003. Sohbet

003. Sohbet

01. Güçlenme Bölümü

Biri ufaklık mı dedi?
Her ne şekilde düşünürsem düşüneyim bana hitap edildi değil mi?
Ama bir sestense, kafamda birden bire oluşan sözcükler gibi hissetim. Her neyse, nasıl olsa kulaklarım yok.

(Oi Beni duyabiliyorsun değil mi? Cevap verirsen iyi olur!)

Duyabiliyorum!
Ama, sesim olmadığından cevap veremiyorum.
Denemek amacıyla,

(Çok gürültülüsün, kel herif!)

Cevap vermek istediğim kelimeleri kafamda canlandırmaya çalıştım.
Neyse nasıl olsa beni duyamıyorsun, o yüzden verdiğim cevap fark etmemeli. Ama nasıl cevap verebilirim…

(…Ho, Hoho! Bana kel demek ha, ne kadar da cesursun!!! Uzun zamandır birileriyle konuşmamıştım ama yanlış bir şekilde kendimi açıklamış olabilirim önümdeki ölmek istiyor anlaşılan!)

Lanet olsun. Dediğimi duymuş.

Ama, iyi tarafından bakalım kelimeleri kafamda canlandırınca cevap verebiliyorum! Daha önce öğrenmiş olsaydım karşımdakini sinirlendirmezdim. Aynı zamanda karşımdakinin nasıl biri olduğunu bile bilmiyorum. Neyse pes etme zamanı, özür dileyelim.

(Özür dilerim! Nasıl cevap vereceğimi bilmiyordum, o yüzden münasip gördüğüm şeyleri söyledim. İçtenlikle özür dilerim! Ve ayrıca görmeme yarayacak gözlerim olmadığından senin çehreni göremiyorum.)

Acaba dediklerim ulaştı mı?
Göremiyorum ama kim kel olabileceğini tahmin edebilirdi ki? Eğer bu doğruysa kızması normal. Gereksiz yere konuşmamaya dikkat edelim.

(Fufufu. Fuhaha. Fuahahahahaha!)

Ve birden bir gülüş.
Mükemmel, üç aşamalı bir gülüş. Nefes kesici.
Acaba siniri dindi mi?

(İlginç. Söylediklerini beni göremediğin için söylediğini anladım ama gözlerinin olmaması kötüymüş. Slime canavar türleri genellikle düşünemeyen yanlızca [Yeme], [Parçalara Ayırma] ve [Yenilenme] yeteneklerini kullanabilen yaratıklar. Birisinin kendi arazisinden ayrıldığını hiç görmemiştim)

İyi kötü bir şeyler anlatmaya başladı.
Onu sinirlendirmektense dikkatini mi çektim…?
Her neyse bu ilk temas. Bu benim slime olarak hayatımın ilk bölümü.
Güzel bir şekilde devam etmek istiyorum
Ve ondan bir sürü şey öğrenmek istiyorum.

(Bir slime birden bire vücuduma çarpınca bu durumu garip buldum. Hem de o derecede bir hızla. Nesin sen? İsim verilmiş bir canavar mı? Nadir bir canavar mı?)

İsim verilmiş? Nadir? Anlamıyorum.

(Özür dilerim ancak ne dediğini hiç anlamadım. Aslında daha ben doğalı yalnızca 90 gün oldu…)

(Evet. Bilinç, bir slime için imkansız bir şey. İsim verilmiş canavarlar birisi tarafından isim bahşedilmiş canavarlar ama doğumundan yalnızca 90 gün geçmiş… O zaman, nadir mi?)

(Nadir derken ne kast ediyorsun?)

(Nadir canavarlar bir mutasyon geçirmiş ve değişik güçlere sahip olan canavarlardır. Ender bir şekilde büyü enerjisinin bol olduğu yerlerde doğarlar… Anladım senin doğuşunun temeli benim büyü enerjim olsa gerek!)

Mumu? Peki bu ne demek ki?

Bakalım acaba geçmiş dünyamdaki bilgilerim burada işe yarayacak mı?
Yani bu yaşlı adamdan (tahminen), büyülü enerji sızıyor ve bu yüzden buralarda büyü enerjisi bol. Ve bu enerjinin birikmesiyle ortaya gelen canavar ben – slime’ ım? Durum bu mudur?

