001. Bu Yeni Dünyada Ne Yapabilirim, Görelim

001. Bu Yeni Dünyada Ne Yapabilirim, Görelim

01. Güçlenme Bölümü

Kapkaranlık. Karanlık her şeyi yutmuş bir şekilde etrafı iyi görebilmemi engelliyor.
Neredeyim? Ne oldu?
Biri benimle alay etmiyor muydu? Bana ermiş… Hayır, ulu ermiş diyerek?

.

Bu düşünceler içerisindeyken, kendime geldim.
Adım Mikamı Satoru. 37 yaşında, yaşlı sayılabilecek, iyi biriyim.
Benim altımda çalışan (TL: Japonlar bu gibi kimselere kouhai diyorlar) elemanı kurtarmaya çalışırken bir manyak tarafından bıçaklandım.
Neyse~ her şeyi hatırladım. Şu anda iyiyim. Panik yapacak zaman yok.
Ve ondan önce benim gibi biri paniğe kapılabilir mi? Hah. Bir ilköğretim öğrencisinin altına yapması ne kadar olasıysa benim paniklemem de o kadar mümkün.
Etrafa bakmaya çalıştığım anda en sonunda fark ettim. Gözlerimi açamıyorum.
Bu problem bir kenara kafama dokunmaya çalıştığım anda… Kollarımın bana cevap vermediğini fark ettim. Ve daha da kafa karıştırıcı olan ise kafamın nerede olduğunu bile çıkaramıyorum.
Eveeeet, panik için iyi bir zaman.
Oi, Oi (TL: Japonların bir birlerine kısmi argo bir şekilde seslenmeleri) bi saniye.
Bi dakika, kafamı toparlamam lazım. Bu gibi durumlarda sakinleşmek için asal sayıları saymanın iyi olduğunu söylerler, deme?
1,2,3 Daaaaaa!
Hayır! Bu doğru değil. 1 bir asal sayı değil, değil mi?
Boşver kimse onu takmıyor zaten.
Dangalaklık için zaman yok. Yani, çok tehlikeli bir durum içerisinde değil miyim?

Are~ (TL: Japonların afalladıkları zaman düşünürken çıkardıkları ses). Lan, harbiden noldu?

Belki… yani paniklemek için bile çok geçse?
Düşüncelerimi toparlarken, hiçbir yerimin acı içerisinde olmadığını anladım.
Acı hissi yok. Baya iyi hissediyorum.
Burası ne soğuk ne sıcak. Aslında, burası baya güzel ve rahat bir mekânmış.
Bunun sayesinde biraz rahatlayabildim.
Sırada, uzuvlarımı kontrol etmek var. Parmak uçlarımı unut, kaslarımı bile oynatamıyorum…
Bu nasıl olabilir?
Sırf bıçaklandı diye bacaklarımı ve kollarımı kaybetmiş olamam… Peki, öyleyse ne oldu?
Halen daha gözlerimi açamıyorum.
Hiçbir şeyi göremiyorum, tamamen karanlığın içerisindeyim.
Korku ve endişe yavaş yavaş kalbime doğru sanki sürünürcesine yaklaşıyor.
Acaba… bu bitkisel hayat dedikleri şey mi?
Bilinç, kasları kontrol eden sinirlerden ayrılmış – hareketsiz… Durum bu mudur?
Hayır, hayır, hayır hayır! Lütfen bu gerçek olmasın!
Tam kurtuldum diye düşünürken… Bitkisel hayat? Bundan daha kötü ne olabilir? Vücudumun yarısını kaybetmek bile daha tercih edilebilir bir durum!
Tabi, her şekilde sonuçlar berbat olurdu. Ama bu karanlık içerisinde yapayalnız, hiçbir şey hissetmeksizin… bu cehenneme gitmek ile aynı şey değil mi?
En kötü olabilecek durumu göz önünden geçirdikten sonra panik hızlı bir şekilde yerini umutsuzluğa bıraktı.
Bir daha baştan düşünmek istiyorum.
Dediklerine göre insanlar karanlık içerisinde hapis edilince, kısa bir süre içerisinde akıl sağlıklarını kaybederlermiş. Ben de işte tam bu durumdayım ve işin kötüsü kendi canımı alma seçeneğimde yok.
Umutsuzluğa kapılmaktansa tek yapabileceğim şey kafayı yemek, öyle mi?

Ve işte tam o anda,

*Hisseder*

Bir şeye dokunma hissi.

Hmm? Bu de ne…

Bütün hislerim o dokunma hissine odaklanmıştı.
Gövdemin tam dikey olmak üzere bir şey okşadı. Çime yakın bir şey hissettim.
Bütün bilincimi oraya yönelttiğimde ise vücudumun şeklini anlamaya başladım. Ve bu arada, çimin ucu bir iğne gibiydi.
Bu his beni biraz mutlu etti.
Lakin hala bu kapkaranlık yerdeyim. Ve sadece beş histen sadece bir tanesini geri kazanmış olsam bile bu bana tekrar yaşadığımı hissettirdi.
Memnun bir biçimde çime doğru gitmeye karar verdim.

