008. Elde Ettiğim Güç

008. Elimde Olan Güç

01. Güçlenme Bölümü


Uzun zamandır güneşin altında yürümemiştim.
Bir vampir gibi güneşin altında eriyeceğim ya da yok olacağımdan değil.
Şu anda canavar içgüdülerimi kullanarak tehlikeli durumları hissediyorum.
Ancak tehlikeli olduğunu bildiğim halde arada sırada yapıyorum bunu.
Gülünecek bir şey değil.
Kendi farkındalığımı daha da güçlendirmeliyim.
Mağara bir ormanın içerisindeymiş.
Girişi küçük bir dağ ya da büyük bir tepenin ayağındaymış.
Uzun ağaçların arasından uzak mesafelerden görünebiliyor.
Buralarda ancak buradan güneşi direk olarak görebiliyorsun, ormanın içerisi pek aydınlık değil.
Büyülü bir havası var.
Dedikleri gibi “Akıllı adam tehlikeden uzak durur”.
Ve bu nedenle hemencecik oradan ayrıldım.
Mağaradan çıkalı bir zaman oluyor.
Güneş ufuğa doğru batıyor.
Görünüşe göre mağaradan tam öğle zamanında ayrılmışım.
Vücudumun biyolojik saatini ayarlamayı ne kadar ayarlamak istediğimi bilemezsiniz.
Tam bunu düşünürken, birden bire değişti.
Bu kadar kolay bir şey miydi? (TL: Jet lag gibi bir şey)
Tam şu anda saat akşam üzeri 4.
Yemek zamanı ama ne yazık ki yemek yemeye ihtiyacım yok.
Yiyebilirim, ama hiçbir şeyin tadı olmadığından ziyankâr bir davranış olur bu.
Bunun hakkında düşünürken mağara içerisinde yediğim canavarlar aklıma geldi.
Yeni yeteneklere sahip olduğum halde bunları iyi bir şekilde kullanamadım daha.

Kara Yılan [Isı Tespiti, Zehirli Pus Nefesi]

Kırkayak canavarı [Felç Edici Nefes]

Büyük Örümcek [Yapışkan İplik, Demir İplik]

Vampir Yarasa [Vampirism, Ultrason Dalgaları]

Kabuklu Kertenkele [Savaş Zırhı]

Örnek olarak kara yılanın [Zehirli Pus Nefesi]’ ni daha hiç kullanamıyorum.

Gerçeği söylemek gerekirse, kabuklu kertenkele karşıma çıktığında kullandım.
Bunun sonucu hiç iç açıcı değildi…
Sanki hiç Kabuklu (Zırh) değilmiş gibi gözlerimin önünde eridi gitti.
Tüyler ürperten, mide bulandıran bir sahneydi. Hatırladığım zaman bile kusacak gibi oluyorum.
Bu yüzden kullanmamaya çalışıyorum.
Eğer maceracılar bu canavarla karşılaşmış olsalardı daha bir şey yapamadan büyük olasılıkla tamamen yok edilirlerdi.
Peki ben hasar alsaydım?
Bunu hiç düşünmedim, düşünmekte istemiyorum.
İlk ben saldırdığım için Tanrıya şükür.
Bu kadar tehlikeli bir yetenek… Baya kötü olurdu.
Bu hiç ama hiç hatırlamak istemediğim bir şey.
Sonuçta çırpılmış organlar ve geriye kalan kanlı parçalar hiç iç açıcı olmayacağından [Zehirli Pus Nefesi]’ ni tamamen unutmaya karar verdim.
Bir slime iken kullanıldığında ne oluyor peki?
Çevrelediği alan yarı yarıya düşüyor.
Eğer taklit edilmiş hali 7~10 metre arasıysa taklit etmeyince bu bir metreye kadar düşüyor.
Yani karşındaki düşmanın gözlerinin önünde iğrenç bir şekilde erimesini mi görmek istersin?
Bu yüzden bu yeteneği mühürleyerek bir kenara kaldırdım.
Diğer bir yandan [Isı Tespiti] harika bir yetenek.
Yaşayan her şey ısı yayar.
Eğer [Büyü Algısı] ile birleştirirsem bana karşı yapılan hiçbir saldırı gözden kaçmaz.
Ancak insanlar ve üst sınıf canavarlar belki özel yetenek veya büyü kullanabildiğinden gardımı düşürmemeliyim.
Sırada Kırkayak var.
Görünüşü yüzünden bunu taklit etmiyorum.