(Evet, bu geçmiş 300 yılda bana yaklaşabilecek bir canavar yoktu. Benim enerjimden doğuduğun için belki bana dokunabiliyorsun!)

(Hoho O zaman, sen benim ebeveynlerim gibi bir şey mi oluyorsun?)

(Ebeveyn demek yanlış olur. Çünkü üreme kabiliyetim yok. Bazı canavarlar üreyebilir bazıları üreyemez.)

(Normalde, bu gibi şeylerin olmaması alışa geldik bir durum. Eğer canavarlar yoğunlaşmış enerjiden doğuyorsa, üreme gereksiz olmaz mı?)

(… Ufaklık, şaşırtıcı bir şekilde zekisin. Normalde senin gibi düşünen canavarların sayıyı çok az ama senin gibi zeki olanlar ancak Majin olabilir… Neyse ne. Sorularına cevap vereceğim. Alt sınıf oluşturan canavarlar mevcut bunlar üreyebiliyorlar. Goblinler, Orclar, ve Kertenkele Adamlar bunlardan sayılabilir. Bunlar canavarlar arasında özel bir tip canavarlar, yarı insanlar. Yarı insanlar arasında insanlarla iyi ilişkiler kuranlar da var. Elfler, hobbitler ve cüceler – bunlar büyülü peri ırkları.

Yani, kısaca açıklayacak olursam, Majin’ i destekleyenlere canavar, insanları destekleyenler yarı insan deniyor. Bu yarı insanlar üreyebilen canavarların temsilcileri olabilir. Ama hepsi değersiz birer pislik sürüsü!)

Sırada, Majin hakkında

Büyü enerjisinden doğumuş olmalarına rağmen genellikle kendilerini aşıp evrim geçiren canavarlar

Üreme ve zeka onların göze çarpan özellikleri. Bundan da önemlisi kişiden kişiye kişilikleri değişir. (TL: çok fazla kişi…) Bunalrın arasında üst sınıf majin lerde var. Bunlar en karmaşık ve en çeşitli topluluktur.

Sonuç olarak, devler, vampirler ve iblisler üst sınıf majin olup en uzun ortalama hayat süresi olan varlıklardır. Bunlar da üreyebilirken normalde üremezler (üremeyi tercih etmezler). Çok büyük miktarda büyü enerjisini vücutlarında barındırdıkları için vücutları asla yaşlanmaz bu yüzden çocuk yapmaya ihtiyaçları yok. Ama eğer bir savaş ve ya bir doğal afet olupta sayıları azalırsa bu düşünme şekillerini değiştirebilirler. Beklendiği gibi güçlüler. Onlarla birden çok sefer savaştım ama birden fazlasıyla aynı anda savaşılabilecek bir düşman türü değiller. Kavga etmek için müthiş bir ortak!

Bunların hepsine iblis ırkı denir.
Zeki, üreyebilen ve insanlığı yok edebilecek varlılar – insanlar tarafından iblis olarak adlandırılır.
Benim neden üreyemediğime gelirsek… gerek yok. Ben “Tek ve mükemmel dört tane var olan ejderhalardan biriyim, Fırtına Ejderi Veldora!” Ben buyum işte!
Ne zaman ne de ölüm beni bağlar! Saf bir büyü enerji kitlesi ve bu yüzden ben sonsuzum!!!

Fu…. hahahahahahaha!!!)

Ve beklediğim o tiz gülüş…
Yani, bir yaşam limiti olmadığından, çocuk yapmaya ihtiyacı yok! Gibi bir düşünce mi?
Açıklaması uzadıkça uzadı ama yaralı bir açıklamaydı.
Fırtına Ejderi Veldora… bir ejder öyle mi?
Üst sınıf bir majin ile zevkine kavga eden biri, tehlikeli değil mi?
Bu çoğu manga ve anime fanının hoşuna giderdi.
Bildiğim kadarıyla Fırtına Ejderi Veldora’ nın tehlikeli olduğunu hiç düşünmeden söyleyebilirim.
Ve sorularıma bu kadar kibar bir şekilde cevap vermesi bu işi daha da garipleştiriyor.
Peki… şimdi ne yapsak…

(Öy… Öylemi! Ne kadar anlaşılması kolay bir açıklamaydı, çok teşekkür ederim! Şimdi müsaade ederseniz…)

Bu kelimelerle gitmeye çalıştım

(Bekle. Ben kendimi açıkladım. Şimdi sıra senin değil mi? Hmm?)

