007. İlk Kapışma

007. İlk Kapışma

01. Güçlenme Bölümü

Yeraltı nehrinden dışarıya çıkan bir yol.
Tek bir tünel.
*boyo boyo* ile yukarı çıkıyorum. ( TL: *boyo boyo* hareket etme sesi)
Etrafta gezmek beklediğinizden çok daha hoş bir duygu.
Işığın varamadığı en karanlık noktaları bile [Büyü Algısı] sayesinde net olarak görebiliyorum.
Normalde daha yavaş her adımımı kontrol ederek giderdim göremediğimde, zaten slime’ lar  da o kadar hızlı hareket eden bir tür değil.
Şimdi ise bir yürüme temposunda hareket ediyorum; bu arada koşmayı da becerebiliyorum ve aynı zamanda yorulmuyorum da.
Ama acele edeceğim bir nedenim olmadığından, normal bir hızda yoluma devam ediyorum.
Bu koşupta nehre düşünce geçirdiğim o küçük psikolojik travma yüzünden değil, gerçekten!

 

Kısa bir süre sonra kaşımda kocaman bir kapı belirdi.
Mağaranın içinde insan yapımı bir kapı.
O kadar da garip bir şey değil aslında nasıl olsa RPG oyunlarında sık sık olan bir durum bu.
Bir seviye sonu canavarının barındığı yerin önünde bu gibi kapıların olması hiç mi hiç garip değil.
Pekala… Nasıl açsam ki bunu?
[Su Kılıcı] ile mi kessem?
Tam bunu düşünürken.

 

[Hele şükür açıldı. Kilit paslandığı için kullanılamaz hale gelmiş…]

 

[Hey bu normal bir şey. Son 300 yıldır buraya kimsenin girmediğini söylemiyorlar mıydı?]

 

[Orasını boşver, daha önemlisi bize bişey olmayacak değil mi? Yani bişey bize saldırmayacak?]

[Gahahaha! Endişelenme. 300 yıl önce yenilemez olmuş olabilir ama artık her şey farklı. Yani o sadece kocaman bir kertenkele! Yalnız bir şeklide Basiliskleri zapt etmiş biriyim ben. Her şeyi bana bırak!] (TL: Basilisk = mitolojik yılan)

 

[Bu konu hakkında bayadır düşündüm ama yalan söylüyorsun deme? Basiliskler B+ sınıfı canvarlar değil mi? Tek başına onları alt etmiş olmak Cabal-san için imkansız bişey olurdu.]

[Aptal! Ben de B seviyesindeyim! Onlar sadece gereksiz büyük kertenkeleler; savaşmakta hiçbir zorluk yok!]

[Tamam. Tamam, ağlama hemen, yani demek istediğim dikkatli ol. Eğer zora düşersek [Zoraki Geri Çekilme] yi kullanıcağım….]

[Millet, arkadaşlığınızın önemli olduğunu anladım, bu yüzden biraz çenenizi kapar mısınız?! [Kamuflaj] gidecek sizin yüzünüzden]

Bir şekilde gürültülü üçlü mağaranın içine girdi.
Neden acaba…
… Nasıl ben ne söylediklerini anlayabiliyorum ki?

<<Çözüm. Amaç belirtilen sözcükler seslendirildiği zaman [Büyü Algısı] bunları anlaşılabilir cümlelere çevirerek beyine iletir>>