[Felç Edici Nefes] yılanın yeteneğiyle aynı işlevde.

Aynı şekilde çalıştığı için bununda mesafesi çok değişmiyor.
Beklendiği gibi slime formunda kullanıldığı zaman mesafe bir metreye düşüyor.
Ama bir pusu durumunda kullanışlı olabilir.
Böyle söylemek istiyorum ancak eğer o kadar yakın mesafede savaşacağıma taklit etmem ya da kaçmam daha iyi olur. Diğer her şey kaçınılmaz bir yenilgi ile sonuçlanır.
Kertenkele.
Tamamen [Zehirli Pus Nefesi] ile eridikten sonra özümsedim. Bu yüzden taklit etme imkânım yok.
Her neyse fiziksel saldırı dayanaklığı zaten taklit etmeyi gereksiz kılıyor.
Bu yüzden slime formunda [Savaş Zırhı]’ nı denedim.
Yüzüm sertleşti.
Bazı MMO oyunlarında bulunan bir canavara, metal slime’ a dönüştüm.
Dah önceki açık mavi rengindeki vücudum, metalik mavimsi bir renge dönüştü.
Ancak hasar almayı denemedim, bu yüzden ne kadar iyi bilemiyorum.
Güzel bir renk seçeneği elde ettim ama.
Belki düşmanı şaşırtmak için kullanırım.
Bu üçünün güçleri bu kadar.
Sıkıntı kalan son ikisinde.
Gerçekten ilginç güçlere sahipler.
Peki ilginç olan ne mi?
Öncelikle örümcekle başlayalım.
Hepinizin de bildiği o kahraman var ya hani örümcek güçlerine sahip olan.

*Hyui!* Bileklerinden ağ atıyor hani, binadan binaya zıplayan.

O ünlü kahraman.
[Yapışkan İplik] düşmanı hapsetmek ve hareket edememesi için kullanılan bir yetenek.
Eğer kullanırsam acaba *onun* hareketlerini taklit edebilir miyim acaba?
Zaman kaybetmeden denedim.
Uzun bir ağacı hedef alarak…

 

*Hyui! … Buraaaaan….

 

[Demir İplik]’ i açıklayayım,
[Yapışkan İplik]’ mi o da ne? Ağaçta sallandıran öyle bir yeteneği hiç bilmiyorum.
Her neyse, [Demir İplik] hakkında,
Düşman saldırılarına karşı korunmak için kullanılan bir yetenek.
Ya da bir yuva yaparken veyahut avantajı arttırmak (labirent yapmak gibi) için kullanılan bir yetenek.
Benim yapmaya çalıştığım ise bundan biraz farklıydı, ince bir iplik yaparak bir ağaca karşı bunu bir kırbaç gibi kullandım.

*Pyun! Buchin.*

 

Kolaylıkla ağacı kesti geçti.
Aslında kolay bir şekilde [Büyü Algısı] ile görebiliyorum ama çıplak gözle öyle kolay kolay görülebilecek bir şey değil.
Birkaç tekrarla güvenilir bir silah olabilir.
Daha sonra deneyeceğim.