Hemen topuklayabileceğim bir duruma benzemiyor.
Eveeet~ Kendim hakkında konuşayım…ama bir dakika ben bu dünyada yeniden doğdum! Eğer bunu söylersem bana inanır mı acaba?
Zeki bir slime numarası ile onu kandırmak düşünülemez bile.
Eğer onu kandırmaya çalıştığımı anlarsa bu ölümü kaçınılmaz yapar.
Aman neyse.
Bana inanır ya da inanmaz benim karar verebileceğim bir şey değil.
Kararımı verdikten sonra, olan biten her şeyi anlattım.





(Ve işte olaylar böyle! İlginç deme!)

Özel yeteneklerimden bahsetmeden bıçaklandığım andan slime olarak uyandığım ve şimdiye kadar yaşadığım zamana kadar anlattım.
Bunları anlatırken ilginçtir ama o kadar da rahatsız edici bir durum gibi gelmedi, ama, aslında baya kötü.
Hiç bir şeyi göremiyor olmak en kötüsü.
Eğer bu böyle giderse dünyadaki güzel ve şirin kızları kesemiyeceğim?
Bu beni çok üzüyor… (TL: sapık!)

(Anladım. Düşündüğüm gibi yeniden doğmuşsun. Ne kadar nadir bir metod kullanmışsın.)

(Ney? Metod mu? Bir dakika bana şüpheyle yaklaşman ve ya şaşırman gerek miyormu?)

Nasıl bir cevap bu. Reenkarnasyon çok nadir gerçekleşen bir şey değil mi? Söyleyişine bakarsak normal doğum çok daha nadir gibi gözüküyor!

(Evet. Yeniden doğan kimseler arada bir ortaya çıkıyor. Güçlü isteklere sahip –ruhlarına işlenmiş- kimseler. Aralarında geçmiş hayatlarını hatırlayanlar olağandışı değil. Ama başka bir dünyadan reenkarnasyon … işte bu nadir bir şey. Dahası, normalde insan olarak doğulur. Bir canavar olarak hem de büyü enerjisinden tekrar doğmak… bunu ne duydum ne de daha önce gördüm.

Dünyalar arasındaki sınırları geçmiş olmak için yalnızca güçlü isteklere sahip olmak yetmez.Eğer ruhunu bu iblis vücuduna sabitlememiş olsaydın ruhun kaybolurdu. Sen özelsin)

(Öylemi? Benim böyle oluşumdan haberim yoktu… Yani benim haricimde tekrardan doğan kimseler mevcut?)

(Evet. Dünyalar arası ulaşım başarılı olmamasına rağmen bazı kimseler diğer taraftan bu tarafa sürüklendi. Onlara “Yabancı” ve ya “Dünya Gezgini” deniyor ve özel bir zekaya sahip olutorlar. (TL: Daha zeki). Ayrıca bazı özel yeteneklere de sahip olabiliyorlar.Tekrardan doğumuş ve zekası için dünya çapında bilinen kimselerin kayıtları var. Ama aynı zamanda hiçbir zaman tanınmamış olanlarda mevcut.)

Anladım. Yani başka bir deyişle… Benim dünyamdan olup olmadıklarını bilmiyorum ama karşılaşmak kötü bir fikir değil.

Belki bu dünyada da Japonlar vardır.

Şimdilik hedefimi birisiyle karşılaşmak yaptım.

(Anladım! O zaman gidip eğer bir “Dünya Gezgini” ile karşılaşabilir miyim deneyeceğim! Belki bir arkadaş bile bulabilirim.) (TL: arkadaş = Japon)

(Ama ufaklık sen daha göremiyorsun bile.)

(Ah… Doğru)

Göremiyorsam ne yapacağım?

Çok el verişsiz ama eğer dikkatlice ordan oraya zıplayarak gidersem büyük olasılıkla biriyle bir gün buluşabilirim. Muhtemelen.)

(Gözlerini iyileştireceğim) (TL: eski haline getireceğim)

Ney? Nasıl?

Oİ oi, bu yaşlı adam, hayır, Fırtına Ejderhası Veldora… İyi biri (ejder) değil mi?

Gerçekten bir mucize bekleyebilir miyim?

(Eh? Gerçekten mi?)