Anladım.
Onlarla konuşamıyor olabilirim ancak onları anlayabiliyorum.
Tanrıya şükür. İngilizce hiçbir zaman kuvvetli noktalarımdan değildi.
Eğer Japonya’ da yaşıyorsan yabancı bir dil öğrenmene gerek yok, yurt dışına çıkacak olanların problemi, diye düşünürdüm hep ama bu düşünce yapısı burada olmaz. Büyük bir olasılıkla öğrenmek zorunda kalacağım.
Neyse bunu şimdilik düşünmeye gerek yok.
Ne yapsak ki?
Bu ikilem daha öncekinden de beter –kapıyı nasıl açsak.
Nereden geldiklerini bilmiyorum ama… maceracı gibi gözüküyorlar.
Acaba hazine arayışı gibi bir amaçla mı geldiler buraya kadar?
Bu dünyada ilk karşılaştığım insanlar, bu yüzden gidip bir iki laf yapasım var.
Ama… Konuşamayan bir slime onların yanına gidecek olursa…
Büyük olasılıkla hiç yargılamadan beni gördükleri yerde öldürürler.
Şimdilik bekleyelim.
Konuşabildiğim zaman insanlarla konuşuruz.
Durumu saklanırken izledim.
Sıska adam bir şey yaptıktan sonra, üçünün dış görünüşleri bulanıklaştı.
Ama hala görebiliyorum onları.
Buna… Gizleme [Kamuflaj] demişti değil mi?
Büyük olasılıkla bir yetenek.
Gizli bir şekilde bakmaya mı çalışıyor? Acayip herif… Buraya neden geldiğini biliyor mu ki acaba?
Daha sonra tanışsam iyi olur bununla.
Üçü ayrıldıktan sonra, tekrardan yürümeye başladım.
Dert edecek bir şey yok.
İnsanlarla bir daha karşılaşmayacağım diye bir şey de yok.
Dikkatli bir şekilde yürümeye devam edeceğim. Ataların da dediği gibi “ Acele işe şeytan karışır”
Bunları bir kenera bırakarak, üçlünün girdiği kapıdan hızlı bir şekilde dışarı çıktım.

.

Kapılardan sonraki patika değişti ve daha zorlaştı.
Acaba hangi yol dışarıya gidiyor?
Düşünsen bile bilebileceğim bir şey değil.
Bu yolu seçtim ve yürümeye devam ettim.

*Chiro chirori!*

Göz kontağı kurduk.
Yerden biraz daha yukarıda… Gözlerimin önünde, büyük bir yılan vardı.
Geçmiş dünyadaki yılanlar gibi buna da sevimli diyebilirdiniz. (TL: Yılanlar sevimli??) Ama daha sert simsiyah pulları vardı.
Bir yılanın önüne düşmüş bir kurbağa gibi? Yok, bir slime’ mım ben, kurbağa değil.
Havaymış rolü yapalım, beni fark etmemesi en iyisi.
Gizlice sürünerek gitmeye çalışalım.

*Kisha–!!!*

Tehdit edildim.
Bu iyi değil. Seni bırakamam! Eğer konuşabilseydi bunu söylerdi heralde.
Bir kavga ha…!
Bir haftalık zorlu eğitimin ardından edindiğim özel yeteneğim var!
Ama… Bu canavarlar savaşmayı göze alacaksanız ölümü de göze akmanız gerekir.
Yani özetlersek, çok korkuyorum!
Paniğe kapılma. Kafayı zorlarsam bundan daha da korkutucu şeyler düşünebilirim.
Evet. Veldora. Bunu onunla karşılaştıralım.
Oh? O kadar da korkutucu değil şimdi.
Bunu yenebilirim değil mi?
Kendimi sakinleştirdikten sonra, Sessizce yılanı incelemeye başladım.
Yılan benim korkudan hareket edemediğimi düşünmüş olmalı, gardını düşürmüştü.
Büyük olasılıkla beni öldürdükten sonra nasıl yiyeceğini düşünüyor.
Evet.
Her neyse, kendimi tutmaya gerek yok…

 

*Bishun!*

 

Bir kere daha düşünmeden [Su Kılıcı]’ nı yılanın boynuna doğru ateşledim.

 

*Zuban!!! Hyuuuun, dosu. Gorogoro… zun.*

 

Bir anda gelişti, gözlerime inanamadım.
Karşı koymadan sanki orada hiç bir şey yokmuş gibi [Su Kılıcı] yılanın kafasını kopardı.
Sadece yutkunabildim; bir saniye öncesinde karşımda büyük bir yılan vardı.
Bu… düşündüğümden de güçlü.
Eğer maceracılar üzerinde kullanmış olsaydım, kan dondurucu-korkunç bir şekilde sonlanırdı.
Karşımdakinin canavar olması iyi oldu.
Ah, bu arada midemin şu anda %30’ u dolu.
Veldora %15, Su %10, İlaç ve diğerleri %2, metaller ve cevherler %3.
[Su Mermisi] bir bardak sudan daha az bir su kullanıyor(büyüklüğünü ayarlayabiliyorum).
Yani eğer bunlardan bin tane ateşlesem de, ne kadar kaldı diye düşünmeme gerek yok.
Bu büyüden de iyi olabilir.
Eğer daha başka canavar karşıma çıkarsa onları [Su Kılıcı] le karşılayalım.

.