*Zururi* (TL: Yazarın kullandığı ilerleme ses efekti)

Vücudumun ilerlediğini hissedebiliyordum.
Ha… Hareket mi etti?

O ana kadar, bir hastane yatağının üzerinde uzandığımdan emindim. Göbeğimin (?) altında sert bir şey hissediyordum – bir taş belki.
Anladım… Aslında her şeyi anlamamış olsam bile, bir hastanede değilim.
Dahası, gözlerim hala göremiyor.
Hiçbir şey de duyamıyorum ama belki sadece sağır olmuş olabilirim.
Yüzümün çime doğru dönük olduğundan emin değilim – ne de olsa kafamı hissedemiyorum – çime doğru ilerleyeceğim ve onunla temasımda kendim hakkında bir şeyler öğreneceğim.
Havada bir koku da yok. Acaba? Koku hissimi de mi kaybettim?
Vücudumun şeklini cidden çıkaramıyorum.
Kabullenmek istemiyorum ama görünen o ki parlak (TL: pürüzsüz) jöle gibi – RPG (TL: Japonya da Online olarak oynanan oyunlarda ki popüler bir canavar…) oyunlarında ünlü olan hani şu şey – canavara benzeyen o şey gibi.
Kendimi bilinçaltında bu olasılığı düşünürken bir süre eğlenirken buldum.
Hayır… Olamaz. Yani… Her ne olursa olsun… İmkânsız bir şey bu.
Her neyse şimdilik bu düşünceleri bir kenara bıraktım.
Şimdiye kadar kenara kaldırdığım geriye kalan diğer beş hissi deneme karar verdim.
Ama… Ağızımın nerde olduğunu bile bilmiyorum ki. Ne yapsam…?

<< Özel yetenek [Avcı] Etkinleştirilsin mi? [EVET]/[HAYIR] >>

Birdenbire kafamın içinde benim olmayan başka bir ses duydum.
Ne… Bu da ne?
Özel Yetenek [Avcı] mı?
Peki… O ses te neydi?
Ölmeden önce Tamura ile konuşurken garip bir ses duymuştum, yani kendi kendime duyduğum bir şey değildi, ha…
Orada birisimi var? Bu soru tam olarak duruma uymadı. Birisinin dışarıdan bir şey söylemesinden ise… Bu ses kafamın içeresinden geliyor gibi.
Ses canlı bir ses değil, bir bilgisayardan çıkan seslere benziyor, sentetik bir ses demek daha doğru olabilir.
Şimdilik… Cevabım [HAYIR].
Ben sonuçta hayır diyebilen bir Japon’um. (TL: Japonlar genellikle fazla kibar oldukları için bir başkasının isteğine çoğu zaman kendilerini hayır demeye getiremezler)
Kafamda [HAYIR] kelimesini canlandırdım ve bir cevap beklemeye başladım. Ama hiçbir yanıt gelmedi. Biraz daha bekledim ama nafile.
Anlaşılan ikinci bir soru gelmeyecek. Yanlış seçeneği mi seçtim acaba? Acaba [EVET[ seçeneğini seçmeyince biten oyunlardan mıydı bu?
Bir RPG’ deki gibi evet diyene kadar aynı sorunun gelmesini bekliyordum… Anlaşılan yanıldım.
Soru sorup çekip gidiyor… Ne kadar kaba biri.
Ama doğrusu bu halde bir ses duymak beni az bir şey mutlu etmedi de değil.
Verdiğim cevaptan az da olsa pişman oldum.

.

Neyse artık çok geç, oldubitti yapacak bir şey yok.
Sanırım bir şeyi yemeye çalışmaya geri döneceğim.
Vücudumu bir cam parçasını andıran bir nesneye doğru ilerlettim. Dokunma hissimi doğrularken vücudumu cama doğru dayadım.
Nesnenin ne olduğunu doğrulamak için nesneyi vücudumla kapladım… Ve evet bu kesin cam.
Çime dokunurken, vücudumla temas halinde olan bir kısmı eridi gitti. Acaba vücudum mu eridi diye endişelenirken sadece çimin eridiğini kısa bir sürede fark ettim.
Ve bu şekilde çimi eriterek onu kendi vücudum ile birleştiğini anladım.
Öyle gözüküyor ki çim bedenime girdiği için (değdiği) eridi. Yani bir başka şekilde anlatacak olursam, onu sarmak yerine yuttum demek daha doğru olur.
Bu arada… Tatsız tuzsuz bir şeydi.

.