(Evet ama bir şartım var. Ne diyorsun?)

Şart mı… biraz kaygı verici ama…

(Nasıl bir şart?)

(Kolay bir tane. Görüşün düzeldiği zaman ve beni gördüğün zaman benden korkma ve lütfen bir daha benimle muhabbet etmeye gel. Nasıl?)

İyi değil mi?
Acaba… Bu ejder sadece yalnız değil mi? Güçlü olmasından dolayı yaşadığı yalnızlık?
Tam uzattıkça uzattı diye düşünürken aslında onun konuşacak birisi olmamış olmalı.
Belki sadece yumuşak kalpli.
Belki gerçek bir ejderha bile değil. Belki bu dünyanın ejderhaları o kadar da etkileyici değil.
Evet. Bu kesinlikle iyi bir anlaşma.

(Sadece o kadarla mutlu musun?)

(Evet. Aslında gerçeği söylemek gerekirse üç yüz yıldır buraya mühürlendim ve çok sıkıldım. Cevabın ne?)

(Eğer senin için bir sıkıntı yoksa kabul ediyorum!)

(Tamam. O zaman bu bir söz. Unutma!)

(Tamam. Dedikleri gibi ben güvenilir bir slime’ ım!)

Tabi ki yalnızca ben böyle düşünüyorum.

(Tamam o zaman. [Büyü Algısı] adında bir yetenek var. Kullanabiliyor musun?)

(Hayır kullanamıyorum. Nasıl bir yetenek bu?)

(Etrafını büyü enerjisiyle algılıyorsun. Önemli bir yetenek değil ve elde etmesi kolay bir yetenek.)

(Ho ho. Kolay ha!)

※Gerçekten hiç kolay değil.

(Evet. Benim gibiler için nefes almak kadar kolay-yaptığını bile fark etmezsin.)

(Anladım! Eğer elde edersem o zaman görebilecek miyim?)

(Ana fikir bu. Bu dünya büyü enerjisiyle kaplı. Yoğunlaşması arasında farklar var. Ve, ışık ve karanlık dalgalar gibi özelliklere sahip, biliyor musun?)

(Evet. Işık dalgası ve karanlık dalgalar, değil mi?)

(Baya iyi biliyorsun, bu bilgiler geçmiş dünyadan mı? Bu dalgalanmaları izleyerek baktığın nesnenin şeklini hesaplamak mümkün. Kolay değil mi?)

Ney? Nasıl yani?
Bu … Nasıl o kadar kolayca yapabiliyor?

(Iya~ zor gibi geldi bana…)

(Ne? Bunun sayesinde eğer gözlerin, kulakların parçalansa bile savaşmaya devam edebilirsin. Pusulara yakalanmak imkansız. Vazgeçilmez bir yetenek!!)

(Iyaiyaiyaiya! Kavga etmeyi bir yere bırakalım ben sadece görmek istiyorum!)

(Muu~ Öyle diyorsan o zaman elde etmene yardım edeceğim. Ve başka bir yol da bilmiyorum!)

(Ne… nasıl yapabiliyorsun? Sende daha acemi değil misin?

(Merak etme. Sen geçmiş anılarını hatırlayan şanslı birkaç kişiden birisin. Bu yüzden ışığın ve karanlığın nasıl gözüktüğünü biliyorsun. Eğer bilmemiş olsaydın, seni görebilir kılmak benim için bile imkansız olurdu. Kesinlikle kutsanmışsın!)

Anlıyorum. Karanlık ve aydınlığı bunları daha önce hiç tecrübe etmemiş birine anlatmak zor olurdu. Ben yapamazdım. Hellen Keller’ın harfleri öğrenmesi iki yılını almıştı. Yani başka bir deyişle geçmiş hayatımın bilgilerine sahip olduğum için sahte-görüş ve [Büyü Algısı]’ nı elde edebilirim… Nasıl olsa reddedebileceğim bir konumda değilim. Görememek çok el verişsiz. Dahası, unuttum ama benim [Ulu Ermiş]’ im de var. Bu işin sonu hayır!

(Lütfen bana öğret!)

(Merak etme; gerçekten çok kolay. Öncelikle, büyü enerjisini bedeninin içerisinde oynatmaya çalış.)

Bunu bir şekilde anladım. Su içerisinde hareket etme gibi düşünebilirim.