Şimdi bu önümde kafasız yatan yılan hakkında,
Acaba yesem ve analiz etsem güçlerini çalabilir miyim?
Neyse, deneyelim bakalım.
Sonuç…
İçsel Yetenek [Isı Tespiti]… Özelliği yakındaki ısı yayan nesneleri görebilmek. Dahası, kamuflaj gibi yetenekler geçerliliğini yitiriyor.
İçsel Yetenek [Zehirli Pus Nefesi]… Güçlü zehirli (çürütücü, aşındırıcı) bir nefes yayma yeteneği. 120 derece içerisinde 7 metreye kadar ulaşabilir.
Bu iki yetenek dahilinde, aynı zamanda yılanı da taklit edebiliyorum.
Zehirin ana etkisi aşındırıcı hasar vermesi (hem ete hem de ekipmana). Normal maceracılara karşı baya etkili olur büyük olasılıkla.
Bu dünyanın büyüsüyle de, kolay bir kavga olabilir.
Bu nedenle yılanın yeteneklerini araştırmaya başladım.
Kazanma olasılığımı yükseltebilirken yükseltmek en iyisi.

Doğruladığım şeyler;

  1. Yılanı taklit edebiliyorum.
  2. Elde ettiğim yetenekleri onların şekillerine bürünmeden de kullanabiliyorum ancak hasar değerleri düşüyor- daha güçsüzleşiyorlar.

Bu ikisini daha da açıklamak gerekirse,

1… Özümsediğim ve incelediğim canavarları midemde stoklayabiliyorum. Vücudum daha önce hasar aldığım yeri iyileştirdi ancak sanki dikilmiş gibi hissediyorum… hücrelerle dikilmiş gibi.

2… İçsel yetenekler, o canavar ırkına-türüne özel olan yetenekler. Tıpkı benim [Yeme, Absorbe ve Yeniden Oluşturma] yeteneklerim gibi. Yetenekler hakkında eğer canavarı taklit etmezsem, yeteneği %100 bir şekilde kullanamıyorum. Ancak [Isı Tespiti] gibi tamamen özümseyebildiğim yetenekler de mevcut.

Özetlersek,
[Avcı] mükemmel bir yetenek
Aynı zamanda çok ama çok kullanışlı.
Yılanla dövüştüğümden beri 3 gün geçti.
Halen daha mağaranın içerisindeyim.
Soğuk hissetmiyorum, ama büyük olasılıkla burası buz kesiyor.
Güneş ışığı buraya hiç gelmiyor, normal.
Bir korkum üzerinde devamlı bir şekilde düşünmeye devam ettim.
Biliyorum, biliyorum… doğru olabilmesinin imkanı yok.
Ama ne yaparsam yapayım, kafamdan bu düşünceyi atamıyorum.
Yani… Farz edersek…
Kayıp mı oldum ki?
Yok, yok imkansız.
Yani… öyle değil mi? Kim acemilerin geldiği bu mağarada kaybolabilir ki? (TL: Acemiler = RPG lerdeki düşük seviyedeki oyuncuların doğduğu ilk şehir gibi.)
Bu işin en kolay kısmı değil mi?
Yani maceracılar bile kayıp olmadan buralara kadar gelebildiler.
Sorun olmamalı, büyük olasılıkla uzun bir yol.
Ama slime olarak yeniden doğmam iyi olmuş.
Eğer normal bir “Dünya Gezgini” olarak buraya gelmiş olsaydım kesin açlıktan kıvranıyor olurdum.
Kimin aklına gelirdi ki bir slime olarak doğduğuma teşekkür edeceğim.
Ancak yolu bilememek sıkıntı veren bir şey.
Buranın bir haritası falan yok mu acaba?

<<Çözüm. Bulunulan yer gösterilsin mi? [EVET]/[HAYIR] >>

Bir daha söyle. (TL: Orijinal halinde kelime oyunu var, kafiye yapılmış)
Bu şakayı yapmadan duramadım.
Ama harbiden siktir ordan! Bu kadar kullanışlı bir yeteneğimin olduğunu neden daha önce söylemiyorsun!!!
Kesinlikle [EVET]!
Lanet olası tam çözüm-rehber! (TL: İnternette oyunlar hakkında daha önce oynamış olanların verdiği tiyolar)
Bunu düşünecek zamanım vardı.
Eski oyunlarda kâğıt, kalemle oturup yapılan her adımı kaydederdin.
Her adımı hesap etmek zevk verirdi adama.
Ancak çoğu insan tam çözümlere sırtını yaslamaya başladı ve bu nedenle tam çözüm gibi şeyler standart oldu.
Artık bilinmeyenin zevki kalmadı oyunlarda.
Dahası, bir kere alışınca geri dönüşü de yok bu işin.
Bu olmadan oyunlarda takılanabileceği de bir gerçek ama.
Her neyse bu elverişli yeteneği kullanmaya başlayalım.
Kafamda canlanan haritaya baktım.
Bu bir hata olmalı… Daireler çiziyormuşum haberim yok.
Benim gibi oyunların tam çözümlerini çıkaran bir kimse için kayıp olmak mı?? İmkansız!