 

Ve en son olarak – yarasa.
En çok bu yeteneklerden beklentim vardı.
[Vampirism] yeteneği mi? Hedefin kanını emerek geçici olarak onun yeteneklerine sahip olabiliyorum.
Üzerinde fazla düşünülecek bir yetenek değil.
Yani [Avcı]’ yı kullanmak katbekat daha iyi. Acaba [Vampirism]’i [Avcı]’ nın daha az gelişmiş bir versiyonu olarak sayabilir miyiz?
Yani kan da emmek istemiyorum.
Öğrenebileceğimi öğrendikten sonra [Vampirism]’ i bir köşeye kaldırdım.
İlgimi çeken yetenek aslında [Ultrason Dalgaları] idi.
Düşmanın kafasını karıştırarak dengesini bozmaktansa, bu yetenek aynı zamanda düşmanın yerini tespit etmek içinde kullanılabiliyor.
Eski dünyamda da yarasalar bu şekilde bu yeteneği* kullanarak yerlerini buluyorlardı.
Ancak bu yeteneğin esas noktasını kaçırmadım. Bunlar temelde ses telleri!
Kendi kendine bu yetenek öyle abartılacak bir şey değil.
Sıradaki şey bu ses dalgalarını kullanabilecek bir organ yaratmak.
Şansıma, yalnızca hayal gücüm üzerinden değil de esas şey üzerinden yeniden çoğaltabileceğim.
Bununla belki de sonunda konuşabilirim.
Yorgun ve bitkin bir şekilde, bir damla uyumadan gecenin karanlığında yürümeye devam ettim.
… İhtiyacım da yok zaten…
Üç gün üç gece devamlı yapılan araştırmanın sonucu görülmeye değer!!!

(bEni LiDerRİNe GöTÜr)

Başarı!!!
Nasıl duyulduğu hakkında – hiçbir vantilatör karşısında konuştun mu? Hani o karman çorman çıkan çarpık orantısız ses, işte tam öyle duyuluyor.
Gerisi birkaç ayarlamayla düzeltilebilir.
Heyecanımı dindirerek dikkatli bir şekilde bu ayarları yapmaya başladım.
Ancak [Ultrason Dalgaları]’ nı kullanamıyor gibiyim.
Ses dalgaları atabildiğime yemin ederim…
Bunun adına Sonic Patlatıcı ya da Sonic Yok Edici diyecektim ama…
Kullanamaz mıyım acaba?

<<Çözüm. [Ultrason Dlagaları] yeteneğinden [Üstün Titreşim] yeteneği türetilebilir. Ancak şu anda elde edilemez. >>

Türetilebilir ha? Her halde öncelikle yeteneğin gelişmesi gerekiyor.
Yani yeteneği diğer aşamaya türetebilmem için yeterli bilgiye şu an sahip değilim.
Ne kadar yazık… Ateşlendiğinde hedefle yankı yaparak yok eden bir yeteneği elde etmek iyi olurdu.
Açıkçası, eğer daha kendim anlamıyorsam, kullanmayı nasıl bekleyebilirim ki?
Baya açgözlü bir slime’ ım anlaşılan.
Daha fazla yetenek elde etmek tabiki kötü bir şey değil. Ancak acele etmeye de gerek yok tabi.
Şimdilik sesimi geri kazandığım için memnun olmalıyım.
Ve bu ve bunun gibi şeyleri düşünürken yola devam ettim.
Kafamda belli başlı bir yer olmadan.
Ama hedefimin iyi olduğunu düşünüyorum.
Bu ormanın ötesinde konuşabileceğim birilerinin olduğu iyi bir şehir olmalı…
Her halükarda bugünler baya huzurlu geçiyor.
Mağarada iken sıklıkla canavarlarla uğraşmam gerekiyordu ama buraya geldim geleli daha bir tanesiyle savaşmadım.
Bir sefer sesimi denerken bir gurup kurt tarafından saldırıya uğradım

「A”?」

Yanlızca sesimle onları iyi bir tehdit etmişe benziyorum.

Kyaiiiiiiiiin!!!