(Böyle mi?)

Bedenimde çevreletirken. Büyü enerjisinin hareketini kontrol ediyorum.

(Evet. Yapamam dedin ama bu işte bay iyisin. Peki o zaman içinde hareket eden ve dılarıda hareket eden enerjiyi arasındaki farkı hissedebiliyor musun?)

Bu aslında baya kolaymış.
Bu kadar zamanı büyü enerjisini hissederek geçirmem iyi olmuş. Yani büyü enerjisini emerek hayatta kalıyorum zaten. Hissetmek önemli!

(O kadarını anladım nasıl olsa onunla besleniyorum.)

(Kukuku. O kadarını anlıyorsan eğer gerisi daha da kolay. Dışarıdaki hareket eden büyü enerjisini hissetmeye çalış.)

Anlamadığım şey de o zaten.
Neyse, söylendiği gibi yapmaya çalışıyım.
Hareket ettiğini hissediyorum. Öne, arkaya, öne, arkaya…
Unuttum! [Ulu Ermiş]’ i aktive edelim.

<<Doğrulandı. Ekstra Yetenek [Büyü Algısı]…… başarılı bir şekilde elde edildi>>

<<[Büyü Algısı] Ekstra Yeteneğini kullanıcak mısınız? [EVET]/[HAYIR]>>

Ney?
Bu kadar kolay bir şekilde mi elde ettim?
Neyse, tabi ki [EVET].
Beklediğim gibi, [Ulu Ermiş] her zamanki gibi güvenilir.
[Büyü Algısı]’ nı aktive ettiğim anda kafam bir sürü bilgiyle doldu.
İnsanken asla bu kadar yüklü bir bilgisi işlemeye çalışmamıştım.
Azar azar, büyü enerjisi hareket ediyor – karanlık ve aydınlık dalgalar.
Bütün bilgiyi alıdıktan sonra anlayabileceğim bir bilgi türüne çevirdim.
Ve şimdi 360 derece, hiçbir kör nokta olmadan görebiliyorum.
Bir kayanın gölgesi, 100m ötedeki manzara: eğer bilincimi oraya yönlendirirsem görebiliyorum.
Eğer bir insanın beyni bu kadar bilgiyle dolmuş olsaydı… Büyük olasılıkla yanardı.
Ama ben bir slime’ım. Bedenimdeki her hücre hem kas hem de beyin hücresi!
Bu kadarını kesin olarak söyleyebilirim.
Ve…

<<Ekstra Yetenek [Büyü Algısı] Özel Yetenek [Ulu Ermiş] ile bağlanılıyor…bitti>>

Görüş alanım iyileşti.
Dahası, bu kadar fazla bilgi aşımından kafamda bir acı da hissetmedim.
Ayrıca bunu şimdiye kadar yapamamış olmam garip, bu da bir görüş şekli sonuçta.
[Ulu Ermiş] hile gibi.
Bu kesinlikle bir abartı değil.
Eğer başkalarında olsaydı hileci derdim. Ama ona sahip olan benim.
Yani problem yok.

(Bir şekilde başardım gibi. Çok teşekkür ederim.)

Bunu söylerken en sonunda “ona” baktım.
Düşündüğümden farklı… Gerçek bir ejderha.
Pırıl pırık siyah demir gibi, esnek ama sağlam balık pullarına benzeyen…
Kötü bir ejderhanın çehresi.

Featured image

(Geh! Ejderhaaa!!!!!)

Beklediğimden daha korkunç bir görüntü, kalbimden kaçan bir çığlığı tutamadım.

.

.

Durum 

İsim: Mikami Satoru
Tür: Slime
Ünvan: Yok
Büyü: Yok
Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime yetenekleri [Yeme, Absorbe, Yeniden Oluştuma], Yetenek [Hidrolik İtiş], Ekstra Yetenek [Büyü Algısı].
Rezistans: Termal dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Atak Rezistansı, Acı Algı Rezistansı, Elektirik Rezistansı, Felç Rezistansı

TL: Majin ya büyülü insanlar ya da iblis tarzı canavarlar olarak çevirilebilir. İngilizce de en yakın çevirisi “Devil” yani iblis olabilir ama yazar ileride farklı bir şekilde kullanmaya karar verdiği için bu şekilde bırakıldı.

5 thoughts on “003. Sohbet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s