt saldırılardan etkilenerek inlemeye başladı.
Bu küçük delikleri kazmaya çalışanlarda vardı ama…

*Zasu!*

Her seferinde yan taraflarından taş baltalarla darbe alarak kaçıyorlardı.
Goblinler iki saat bile çalışmamış olmalarına rağmen başka şansları yoktu.
Anlattıklarımı en iyi şekilde anlamaya çalışarak kullanmaya çalışıyorlardı.
Sonuç ise şimdiki durum.
Sorgusuz kurtlar çok gülü canavarlar.
Ama tek başlarına on goblininin başından kalkamıyorlar.
Bir sürü olarak güçlü bir düşman olabilirler.
Ama ana noktada bu zaten, bir tanesine bir kaç kere yalnızken vur.
Böl ve yönet.
Kısacası beyin kastan üstün.
Dünya üzerindeki en güçlü hayvanlar üstün zekâ bahşedilmiş olanlardır – insanlar!
…ne kadar şanssız… Bunları düşünürken sürü liderinin bana soğuk bir bakış attığını hissettim.
Ama sonuçta bir hayvan ve beni yenebileceğini düşünüyor… Ne kadar tek taraflı düşünüyor!
Sürü lideri bu olaylar karşısında ağızı açık bit şekilde kalmıştı –afallamış.
Emrindekiler paniklemeye başlıyordu.
Bu kötü olabilir.
Keskin Diş ailesi birliktelikleri ile güçlü idiler.
Liderin emrindekilere karşı olan güvensizliği çarpıcı tek bir sonuca ışık tuttu.
Bu kadarını anlamıştı. Ve işte burada en kötü hatasını yapmıştı.
Çiti yıkamamalarına sinirliydi; ama, kardeşlerinin öfkesinin kendisine yönelebilme durumuna karşı bir korku besliyordu…
“Lider’in gücünü göstermesi gerek!” ve ya “Gruptaki en güçlü benlik o, bu kadarını kendisi de yapabilmeli!” gibi düşünebilirlerdi.
Ve tam o anda her şey kesinleşti.
Herkes liderin hareketlerini izliyordu, kimse gözlerini ondan alamıyordu.
Ancak goblinlere sanki ortalıktan yok olmuş gibi görünüyordu.
Benim için ise, yavaş çekimde hareket ediyor gibiydi.
Her şey plana göreydi.
Birden fazla savaş planı yapmıştım ve sonuç onlardan biriydi.
Vahşi hayvanlardan beklenildiği gibi insanların üstünlüğünü asla geçemezler.
Lider daha önceden hazırladığım köyün girişindeki [Yapışkan İplik]’ e takıldı.
Gücüyle belki kurtulabilir.
Bunu kanıtlamak için bir yolum yok… gerekte yok.
[Yapışkan İplik]’ in amacı birkaç saniyede olsa lideri hareket etmeden tutmaktı.
Hareket halindeyken [Su Kılıcı] ıskalayabilir, bu hiç havalı olmazdı.
En kötü senaryo ise bir dosta zarar verebilecek olması. Yani sonuçta bunun gibi hatalar bir savaş alanında olabilirdi.
Bunu önlemek için bir tuzak hazırlamıştım ancak hazırlamak gereksizmiş.
Karşımdaki çitleri yok etmek haricinde daha iyi bir plan yapmamış.
Girişe doğru [Demir İplik] tuzakları hazırlamayı düşündüm ancak bunlardan kaçabileceklerini düşünerek gerek olmadığına karar verdim.
Şimdilik ezici bir üstünlüğe sahip olan bir canavarı oynamam gerekiyor.
Bu nedenle tuzakları kurdum.
Ve bir anlık bir tereddüt dahi olmadan lider kurtun kafasını bedeninden ayırdım.
Bu kadar kolay öldü.

[Duyun beni Keskin Dişler (ailesi)! Lideriniz benim tarafımdan yenilerek yerlerde!!! Size bir şeçim hakkı veriyorum. Esaret (hizmet) ve ya ölüm!]

Nasıl cevap verecekler acaba?
Liderin cenazesini hazırladıktan (öldürdükten)sonra karşımda deli gibi ölümünü arayan bir avuç kurdu da liderleri gibi öldürmek istemem…

.

.

.

Durum
İsim: Rimiru Tempest
Tür: Slime
Kutsal Koruma: Fırtına Hanedanlığı
Unvan: Yok
Büyü: Yok
Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime Türüne Ait Yetenekler [Özümseme, Absorbe, Yeniden Yapılandırma], Ekstra Yetenek [Su Kontrolü], Ekstra Yetenek [Büyü Algısı], Elde Edilmiş Yetenekler: Kara Yılan [Isı Tespiti, Zehirli Pus Nefesi], Kırkayak [Felç Edici Nefes], Örümcek [Yapışkan İplik , Demir İplik], Yarasa [Ultrason Dalgaları], Kertenkele [Savaş Zırhı]
Rezistanslar (Dayanıklılık): Termal Dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Saldırı Rezistansı, Acı Rezistansı, Elektrik Rezistansı, Felç Rezistansı.

3 thoughts on “010. Goblin Köyünde Savaş

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s