…………

…….

O kadar da imkansız değilmiş.
Haritaya göre, daha önce keşfedilmemiş yerlere gitmişim.
Yani son üç günü daha önce kimsenin görmediği bir yerleri gezerek geçirmişim.

Fufufu.

Beni yanlış yönlendiren bir zindan (mağara) ha… Saygıdeğer bir rakip!
Gereksiz yere mağarayı övelim sanki bi b*k olacak.
Ve hiç yön duygusu yok diye düşünme bile!
Mağara girişi yakın mı ki?
Burada büyüyen değişik yosun ve otlar var.
Bir yerden ışık giriyor, çimleri bir ışık ve renk banyosu altında aydınlatıyor.
Yani gündüz olmalı.
Buraya kadar baya bi savaştım.
Kırkayak canavarı (Şeytani Kırkayak: B+ seviyesi)
Büyük, siyah örümcek (Kara örümcek: B seviyesi)
Vampir Yarasa (Dev Yarasa: C+ seviyesi)
Kabuklu Kertenkele (Ammosaurus: B- seviyesi)
Bunlar karşılaştığım dört tür.
Karşılaştığım o yılan haricinde başka yılan göremedim.
Hepsi güçlü düşmanlardı,
Tek bir [Su Kılıcı] ile yenilen…
Yani aslında yarasa birkaç kere kaçtı ve kırkayağa ateş ettiğim açı kötüydü.
Daha rahatlayamam.
Örnek olarak, kırkayak kendi benliğini tamamen sildi ve arkadan bana saldırdı.
Şansıma bu gibi saldırılar [Büyü Algısı] ve [Isı Tespiyi]’ ne sahip olan benim için bir kaygı sunmadı.
Birkaç tane [Su Kılıcı]’ nı arkamdan salladım.
Büyük örümcek baya tehlikeliydi.
Zaten örümceklerle aram iyi değil.
Piskolojik bir şey. Bi tanesini gördüğümde bir yere saklanma ihtiyacı duyuyorum.
Ama yeniden doğuduğumdan mıdır bilinmez kalbim bunun gibi şeylere karşı artık daha güçlü.
Bu nedenle kaçmadan savaşabildim.
Belki abarttım ama bütün gücümü kullanacağım! Bu düşünceyle beş tane [Su Kılıcı] ile paramparça ettim.
Kırkayağı ve örümceği özümsemede baya bi duraksadım ama elimden geleni yaptım.
Ancak eğer hamamböceği canavarı varsa kesinlikle yemeden kaçacağım.
Bu dünyada takdire şayan bir söz var: Savaşan ve kaçan kimseler kesinlikle başka bir günü görürler.
Bunların sayesinde edindiğim yetenekler;
Kırkayak canavarı [Felç Nefesi]
Büyük Örümcek [Yapışkan İplik, Demir İplik]
Vampir Yarasa [Vampirism, Ultrason Dalgaları]
Kabuklu Kertenkele [Savaş Zırhı]
Ve bu şekilde yeni güçler elde ederek, mağaradan başarıyla dışarı adım* attım.
Doğduğumdan beri ilk defa güneş ışığının altındaydım.

 

 

Durum

İsim: Rimiru Tempest

Tür: Slime

Kutsal Koruma: Fırtına Hanedanı
Ünvan: Yok
Büyü: Yok
Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime yetenekleri [Yeme, Absorbe, Yeniden Oluştuma], Yetenek [Hidrolik İtiş], Ekstra Yetenek [Büyü Algısı], Elde Edilen Yetenek- Yılan [Isı Tespiti, Zehirli Pus Nefesi] vs…
Rezistans: Termal dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Atak Rezistansı, Acı Algı Rezistansı, Elektirik Rezistansı, Felç Rezistansı

3 thoughts on “007. İlk Kapışma

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s