Bu, başka bir deyişle, öyle bir şey.
Ben insan değilim.
Yani, aldığım o bıçak darbesiyle öldüm, öyle değil mi?
Bu bir soru değildi bundan kesinlikle eminim. Ve bu yüzden bir hastane yatağı yerine taşlarla ve çimenlerle kaplı bir yerde olduğumu kesin bir şekilde söyleyebilirim.
Tamura’ ya noldu acaba?
Peki ya Sawatari-san’ a?
Acaba bilgisayarım elden çıkarıldı mı?
Bu konuda biraz kuşkuluyum ama şimdi bunları üzerinde durmanın bana bir yararı yok. Sırada ne yapacağıma karar verdim.
Aslında, bir dakika bekle.
Şimdiki burada olan bana bir şeyler mi oluyor? Ve daha önce hissettiğim o duygu…
Bir kez daha şuurumu dışarıdansa kendime yönelttim.

*Puyon. Puyon* (TL: Yuvarlanma ses efekti)

Vücudum rtimik bir şekilde hareket ediyor.
O kapkaranlıkta nasıl bir şekillimin olduğunu anlamak için biraz zaman harcadım.
Ve…

.

Yılın buluşu!
Eskiden sadece yakışıklıydım ama şimdi şık ve sofistik bir vücut şeklim var.
Lan, aptal mısın? Kabullenme~!
Şimdiye kadar topladığım bütün bilgiler derlemesinde sadece o tasvir uygun gözüküyor.
Hayıt hayır yani O tasvir
Bundan nefret etmiyorum, deme? Evet. Sonuçta bazıları bu forma şirin bile diyebilir.
Ama, yani,… Eğer biri [Ona benzemek Onun gibi olmak ister misiniz?] Diye sorsa dünyadaki insanların %90 aynı şeyi söyleyeceğine eminim.
Ama bu durumda yapılabilecek tek şey durumu kabullenmek.

.

Görünüşe göre bir slime (TL : Zıp zıp topların yumuşaklarına benzeyen onlardan daha büyük tahminen bir çeşit organik maddeden meydana gelmiş bir canavar türü, jöle gibi bir canlı – balçık topu? Emin değilim hahaha…) olarak tekrardan hayata geldim – reenkarnasyon.

.

*Moshamosha* (TL: çiğneme ses efekti)

*Moshamoshamosha*

Çim yiyorum.

Neden mi? Nedeni apaçık ortada değil mi?

BUNDAN. DAHA. İYİ. YAPACAK. BİR. ŞEY. YOK.

.Featured image

Durumu kabullendikten –istemeyerekten- bir gün geçti.
Aklıma gelen ilk kaygı, tabi ki, yemekti.
Her şeyden önce acaba bu slime a dönüşmüş beden acıkıyor mu diye denedim. Bu nedenle. Önce etrafımı kolçan ettikten sonra çimin çokça bulunduğu bir yere doğru ilerledim.
İlk çim hemen yakınımdaydı bu bağlamda ne zaman gerekirse yiyebilirdim ve sapı da başka amaçlar için kullanılabiliyor. Bu kapkaranlık yerde hiçbir şey görmezken hemen yakınımda olması çok iyi bir şanstı. Amaçsızca oradan oraya ilerlemek bile ölümüme neden olabilirdi.
Bir deney yapalım.
Elli bin koyun saydıktan sonra sıkıldım
Asal sayıları saymaya çalıştım ama sıradakini bilmediğim için pes ettim.
Tek başıma Shiritori oynamakta mantıksız… Acaba yalnızken nasıl zaman öldürebilirim? (TL: Shiritori kelimenin son harfinden kelime türetmece oyunu)
İnternet olsa vakti hemen geçirirdim, cep telefonundaki oyunlarda olurdu. Ama bu… Bu bir işkence.
Münzevi bir rahip gibi meditasyon yapmak benim gibi bir amatöre göre değil.
Şu ana kadar kesin emin olmadığım tek şey: burada ki hayvanların nerede oldukları ve nereye gittikleri.
Şimdiye kadar onlardan hiç ses çıkmadı.
Neyse, göremez, duyamaz aynı zamanda koklayamazken kesin olarak yakınlarda bir tanesinin olmadığını söyleyemem, aynı zamanda birisi tarafından saldırıya uğramadım. Şimdilik.
Bunun sayesinde çok kıyak bir şekilde, hayatımın risk altında olmadığı bir şekilde yaşayabiliyorum.
Kahramanca çektiğim bu (psikolojik) ıstıraptan sonra ulaştığım sonuç bu.

.

Ne açlık hissediyorum ne de uykuya ihtiyacım var.

.