Acınası bir sızlamayla kuyrukları bacaklarının arkasında kaçtılar.
En büyük köpek türlerinden de büyük olan iki metreden büyük cüsseli bir gurup kurt…
Ne diyebilirim ki? Ezik bir slime’ dan korkup kaçtılar…. Ne kadar acınası.
Benim de hiç savaşasım yoktu.
Ancak sonuç olarak koku duygusu elde edebilirdim…
Bu ilgimi çektiği için, bir gözüm kurtları aradı: ancak bir tanesi bile çevrede yoktu.
Aslında yüz metre yakınımda hiçbir canavar yoktu.
Hmm? İyi kötü benden korkuyorlar gibi…?
Neden acaba?
Evet kesinlikle korkularını hissedebiliyorum.
Bunu doğruladıktan sonra, bir gurup canavarın bana yaklaştığını hissettim.
Gözlerimin önünde sayıları 30’ a yakın bir gurup insansı canavarlar vardı.
Küçük Vücutlu,
Kötü durumda ekipmanlara sahip (TL: Kılıç kalkan vs.)
İnce bir katman pislik içerisinde ve zeka belirtisi olmayan yüzlerle karşımdalardı.
Ama tamamen barbarlar gibi değil. Aralarında aynı zamanda bir kaçı kılıç, mızrak, taştan yapılmış balta ve ok-yay taşıyanlarda vardı.
Benim gri maddelerim (beyinim) hızlıca ne olduklarını tahmin etti!
Bunlar RPG oyunlarında ünlü olan maceracılara saldıran canavar grubu! Evet, Goblinler !!!
Ne kadar tipik-sıradan bir durum.
Ve bunlar genelde kendilerinden güçsüz olan canavarlara saldırmaya eğimli olan canavarlar… Yani bu ben miyim?
Ama hey tek bir slime’ a karşı otuz kişi gelmek ha… Bu çok fazla (TL: Tek tek gelsenize ulen!)
Ancak hiç korkmadım.
Hislerim onlardan korkmayı reddediyor. Kılıç ve giydikleri zırhların çoğu paslanmış ve incecik. Bazıları çürümek üzere olan birkaç kumaş parçalarını bir birlerine dikmişler.
Mağarayla karşılaştıralım: Binlerce sert ve dayanıklı pullarla çevrelenmiş kertenkele; kılıç gibi keskin ağlara sahip olan örümcek.
Bu savaşlardan galip çıkmış ben, bu goblin’ lerin ellerinin altında ıstırap çekeceğimi düşünemiyorum.
Ve en kötü senaryoda, yılanı taklit ederek bir kaçını temizleyeceğim.
Tam bunları düşünürken, içlerinden bir tanesi önlerine çıktı –büyük olasılıkla liderleri- ağzını açtı.

[Guga. Güçlü olan… Senin, ileride bir işin mi var?]

Huh? Goblin’ler konuşabiliyor.
Acaba içlerinde [Büyü Algısı] kullanabilen var mıdır…? Ve bana biraz önce “Güçlü” olan mı dedi?
Önce benim etrafımı silahlı adamlarla çevrele ve sonra kibarca soru sor… Ne garip bir grup.
Büyük bir memnuniyet içerisindeydim ( bu durum çokça hoşuma gitti).
Her halükarda hemen saldıracağa benzemiyorlar.
Acaba kelimelerim onlara ulaşacak mı? Anlaşılan demek lazım.
Ve bu şekilde Goblin’ lerle muhabbet etmeye çalıştım.

.

.

.

.

Durum

İsim: Rimiru Tempest

Tür: Slime

Kutsal Koruma: Fırtına Hanedanlığı

Unvan: Yok

Büyü: Yok

Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime Türüne Ait Yetenekler [Özümseme, Absorbe, Yeniden Yapılandırma], Ekstra Yetenek [Su Kontrolü], Ekstra Yetenek [Büyü Algısı], Elde Edilmiş Yetenekler: Kara Yılan [Isı Tespiti, Zehirli Pus Nefesi], Kırkayak [Felç Edici Nefes], Örümcek [Yapışkan İplik , Demir İplik], Yarasa [Ultrason Dalgaları], Kertenkele [Savaş Zırhı]

Rezistanslar (Dayanıklılık): Termal Dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Saldırı Rezistansı, Acı Rezistansı, Elektrik Rezistansı, Felç Rezistansı.

4 thoughts on “008. Elde Ettiğim Güç

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s