Gerçekten canım ne bir şey yemek istedi ne de şöyle bir uzanıp kestirmek.
Şimdiye kadar kaç günün geçtiğini bu karanlık yüzünden kesin olarak söyleyemiyorum.
Ne de o garip sesi bir kez daha duydum. Eğer duymuş olsaydım dediği şeye kulak verirdim.
Ve bu şekilde yapacak hiçbir şey olmadığından… Çim yiyorum.
Başka bir zaman geçirecek bir yöntem olmadığından sessizce çimleri çiğniyorum.
O kadar çok çim yedim ki bedenimin içinde ne kadar olduğunu tahmin edebiliyorum, o kadar çok yedim yani.
Eğer özel bir nedeni var mı diye sorarsanız bütün güvenimle bu cevabı verebilirim: yok.
Eğer bir şey yapmazsam kafayı yiyeceğimden korkuyorum.
Buradaki bu rutin hayata alıştım. Öncellikle [Özümsemek] ondan sonra [Parçalara ayırmak] ve son olarak [Depolamak], ve aynı şeyi tekrarlamak. (TL: parantez içerisindeki kelimeler slime a ait özel yetenek adları)

İşte tam o sırada araştırılacak bir nokta buldum.

Canım yemek yemek istememesi başka bir soruyu daha göz önüne getiriyor: boşaltım sistemi? Yemek yemek bu vücut için gereksiz peki ya boşaltım?
Cevap ise… Gerek yok!
Bu kadar zaman zarfında daha tuvalete çıkmadım.
Bir slime olduğundan bunlar anlaşılabilir şeyler ama bu [Depolama] olayı ne?
Dikkat ettiğim kadarıyla, bir değişim yaşamadım.
Peki ama o zaman yediğim şeylere ne oluyor?

<<Çözüm. Özel Yetenek [Avcı] aktifleştirilmedi. Vücuda alınan maddeler otomatik olarak depolanıyor. Bu fonksiyon modifiye edilibilir>>

Ney… Cevaplar daha öncesine göre çok daha düzgün. Belli bi önem taşımıyor da neyse.

Bu yetenek hakkında kullandığım zaman ne oluyor?

<<Çözüm. [Avcı] yeteneğinin etkileri…

Yeme: Hedefe alınan nesneyi vücuda özümsemek. Ama eğer hedef alınan bir canlı ise başarı oranı büyük bir oranda düşer.

Etkilenen hedefler organik maddeler, inorganik maddeler, yetenekler ve büyü

Analiz: Özümsenen hedef araştırılıp analiz ediliyor. Materyaller üretmek, yaratmak mümkün. Birden fazla materyal toplanırsa, bir kopya yapılabilir. Başarılı büyü ve yetenek özümsemesinde aynı teknik elde edilebilir.

Mide: Hedef depolanabilir. Üretilen materyaller de depolanabilir. Depolama sınırı yok.

Taklit: Hedefin görüntüsünü taklit etme. Hedefin kullandığı yetenekler de kullanılabilir. Ancak bu durum hedefin başarışı analizi ve edinilen bilgiye bağlıdır.

İzolasyon: Zararlı veya gereksiz materyaller analiz için depolanabilir. Büyü gücünü yenilemek için kullanılabilir.

Bu beş yetenek senin güçlerin>>

Ney…? NEEEEEEEE?

Uzun zamandır heyecan içerisinde titrememiştim. Ama müthiş derecede güçlü olan bir gücümün olduğunu öğrendim… Bu kadar müthiş bir güç hiçbir slime tarafından daha önce elde edilmemiş olmalı.
Ama, ondan önce.
Hey sorularımı duyan ses, kimsin sen? Kimse var mı?

<<Çözüm. Bu özel yetenek [Ulu Ermiş] ‘ in bir efektidir. Hızlıca yeteneklerini kullanabilmen için bir cevap fonksiyonu geliştirildi>>

Ulu Ermiş, ha… Benimle alay etmek için verilmiş bir unvan zannetmiştim ama şimdi ne kadar da güven telkin eden bir şeymiş onu anladım. Budan sonra daha da güveneceğim
Her neyse, bu benim için baya iyi bir durum.
Bu sonsuza kadar yalnız kalacağımın korkusunun sonu.
Belki de bu “Ses” kendi kendime yarattığım sesli bir halüsinasyon. Neyse o da iyi.
Ve uzun zaman sonra kalbim daha rahat atmaya başladı.

.

.

.

Durum

İsim: Mikami Satoru
Tür: Slime
Ünvan: Yok
Büyü: yok
Yetenekler: Özel Yetenek [Ulu Ermiş], Özel Yetenek [Avcı], Slime yetenekleri [Yeme, Absorbe, Yeniden Oluştuma]
Rezistans: Termal dalgalanma Rezistansı EX, Fiziksel Atak Rezistansı, Acı Algı Rezistansı, Elektirik Rezistansı, Felç Rezistansı

9 thoughts on “001. Bu Yeni Dünyada Ne Yapabilirim, Görelim

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s